Dedi: Yusuf Turgut kongreye gideceğini açıkladı. Nasıl karşıladınız.

Dedim: Olağanüstü kongre kararını Trabzon Gazeteciler Cemiyeti Yönetimi alıyor. Kongre kararını Yusuf Turgut’un ikisi yasal olmayan 5 kişilik yönetimi değil... Tekin Atay ve seçilmiş 3 arkadaşı da onaylıyor. Dolayısıyla karar alma yetkisi 7 kişiye çıkınca hukuka aykırı düşmüyor.

Dedi: Siz 9 kişilik yönetimin olmadığını mı söylüyorsunuz?

Dedim: Evet, meşruiyet olmadığını söylüyoruz. Şöyle ki; Tekin Atay’ın yedek listesinden 101 oy alan Tamer Küçük yönetimde olmalı. Ayrıca 87 oy alan Hakan Yoloğlu, İpek Cansel ve Gökhan Dihkan arasında kura çekilip ikisi yönetime alınmalı. Yani şu vaziyette yasal rakamlar; Tekin Atay 4, Yusuf Turgut 3….

Dedi: Tablo bu kadar yanlış. Neye göre iddia ediyorsunuz?

Dedim:  İl Dernekler Müdürlüğü’nün raporuna göre. Rapor çok net.

“Oy sayım işlemlerinin dernek tüzüğüne ve mevzuatına uygun yapılmadığı tespit edilmiştir” diyor. Rapor hukuk önünde bir bilirkişi raporudur.

Dedi: Eylül ayı için alınan Genel Kurul kararı süresinde tüzük çalışması yapılabilir mi?

Dedim: Tekin Atay ve arkadaşlarının tavrı kongre kararı için önemli. Kongre kararı onların da oylarıyla meşru hale geliyor. Ondan sonraki çalışmaları Yusuf Turgut ve arkadaşları yapabilir. Ancak bunun hiçbir önemi olmaz. Zira Genel Kuruldan geçip geçmemesi veya Genel Kurulun bu tüzük çalışmasını ertelemesi önemlidir. Kararı Genel Kurul verecektir.

Dedi: Süre var. Yusuf Turgut bir tüzük heyeti yapar, onlar da hazırlar.

Dedim: İlan edilmesi ve her üyeye ulaştırılması lazım. Üyelerin itirazlarının ele alınması lazım. Yasal olmayan bir yönetimin işi değil.

Dedi:  Çok itiraz ettiniz ve itirazınızı sürdürdünüz. Devam edecek misiniz?

Dedim:  Bu yönetim hukuki değil. Yani ortada yasal bir yönetim yok. Bunu kabullenmek mümkün değil. Bir gazeteci olarak ta en başından beri aynı şeyi yazıyorum. Ben oyumun, irademin hukukunu savunuyorum. Bir gazeteci, kendi hukukunu savunamıyorsa, savunmuyorsa başkasının hukukunu nasıl savunacak? Bu tablonun bir benzerinin yarın bir STK’da yaşandığını düşünün. Kaybedenin, hakkı olmadan yönetim oluşturması… Biz de kalkıp bunu eleştirsek!.. Bize, ‘siz kendi cemiyetinizdeki hak gaspında sustunuz, şimdi hukuktan ve demokrasiden bahsediyorsunuz” demezler mi?

Dedi: Başından beri karşı çıktınız. Şimdi keşke diyor musunuz?

Dedim: Evet, diyorum. Kendi adıma değil. Yusuf Turgut adına. Seçimin ilk akşamı birlikte cemiyet salonuna çıktık. 20 civarında gazetecinin huzurunda ve ben yanında şunu söyledi: “Arkadaşlar… Bu seçimin galibi yok. Olması gereken, en yaşlı üye ağabeyimiz Hikmet Aksoy’un başkanlığında yeniden kongreye gidiyoruz” keşke o sözünde durabilseydi de bu yaşananlar yaşanmasaydı. Ama sözünde durmadı.

Dedi: Yusuf Turgut, ‘Ali Öztürk ile Tekin Atay istiyor diye kongreye gitmem’ diyordu ama gidiyor.

Dedim: O söz haksız ve kontrolsüz ve öfkeyle söylenmiş bir söz. Bizim isteğimizle kongreye gidilmiyor. İşte İl Dernekler Müdürlüğü’nün kararı. Yarın Denetleme Kurulu kongre isteyecek. Ardından 100’e yakın üye toplanacak olağanüstü kongre için imza verecek. Tartışma cemiyeti yerle bir edecek. Buna kimsenin hakkı yok. Yani mesele Öztürk, Atay meselesi değil. Sürdürülemez bir yanlıştan dönülme meselesi.

Dedi: Eylül uzak değil mi? Niye Eylül?

Dedim: Benim meselem değil. Tarihi taraflar belirledi. Ben sadece irademe sahip çıktım ve yeniden camiaya sorulsun fikrini savundum. Tarihlere takılmam.

Dedi:  O zaman tartışmalar da bitti denebilir.

Dedim: Kongre kararı alındıktan sonra tartışılacak bir şey kalmaz. Hayırlısı olsun.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.