AFRİN harekâtı tek başına teröre karşı mücadele olarak yorumlanamaz. Aynı zamanda Türkiye’nin emperyalist kuşatmayı yarma operasyonudur. Afrin bir savaşsa bir anlamda bizim için bütünlüğümüzü koruma savaşıdır. Son dönemde bu mücadeleyi pörsütmek, basitleştirmek ve karşı çıkmak için farklı argümanlar öne sürülüyor. Kimi ÖSO üzerinden operasyon yürütüyor kimi ise mültecilerin niçin savaşmadığını dillendiriyor. İçimizdeki ihanet, hâlihazırda karşımıza iki hain düşünce ile çıkıyor: 1) “Savaşa hayır”, 2) “Mülteciler yatıyor, Mehmetçik savaşıyor.” Bu iki hain yaklaşım biçimi de bu ülkeden ve ülke insanından yana değil.  Bilinçli olarak haince üretiliyor.

1) “Savaşa hayır” diyenler bu güne kadar terör örgütünün saldırılarına bir şeyler söyleyebilmeliydiler. Bu güne kadar terör örgütüne ses çıkarmayanlar, şimdi terörle mücadele karşısında savaşa hayır söylemiyle ifade özgürlüğünün arkasına saklanamazlar. Bu ağızlar açılım sürecine ihanet edip ilçelerde hendekler kazarak kent savaşları yapan PKK’yı kınamalıydılar. “Savaşa Hayır” diyenler, Afrin’den Amanoslar’a sızıp oradan Anadolu topraklarına dağılıp asker ve polisimize pusu kuran PKK’nın nasıl engelleneceğini de anlatmalıdırlar. Yoksa şu tabloda yeni bir açılım hayali mi görüyorlar? Artık ABD’nin emri altına giren PKK’nın kendi iradesini çoktan kaybettiğini göremeyecek kadar cahil olamazlar. Emin olunuz ki hepsini bizden daha iyi biliyorlar. Türkiye’nin ABD-PKK-PYD ittifakına yenilmesini istiyorlar. Böylesi bir ihanet sarmalı içindeler. Bunun için “Savaşa Hayır” çıkışıyla ABD-PKK-PYD ittifakına ve emperyalist kuşatma projesine içeriden destek veriyorlar. Görüşlerini ifade etmiyorlar, ifadeleriyle ihanete güç veriyorlar. Buna “ifade özgürlüğü” denemez.

2) “Mülteciler savaşmıyor yatıyor, onların yerine Mehmetçik savaşıyor!” Bu yaklaşım tarzı tek kelimeyle fitnedir. Suriye iç savaşında ÖSO’nun niçin ve nasıl tasfiye edildiğini çok iyi biliyoruz. Bugün bile 25 bin savaşçısıyla ÖSO’nun Mehmetçikle omuz omuza vatanlarının bir parçası için mücadele ettiklerini biliyoruz. Velev ki ÖSO bu operasyona iştirak etmeseydi yani ÖSO, “Bu bizim savaşımız değil, biz zaten savaşı çoktan kaybettik. Bu artık Türkiye’nin savaşı!” deseydi…

Mesele bunların hiçbiri değil. Mesele ÖSO üzerinden mültecilere yönelik kısmi tepkiyi artırıp nefrete dönüştürmektir. Yani cephe aynı cephedir. “Savaşa hayır” demekten çekinenler, utananlar ÖSO ve mülteciler üzerinden nefret pompalamaktadır. İhanet bazen savaş karşıtlığıyla, bazen de ÖSO ve mülteci düşmanlığıyla tezahür ediyor. Mesele budur.

***

Eski Dışişleri Bakanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, Afrin/Suriye politikasını yorumladı. Suriye savaşının başlangıcında, ürettiği politikadan ötürü pişmanlık duymadığını söyledi. Biz inanıyoruz ki Sayın Davutoğlu bugün böyle konuşmak zorunda olduğu için böyle konuştu. Yoksa inandığı ve inanmamızı istediği için değil. Bizim bu kadar aptal olduğumuzu düşünmüş olamaz.

Suriye savaşının bugün geldiği noktadan üç ülke memnun olabilir. ABD, Rusya ve İran… Çünkü kazananları onlar. Türkiye ve İslam dünyası bu savaşla çok şey kaybetti. Savaş öncesi Türkiye ile bugünkü Türkiye mukayese edilebilir mi?

1 milyon Müslüman öldü, 10 milyon Müslüman evlerinden ve yurtlarından oldu. Nice  İslâm diyarı ve beldeleri yok oldu. Sahi bu tablodan biz ne kazandık? (Aslında iyi ki bir şey kazanmadık. Bunca insanın yok olmasından kazanılan şey kazanç değildir.)

ABD ile iş birliği yapmasaydık ve Mısır’da “Müslüman Kardeşler”i muhtemel bir silahlı mücadele karşısında uyardığımız gibi Suriye’de de aynı uyarıyı yapsaydık… Her şeye rağmen Esad’la ipleri koparmak yerine gerekirse ilişkileri bozacak düzeyde baskı yapsaydık ve ÖSO’yu silah kullanmamaya zorlasaydık. Bundan daha doğru olmaz mıydı?

Suriye’de kıyam olmasaydı, PYD denen terör örgütü hayat bulamayacaktı. PKK elebaşıları Suriye tablosunu görüp açılıma ihanet edemeyeceklerdi. Çünkü o süreçte ipler henüz tam olarak ABD’nin elinde değildi. Belki de o açılım ile Türkiye bambaşka noktalara yükselecekti.

Davutoğlu neden pişman değilmiş? Suriye’nin geleceğinden kendi geleceğimiz kaygısına savrulduk. Şehitler veren bir mücadelenin içinde ve emperyalist bir kuşatmanın hedefindeyiz. Yanlış bulmadığı şey nedir?

Sus ey Davutoğlu!... Siyaseti bırak ve artık hiç konuşma!.. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89

banner108