Evliya Çelebi Seyahatname adlı eserinde 1640 yılında Trabzon halkından şöyle bahseder.

Trabzonlular temiz giyimli, okumuş, bilgili kimselerdir. Güzel konuşan, şiir yazan, gazel söyleyen, Farsça bilen nice şairleri vardır. Divan sahibi birçok şairi burada rastlarsın.

Trabzon halkı yedi sınıftır:

1-Samur kürk ve zengin elbiseler giyen Ayan ve Kibarlar.

2-Özel kılıklı Bilginler.

3- Azak, Kazak, Megril, Abaza, Çerkezistan ve Kırım’a kadar giderek ticaret yapan çuha feraceli, kontoşlu, dolamalı, yelekli Tüccarlar.

4- Özellikle maden sanatlarında çok ilerlemiş olan ve buhardan, güllaptan, kılıç, bıçak, Trabzon baltası gibi eşyayı, sedef işlerini eşsiz bir ustalıkla yapan ve Şehzade Selim’in valiliğinde, Sultan Bayezid adına para basabilecek kadar kuyumculuk sanatında ileri gitmiş bulunan çuha feraceli Sanatkârlar.

5- Deniz taşım, ulaştırma ve ticaret işleriyle uğraşan şalvar ve çuha dolama giymiş Gemiciler.

6- Bahçıvanlar.

7- Balıkçılar.

Günümüzden 375 yıl önce anlaşılan o ki Trabzon’da oldukça maharetli ve yetenekli insanların yaşadığı önemli bir coğrafya idi.

Düşünüyorum da acaba biz hala geçmişimizin mirası ile mi idare ediyoruz! Son kırk yılda bir Trabzon nüfusu kadar insanımızı göç ettirerek günümüzden 375 yıl önce tanımlanan insan karakterimizi ve kabiliyetimizi nasıl da yok etmişiz.

Trabzon Şehzadeler şehri, Osmanlının en önemli sancağı, Trabzon’da görev yapan devlet erkânı özenle seçilir ve daha sonra İmparatorluğun en etkili yöneticileri olurdu.

Cumhuriyetin belli bir döneminde bu etkin anlayış devam etti. Ancak son dönemde Trabzon bürokrasisi siyasi tasalluta boyun eğici bürokratların elinde miras yemeye devam ediyor. İrade beyan edebilen, Trabzon’un gelişmesine katkı sağlayacak ufku barındıran, siyasetin yörüngesine girmeden üretebilecek yöneticiler ne yazık ki ortada yok.

Evliya Çelebinin tanımlamış olduğu yukarıdaki yedi sınıf insanı günümüzde yerine koyarsak ciddi bir nitelik düşüklüğünü de önümüzde bulacağımız kaçınılmazdır. Bu yedi sınıf insanı oluşturan yönetici kadrosunun şimdi olmaması esas konunun özetidir.

Bölgesel gelişmişlik farkını ortadan kaldırmak için devlet eliyle yürürlüğe giren projelerin tamamı ekonomi üzerinedir. Ancak Trabzon’un geçmişini ısrarla aramak mecburiyeti vardır. İnsanımızı geliştirecek projelere acil ihtiyaç vardır.

Trabzon’da kimlik erozyonu, eğitimde yetersizlik, ekonomik vizyon eksikliği, kültürel dejenerasyon belirgin bir şekilde artmaktadır. Bu değerlerin kötüye gitmesinden daha önemlisi bunlara dur diyecek, bunu geri döndürecek projeleri uygulamaya koyabilecek bir görüşün olmamasıdır.

Fındık üretimi ve üniversitenin yarattığı ekonomik hacimle ayakta kalmağa çalışan koca imparatorluk bakiyesi bir şehrin düştüğü bu durumu dert etmeyen, çözüm üretmeyen idarecilerle Trabzon nereye kadar gidebilir. Birde gurbetçi Trabzonluların doğduğu bu topraklarla ilişkisini de kestiğini düşünürsek Trabzon’un ne hale düşeceğini hesap edin.

Şimdi ivedilikle yapılacaklar;

Trabzon’un siyasi aktörleri ve özellikle iktidar mensupları kendilerinin kullanacağı bürokrat ve idarecileri değil, üretecek ve sistemi idare edebilecek, durumu idare etmeyecek gözü pek, bilgili, donanımlı, tecrübeli, bölge hassasiyetlerini bilen araştırmacı, yenilikçi, örgütçü bürokratları Trabzon’da görevlendirmek için uğraşmalılar.

Bu çabaya muhalif siyasetçiler de destek vermelidir.

Sivil toplum örgütleri idarecileri yeniden bir diriliş için uğraş vermek zorundalar. Yıllarca aynı koltukları işgal eden yöneticiler halk tarafından tavsiye edilerek yerlerine genç, eğitimli, vizyon sahibi, bölgesini iyi tanıyan dünya ile entegre olmuş dinamik yöneticiler getirilmelidir.

Şehrin küstürülmüş gurbetçileri yeniden şehirle barıştırılarak destekleri alınmalıdır. Dünyanın en uzağında katkı sağlayacak bir Trabzonlu varsa ona ulaşılmalıdır.

Yapılacak olanlar alt alta dosyalara sığmaz ama önce yöneticilerden başlayalım…           

           

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.