Ülkemizin 5 bölgesinde mega endüstri bölgeleri kuruyoruz. 100 bin kişiye istihdam sağlayarak Türkiye'ye sanayi ve teknolojide sınıf atlatacağız. Vakit üretim vakti. Vakit Türkiye vakti.” Geçen hafta Cumhurbaşkanı tarafından twitter üzerinden yapılan açıklama bu şekilde. Daha önce bilim ve teknoloji bakanının ifade ettiği bu projelerin Cumhurbaşkanı tarafınca ifade edilmesi olayın gerçekleşme olasılığını artırıyor.

Bu açıklamanın benim açımdan 2  önemi var. Birincisi bu mega endüstri bölgelerinden bir tanesinin Trabzon merkezli Doğu Karadeniz Bölgesini içeren alanda planlanması, diğeri ise öteden beri hep söylediğimiz; bu ülkenin kalıcı olarak kalkınması inşaat sektöründen  değil, üretimden ve dünya ile rekabet etmekten geçer savımızın gereği, artık üretime dönük bir şeyler yapılması istencidir.

Ak Parti’nin bu seçim sürecinde vatandaşın önüne anlamlı gelecek senaryoları koyması gerektiğini söylemiştim. Seçimi kazanabilmesi  ve güven tazelenmesi için bu projeler yetmez ama  iyi bir başlangıç olabilir.

Trabzon yatırım adasında hedef sektörler açısından bakıldığında savunma sistemleri, uzay, havacılık, biyoteknoloji, nanoteknoloji ve bilişim alanlarında yatırımlar yapılacağı öngörülüyor. Bu seçimler bence doğru. Trabzonun altyapısı, fiziki koşulları ve  navlun şartları bu sektörler açısından mantıklı. Yükte hafif pahada ağır ürünler bizim için uygun. Yer olarak Arsin de deniz dolgusu ile kazanılacak geniş bir  alanın bu yatırımlar için belirlenmiş teşvik koşulları altında yatırımcılara sunulacağı anlaşılıyor. Bu da mantıklı ve iyi denetlenmesi koşulu ile uygulanabilir görünüyor.

Göçün engellenmesi, yerel kalkınmanın gerçekleşmesi, dışa bağımlılığın ve cari açığın kapatılması bağlamında, hem yerel ölçekte hem de ülke ekonomisine olacak katkıları nedeniyle, üretime dayalı bu tür yatırım projelerinin herhalükarda desteklenmesi herkesin ortak görevi olmalıdır. Bu destek Siyasi angajmanlara kurban edilmemelidir.

Trabzon’un jeopolitik konumunun güçlenmesi, yakın ülkelerle olan ilişkileri, Liman’ın eski yıllarda olduğu gibi hareketlenmesi, bu tür yatırımlarla mümkün olacaktır. Turizm de olan hareketliliğin sanayi ve üretimle at başı olması birbirini tamamlayacak,Trabzon’u sürdürülebilir şekilde büyütecek ve bu büyüme her kesime olumlu yansıyacaktır. Bu proje ile demir yolu, güney çevre yolu ve diğer tüm altyapı eksikliklerimiz daha çok göze bakacak ve çözümü kolaylaşacaktır.

Hatta göreceksiniz bu projeler gerçekleşirse Trabzonspor dahi bundan olumlu anlamda etkilenecek, mali problemlerini daha kolay çözecektir.

Ancak şunu da hatırlatmadan geçmeyelim; her nekadar bu projeler “Yeşil” yani doğa dostu projeler olarak lanse edilip  planlansa da bir çok başka uygulamada çevreye çok ciddi sorunlar yarattığını gördük. Trabzon bugüne kadar yaşadığı vahşi betonlaşma, HES projeleri ve bunlara bağlı doğa yıkımını bu proje ile ilave olarak yaşamamalıdır. Eğer bu projeler çevreye zarar verirse geri dönüşü olmayacak şekilde şehri kaybederiz. Bundan şu anda olumlu giden turizm de olumsuz etkilenir. Dimyat’a pirince giderken eldeki bulgurdan olmamak gerek. Bir diğer konu ise bu teknoloji projelerinde yer alacak insan kaynağına sahip olmadığımızı düşünüyorum. Bu projeler şehre beyin göçünü artırabilir ve üniversitelerimizin ilgili bölümlerini harekete geçirebilir. Açıkçası biz takipçisi olacağız. İnşallah olur, hayırlı olur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Türkoğlu Türk 5 ay önce

Tersine beyin göçü olması için önce Trabzonlu işverenlerin beyninde devrim olması gerekir. 5 yıl tecrübeli mühendislere utanmadan 2500 TL teklif etmeyecekler!!!

banner89

banner108