Trabzonspor Başkan adaylığına talip olup, 4 bin 500 oydan yalnızca 284 rey alan bir profesör Trabzonspor’un geleceğini anlatmış. Üst perdeden veya fildişi kuleden ahkâm kesmiş. Sanki kulübü Hacıosmanoğlu’na teslim edenlerden birisi değilmiş gibi…

Trabzonspor’un neden bu hallere düştüğünü doğru anlayabilmek için şimdi bu röportajı analiz etmek istiyoruz. Mesele bu profesör arkadaşın bireysel bakışı değil… Mesele Trabzonspor’a bugüne kadar taraftar olmanın dışında hiçbir emek sarf etmeyenlerin kendilerini kulübün gerçek ve yeni sahibi gibi görmesi…  Aslında her Trabzonsporlunun kendini kulübün sahibi olarak görmesi doğal sayılmalı. Lakin herkese aynı hakkı tanıması ve saygı duyması şartıyla… Yoksa sürekli düşman icat eden Hacıosmanoğlu’ndan hiçbir farkı kalmaz. Hacıosmanoğlu’da Trabzonspor’u kurtarmak ve ağabeyleri (Bugüne kadar emek verenleri… Bugünlere getirenleri…) tasfiye etmek için yola çıktı. Kulübü onlardan kurtaracaktı!.. İlk iş olarak da kulübü şampiyon yapan başkanı, Sadri Şener’i mahkemeye verdi.

Trabzonspor’u kurtarma adına dün Muharrem Usta’nın karşısına dikilip kulübü İbrahim Hacıosmanoğlu’na teslim edenler, bugün garip bir biçimde yine benzer bir senaryonun parçası olmuşlar. “Potansiyel adaylar bir araya gelecekler!.. Kendilerinden bir arkadaşın sembolik başkanlığında birleşecekler!... Olmazsa camiada kabulü en yüksek adayın başkanlığını destekleyecekler!..” Kabulü en yüksek adayı acaba nasıl belirleyecekler?

Kafalarında nefret kutbuna oturttukları ve ‘ağabey’ aday dedikleri isimlere aslında herkes karşıymış! Yalnızca kent merkezinde kabul görüyorlarmış!.. “Siyasi ikbal ya da diyet ile alakamız yok. Olanlar da artık bir kenarda dursun!..” diyorlar.

Bu ifadelerin kendisi başlı başına siyaset yapmanın dik âlâsı… Muharrem Usta için ‘Kulübü AK Parti’ye teslim edecek!..’ deyip Hacıosmanoğlu’nda birleşenler… Tabanda hiçbir karşılığı olmadığını bile bile 200-500 oy için seçime girenler, Hacıosmanoğlu’nun değirmenine su taşırken de kulübü siyasetten kurtarmak adına yaptılar. Ama kulübü siyasetin emrine bıraktılar. Aslında onlar siyasi davrandılar.

“Trabzonspor için harekete geçen herkes 1 Kasım’ı bekliyor. Kasılmış 1 Kasım’ı bekliyorlar.” Bakış açısına bakar mısınız? İşte 1 Kasım geçti. Acaba kim yol haritasını değiştirdi? Yoksa bu sözler Trabzonspor’u siyasetin içine çekmek değil mi?

***

Trabzonspor Başkan Adayı Sayın Celil Hekimoğlu’nun etrafına dikkat ediyoruz. Dün Muharrem Usta’nın karşısında ya aday olarak ya başka bir adaya destek olarak kimler varsa orada toplanıyor. Sembolik bir başkan gerekçesiyle ve kendilerince yeni hesaplar peşindeler. Peşinde oldukları hesapların hiçbiri Trabzonspor’u kurtarmaya yönelik değil. Adeta yeni bir savaşın tarafı olma arzusundalar. Celil Bey şayet ‘Kazanayım da nasıl kazanırsam kazanayım’ düşüncesiyle ve ‘Kulübü siyasetten kurtaracağız’ diye gezinenlerin sembolik başkanlığına razı olacaksa bilmeli ki ne Trabzonspor’u kurtarabilir ne de kendi var olan itibarını koruyabilir.

Celil Bey kimsenin hesabına alet olmamalıdır. Kazansa da kaybetse de ilkeli davranmalıdır.

            

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.