Her şeyin sahtesini üretmişiz.
Gülüşün ve gözyaşının da...
Sonra bir sürü anlamlar yüklediğimiz deyimler ortaya çıkmış.

Timsah gözyaşları da onlardan biri…

Ve hemen herkesin diline pelesenk olanı.
Merdivenleri tırmanmak isteyenler için biçilmiş kaftan.
Kalabalığını artırmak isteyenlerin de...
Kökleri kalbinize uzanmadıktan sonra neye yarar ki” diye fısıldadığınızı duyar gibiyim.

Bir gün bütün çocuklar ve gençler tiyatro eğitimi aldığında…

Almasalar bile hayat onları pişirdiğinde…

Daha da birbirine karışacak yalanlar ve gerçekler.
***
Halk arasında samimiyetsizlik ifade etse de…

İş bitiriyor, empatinin kralını yaptırıyor.

Fakat hepsi bir tarafa insanların kafasını karıştırıyor, bocalatıyor, aldatıyor.

Ağlarken ve gülerken inandırıcı olmayanları…

Konuşurken bir başkasına dönüşenler takip ediyor.

Zamanla ortaya çıksa da foyası…

Duruşumuzu ve yürüyüşümüzü engellemek için akmaya devam ediyor.
***
Timsah gözyaşları” deyimi nereden geliyor?
Barthelemous Anglicus, 13. yüzyılda Fransa’da yaşamış bir rahip.

Tabiat Bilimleri Ansiklopedisi’nde bu sözle ilgili olarak şu bilgilere yer verilmiş:

Bir timsah, öldürdüğü adamı, üzerine gözyaşını dökerek yutar.”

Uzunca bir süre timsahların avlarını yutarken gözyaşı döktüğüne inanmış insanlar.
Oysa avlarını yutarken ağızlarını çokça açtıklarından gözlerinden bir sıvı akar.
Gözyaşı gibi görünen bu sıvının üzüntüyle hiçbir ilgisi yok aslında.

Buradan yola çıkarak bir şeye üzülmediği halde üzülmüş gibi yapan insanlar için “timsah gözyaşları döküyor” deyimi kullanılır.
C.A. Guggisberg, 1972 yılında yazdığı “Timsahlar: Doğal Tarihleri ve Korunması” adlı kitabında; eserlerinde bu ifadeye yer vermesinden ve bu efsanenin yayılarak modern kültürün bir parçası olmasından Shakespeare’i sorumlu tutar.
16. yüzyıl köle tüccarı John Hawkins de Karayipler’de yaşayan timsahları gözlemlemiş ve tıpkı insanlar gibi gözyaşı dökerek kendilerini kaybettiklerini dile getirmiş.
Böyle yaparak ani bir hamleyle kurbanlarını tuzağa düşürüyorlarmış.
Hikâye o kadar etkili olmuş ki insanlar bu hikayeye 18. ve 19. yüzyıla kadar inanmışlar.
***
Yıl 2018 ve şimdi kim inanır” diyeceksiniz.
Karşısındakinin ses tonu ve mimiklerindeki detayı saatlerce konuşabilen…

Sayfalar dolusu döktürebilen insanlar için hiç de zor değil.

Sahte gözyaşının sahibini, sahtekârı yakalamak…

Yoksa köle tüccarı haklı mıydı?
Timsahlar gibi insanlar da böyle yaparak kurbanlarını tuzağa düşürmeye devam mı ediyorlar?
***
'Gözyaşı' deyip de geçmeyelim.
Onun mucizevi bir sıvı olduğu, ruh halimize göre değiştiği ispatlanmış.
Fotoğraf sanatçısı Rose-Lynn Fisher; sevinç, korku ve acıyla yoğrulan gözyaşı fotoğraflarını özel bir ışıkla çekip, elektron mikroskopları kullanarak kitaplaştırmış ama sanırım ‘timsah gözyaşları’nı unutmuş.
Bizler, ‘Gözyaşı Medeniyeti’nden geliyoruz.

Mazlumun gözyaşı nerede akmışsa orada olmuşuz.
Olamamışsak bile dualar etmişiz, gözyaşı dökmüşüz.
Ya timsah gözyaşları?”
Bizim kitabımızda yazmaz ama yine de aklımızda bulunsun.

İklimimizi ve rengimizi değiştirmesin.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
mümin sağlam 5 ay önce

evet, şimdi gözden kaçmıyor.

banner89

banner108