Balkan Savaşları sırasında Yunan donanmasının Çanakkale Boğazı’nın önünü keserek, zayıf durumdaki Türk donanmasının Marmara denizinden dışarı çıkması veya dışardan yardım alması imkânlarının kalmamasının doğurduğu eziklikle kurulan Donanma Cemiyeti vasıtasıyla ülke genelinde büyük çapta yardımlar toplanmış, temin edilen imkânlarla birçok savaş gemisi ve sivil gemi siparişleri verilmişti. Bu meyanda İngiltere’den de iki savaş gemisi sipariş edilmişti. Varılan Antlaşmaya göre Reşadiye ve Sultan Osman adı verilen bu iki savaş zırhlısı1914 yılında tamamlanarak teslim edilecekti. Birinci Dünya Savaşı ön rüzgârlarının estiği o günlerde, Rauf Orbay Reşit Paşa vapuru ile 1200 kişilik mürettebatı yanına alarak Londra’ya gittiği sırada 28 Haziran 1914 günü Saraybosna’da bulunan Avusturya-Macaristan Veliahtı’nın bir Sırp anarşisti tarafından eşiyle birlikte öldürülmesi olayı üzerine Birinci Dünya Savaşı’nın başladı. 1 Ağustos 1914 tarihinde gemilerle ilgili kömürüne varıncaya kadar son taksiti ödenmiş olmasına rağmen, gemilere Türk bayrağının çekileceğinden birkaç saat önce, Osmanlı Devleti’nin Almanya yanında savaşa katılacağı ihtimali karşısında bir tedbir olarak, parasının tamamı ödenmiş bu iki zırhlıya İngiliz Denizcilik Bakanı Çorçil’in emri ile el konuldu. Gemileri almaya giden birlik eli boş olarak geri döndü. Verilmeyen gemilerin ödenmiş parasının üzerine de yatıldı. Aradan 104 yıl geçti ve bu iki geminin parası hâlâ da geri ödenmedi. Türkiye şimdiye kadar da bunun gereğini ortaya koyarak alacağını tahsil edemedi. Bu İngiliz kalleşliği madalyonunun bir yüzü. Diğer yüzü de günümüzdeki ABD’nin kalleşliğidir. Bilindiği üzere; ABD’nin son insanlı savaş uçağı  (Joint Strike Fighter / Müşterek Saldırı Uçağı) diğer ortakları Avusturya, Kanada, Danimarka, İtalya, Hollanda, Norveç, İngiltere ve Almanya. Türkiye, F-35 Savaş Uçağı Projesine 2002 yılında dâhil oldu. Paylaşılan bilgilere göre toplamda 116 F-35 Savaş Uçağı’nın alınması plânlanıyordu. Bunların 16’sı Türkiye’nin Milli Uçak Gemisi’nde kullanılacaktı. F- 35 Savaş Jetleri, kademeli olarak Türk Hava Kuvvetlerindeki yerine alacaktı. İlk teslimat da 1918 yılında yapılacaktı. Türkiye’nin Rusya ve Çin ile ilişkiler içinde olması ve Büyük İsrail Projesinin gerçekleşmesi hesapları ortaya çıkınca, AB, yaklaşık 20 yıldır üzerinde çalıştığı F-35 savaş jetlerine ait kaynak kodlarını Türkiye’ye vermeyeceğini açıkladı. Yaşananların ardından Türkiye F-35 savaş jeti alımını bir süreliğine askıya almış gibi görünse de üretim tamamlandığında, F-35’lerin alımının mümkün olmaması ihtimaline, karşı savaş uçaklarının alımına karar verdi. ABD’nin bu kararı kısaca şu anlama geliyor: Uçak kaynak kodlarının verilmemesi ile savaş uçağının silâh sistemleri üzerindeki bütün kontrol ABD’de olacak. ABD’nin istemediği hiçbir silâh uçağa entegre edilemeyecek. Pentagon’un istemediği bir hedef vurulamayacak ve uçaklar hareket ettirilemeyecek. ABD bütün manevraları görebilecek, denetleyebilecek ve isterse engelleyebilecek. Projesine ortak olduğumuz, parasını vererek satın aldığımız F -35’leri, ABD’nin izni olmadan kullanılamayacak, istemediği hedeflere uçaklarımızı yönlendiremeyeceğiz. “Su uyur düşman uyumaz” diye bir söz vardır. 104 yıl önce İngiltere’nin yaptığını şimdi ABD aynen bize karşı yapıyor. Düşman aynı düşman ve zihniyet aynen Türk düşmanlığıdır. Gerçeği görelim, akıllı olalım ve başkasına el açmadan yaşamasını, üretmesini bilelim ve gerekeni de yapalım artık. Taşıma su ile değirmen dönmez. Elin eli ile kuyuya inilmez. Düşman her devirde düşmandır ve bunun bilincine varalım. Mevlâm güç, Nusret ve basiret ihsan etsin…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89

banner108