Geçen Cumartesi akşamı Beşiktaş-Galatasaray debisini izledik. Açıkçası Beşiktaş’ın oynadığı futbol ve geldiği oyun düzeyi, gıpta ile bakmamı sağladı. Sanırım siz de benimle aynı fikirdesiniz. Ah keşke Trabzonspor’da bu düzeyde olsa diye hırslandım. Beşiktaş’ın yakın tarihi ile benzerliklerimiz var ve hikayesi bizim geleceğimize ışık tutabilir diye düşündüm. Şampiyonlar liginde bir üst tura lider olarak çıkmış bir takımın, her gün futbolunu geliştirerek Türk futboluna seviye atlatması takdir edilecek bir durumdur.  Tabi bunu Trabzonlu bir hoca ile yapması ise bizim için ayrı bir teselli ve gurur kaynağıdır. Gönül, Trabzonspor’un da o düzeyde olmasını istiyor.

Beşiktaş’ın bu noktaya gelme aşamaları Trabzonspor açısından ders alınacak bir yol haritası olabilir. Hatırlarsak; stadı dahi olmayan, başka takımların stadında oynamak durumunda kalan, hatta “Feda” kampanyaları düzenleyen bir takımdı. Peki bu takdir edilen noktalara nasıl geldi? Onlar neyi yaptı, başardı ya da biz neleri eksik yaptık?

Onların doğruları ile bizim yanlışlarımızı karşılaştırdığımızda epeyce faktör sıralamamız gerekir. Beşiktaş’a göre futbolcu yetiştirme kapasitesi olarak daha avantajlı olmamıza rağmen, neden yerimizde sayıyoruz? Neden uzun yıllar geçmesine rağmen kalıcı bir başarı rotamız yok? Bu soruların tek yanıtı elbette yok. Ancak en önemli farklılıklarımızı temel olarak ele aldığımızda, şunları görüyoruz; Trabzon şehrinin başarı beklentisi ve başarısızlığa verdiği tepki, seyirci yapımız, yönetim kültürümüz ve şehirde var olan gruplaşmalar bizi olumsuz anlamda farklı kılıyor. Bu farklılıklarımız bizi engelliyor. Sabırsız ve bilinçsiz bir seyirci yapısı, iyi niyetli olmayan adam kayırmacı ve kişisel ikballeri için yöneticilik yapan yönetim kurulları, menfaatçi basın ve kulisler, takımı başarıdan uzaklaştırıyor. Hatırlarsanız şimdi takdir ettiğimiz Şenol Hoca, Trabzonspor’un başında iken yerel basından neler çekti neler… Beşiktaş taraftarının bize göre çok daha bilinçli, sorgulayıcı ve daha stratejik davranabildiği aşikar bir gerçek. Neticede tüm yanlışları düzeltecek en son mecra, taraftarın bizatihi kendisidir. Başka odaklardan yada sözde zengin iş adamlarından kurtarıcı beklemek boş hayalden başka bir şey değildir. Beşiktaş taraftarı bu anlamda takımına sahip çıktı ve süreç içerisinde takibe aldı. Her koşulda desteğini devam ettirdi. Sonuçta şimdi sabrının mükafatını alıyor.

Trabzonspor’a gönül veren her taraftarın bilinçli bir şekilde takımına sahip çıkması ve bu olumsuz faktörlerin tamamının üstesinden geleceği bir tepki ortamı oluşturması gerekiyor. Benim kanaatim odur ki bundan başka da bir yol yoktur. Bunun nasıl yapılacağı aşikar; Sabırla, takımın her kuruşunu denetleyerek, her koşulda destekleyerek, yapıcı olacak şekilde takımın yanında yer alması ve zaman içerisinde desteğini artırması en iyi yol olacaktır. HER SÖZE KULAK ASMADAN, AKLISELİM İLE SÜREKLİ DESTEK, TAM DESTEK. TRABZONSPOR AŞKI İÇİN…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
baksoy 2 ay önce

bejiktaşın başında akıllı bir başkanları var , doğruyu iyi görüyor , bizde tam tersi bir durum var ?

banner35

banner37