Devre arası kampını tamamlayan Trabzonspor oldukça hareketli günler yaşıyor. Kupa’da elenmenin ardından belki biraz gecikse de ilk transferi Çek Novak’a dün kendisini bordo-mavili renklere bağlayan attırdı. 

Teknik Direktör Rıza Çalımbay gerek kamp öncesi gerek kampta ve gerekse de kamp dönüşü Trabzon’daki basın toplantısında, Kupa’nın camia, taraftar ve şehir için önemini çok iyi bildiklerini ifade edip, ‘En iyi kadromuzla bu maça çıkacağız’ demişti. Biz de bu söyleminden hareketle önceki günkü basın toplantısında kendisine, ‘As kadro’ mevzusunu sorduk. Onur, Sosa, Onazi gibi isimlerin neden 11’de olmadığını merak etmiştik çünkü. Öyle ya ‘En iyi, as kadroyla çıkacağım’ söylemiyle örtüşmüyordu kenardaki bu oyuncular. Ancak Rıza Hoca, başta Esteban’ın Konya ile oynanan ilk maç olmak üzere hatasız oynadığını ancak Sosa’nın ilk maçta 90 dakika görev yaptığını anlatırken sanki, ‘Sosa o zaman iyi değildi, o yüzden’ almadım’ mesajını veriyordu. Bizim anladığımız buydu. Ancak ben bu cevabı yeterli bulmadığımı ifade etmek isterim.

Gelelim kampta Burak Yılmaz’ın basın toplantısına… O soruyu yani transfer konusunu Burak’a biz sorduk. Ne yalan söyleyeyim açıkçası o cevabı direkt öyle vereceğini hiç ummuyorduk. Ne demişti Burak, ‘Evet transfer haberlerinin hepsi doğru, teklif alıyorum. Teklif alan oyuncunun gitme ihtimali de vardır’. Bu cevap başta Trabzon’dan kampı takip eden basın mensupları olarak bizler olmak üzere İstanbul’da görev yapıp Burak’ı dinlemeye gelen diğer muhabir arkadaşları da bir anda şok etmişti. Tabi sonrasında her ne kadar, ‘Gitmek için gelmedim’ dese de başta verdiği bu cevap bir anda Türkiye’nin de gündemine oturmuştu bir kere…

Şimdi siz bunları söyleyeceksiniz sonra da, ‘ben bordo-mavi renklere aşığım’  diye fotoğraf paylaşacaksınız.

Kamuoyu, taraftar, camia bunun takdirini elbette yapacaktır.

Benim bildiğim, söylediğim, her zaman dile getirdiğim bir söz vardır;

Seveceksek renkleri sevelim. Yani tek gerçeğimiz bordo-mavi olsun. Kişileri, futbolcuları hiçbir zaman kulübün üzerine çıkarmayalım. Hele hele o şanlı, mazisi tertemiz başarılarla dolu, Anadolu’nun abisi Trabzonspor’un üzerinde hiç kimse, hiçbir futbolcu olmamalı…

Profesyonel olmak

Profesyonel olmak nedir?

Herkes farklı tanım yapar, herkesin tanımı farklıdır belki…

Bize göre de profesyonellik özellikle futbolda aldığın paranın karşılığını vermek, öteye-beriye, ona-buna bakmadan sadece ve sadece işini yapmaktır.

Bu aslında sadece futbolda değil her meslek dalında böyledir.

Yaklaşık 20 yıldır Trabzon basın camiasında gazetecilik yapmaya çalışan birisi olarak, ‘Bazı şeylere, bazı kişilere kızabilir hatta küsebilirsin ancak işine asla küsme ve ihanet etme. Çünkü orası senin ekmek yediğin yerdir’ anlayışını benimsemişimdir.

Bunu mesleğe yeni başlamış ve bu işi yapmak niyetinde olan arkadaşlarıma da her zaman tavsiye ederim.

Futbolda da böyle olmalı.

Ne olursa olsun, kim ne yaparsa yapsın, işine ihanet etmemeli bir futbolcu. Ben bu anlamda Kolombiyalı golcü Hugo Rodallega’yı bir kez daha takdir ediyorum.

Büyük umutlarla takıma golcü diye alındı. Ne kadar katkı sağladı o ayrı bir konu. Ancak özellikle bu yıl Burak Yılmaz’ın transferi kanımca onu zerre kadar etkilemedi. Tam bir profesyonel gibi davranıyor. Hocası onu 90+4’te oyuna alsa bile küsmüyor, o bir sonraki maçta çıkıp oyununu oynuyor golünü de atıyor. Elbette zaman zaman üzüldüğü ve bunu da görüntü olarak yansıttığı zaman olabilir. Ancak bizim için önemli olan sahada ne yaptığıdır. Ve o sahada işini yapmaya devam ediyor. Bu anlamda da Hugo Rodallega Trabzonspor’un oyuncusudur, oyuncusu kalmaya da devam etmelidir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89

banner37