Trabzon Gazeteciler Cemiyeti üyeliğinden istifa ettim. Uzun zamandır kafamda işleyişini yoğurduğum Cemiyette, daha fazla üye olarak kalmanın ilkelerime aykırı olacağına karar verdim. Uzun zamandır öyle bir cemiyete ait olmadığımı hissettim. Mesleki de olsa bir aidiyet oluşturmak için verilen mücadelenin anlamsız olduğunu gözlemledim.

Cemiyetler insanları birbiriyle buluşturup kaynaştıran mekanlardır. İnsandan alan değil, insana değer katan sosyal alanlardır. Trabzon Gazeteciler Cemiyeti’nin, ideolojisine esir olmuş bir gurubun oluşturduğu ve kast sistemi ile yönetilen bir kuruluş olduğunu gördüm. Son üç-dört dönemdir bu kast sistemi ile düşman üretilmek suretiyle cemiyet elde tutulmuş ve küçücük bir dünya oluşturulmuş. Üretilen düşmanın günebakış gazetesi ve gazetenin sahibi olarak Ben, olduğumu yaşayarak öğrendim.

‘Osman Diyadin’in, Zafer Sel’in ve son dönemde Tekin Atay’ın başkanlıklarına verdiğim destek, “Ali Öztürk Cemiyeti ele geçirecek!..”  propagandasıyla suni bir düşman yaratma keyfiyetine dönüştürüldü. Üzerimden seçim devşirildi. Böylece hakkı olan ve yönetme iradesi bulunanlar değil, bahse konu kast grubunun adayları kazandırıldı.

Gazetemin yayın çizgisine yönelik gelişen bu düşmanlık şahsımla müşahhas hale dönüştürülürken, gerçeklikten çok uzaktı. Asla cemiyette yöneticilik düşünmedim. İstesem de yapamam. 1- Zaman ayıramam. 2- O yapıyla uğraşacak zamanı kayıp sayarım. Sadece saygın bir kuruluş olması için katkı vermeyi amaçladım.

Hiçbir zaman 10 gazeteci çalıştırmamış, bir yerel gazete, bir yerel TV ve radyo kurmamış grup için emeğin hiçbir önemi  olmadığını gördüm. Trabzon’un ilk radyosunu kurma onuruyla (Bugün Trabzon Şehir Müzesine ismimizin yazılmış olması) ve basın sektöründe ortaya koyduğumuz ilkelerin onlar için hiçbir önemi olmadı. Çünkü onlar ideolojilerinin esiri insanlardı. Çalışan 20-25 kişinin, emeğin, kente verilen katkının önemi yoktu. Olayları ve hadiseleri onlarla beraber ve onların bakışıyla değerlendirmediğiniz müddetçe dışlanmaya mahkumsunuz.

***

Net bir örnek: 1986 yılında hak kazandığımız sarı basın kartıyla TGC’ye üye olduk. Sonra aktif basına 5 yıl ara verdik. Bu arada üyeliğimizi sildiler. Cemiyet tarihinde  üyeliği silinen belki tek kişiyim. Bugün 15-20 yıldır aktif gazetecilik yapmayan ama 15-20 yıl önceki cemiyet kaydı duran ve gelip oy kullanan onlarca isim vardır.

Bir örnek daha: Radyoculuk döneminde (1993) TGC’den yapmak istediğimiz bir canlı yayının bizzat dönemin TGC yöneticileri tarafından engellenmesi, bu dışlanmanın bugün değil 25 yıl öncesi de var olduğunu göstermektedir. (Radyo yayın kuruluşu değil demişlerdi)

***

Sonuç olarak ne ilkesel, ne düşünsel ve hatta mesleki olarak bile bu anlayış sahipleriyle bir arada bulunmanın gereksiz olduğuna ve şahsım açısından bir yük oluşturduğuna karar verdim. Çoğu ideolojisinin esiri bu kast grubu ile aynı mesleği icra etmenin dışında hiçbir ortak yönümüz olmadığını, bundan böyle de olmayacağını gördükten sonra istifa ettim.

***

Mevcut Başkan Yusuf Turgut, düşünsel olarak bu kast grubuyla aynı çizgide olmasa bile onların yörüngesinden çıkamayan bir adamcağız… Dışarıya ayrı, kast grubuna ayrı hal sergileyebildiğinden ve kullanışlı olması açısından oraya getirildiğini söyleyebilirim.

Zira ayrılmamak ve objektifliği için kendisine bir şans daha vermemi ve ödül törenini beklememi istemişti. Bekledim ve gördüm ki Yusuf Turgut, elinde hiçbir irade olmayan birisi...

 

***

 

 

Manevi hiçbir bağ kuramadığım ama kurmak için uğraştığımız TGC’de, artık fiilen de olmamam gerektiği, ilkesel bir kararımdır.

Onlarca genç gazeteci emekçinin emeğine saygı duyarak ama cemiyeti yöneten yapıyla aynı çatı altında bulunmayı zül addederek istifa ettim. Toplumda hiçbir etkinliği olmayan ve kendi küçük dünyasında yoğruşan Cemiyet, çoktandır benim için bir anlam ifade etmiyordu. Sadece birkaç satır yazılı bir kağıt parçasına bakıyordu. Onu verdim. Ve kafamda da bitirdim.

Onların yolu onlara… Benim yolum bana…

 

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.