Dedi: Dün Trabzon’u bekleyen yakın bir tehditten bahisle ve Suriyeli çocuklarla ilgili bir yazı yazdınız. Yakın bir tehlikeye işaret ettiniz. Sorunun çözümünü bekliyor musunuz?

Dedim: Soruna bugüne kadar çözüm bulunamaması iki şekilde izah edilebilir. Birincisi, ilgililer ve yetkililer sorunu yeterince görememiş olabilirler. İkincisi ise, ‘Yetkililer bana ne?’ demiş olabilirler!

Dedi: Hakikaten, ‘Bana ne?’ deyip böyle bir sorun karşısında masanın altına sinen bürokrat var mıdır? Mesela Göç İdaresi Müdürü bunun aksine soruna sahip çıkmaktadır.

Dedim: Biz bu kentte, endişe ettiğimiz şu ve benzeri olayların yaşanmasını isteyen ve bekleyen hem bürokrat hem STK temsilcisi olduğuna inanıyoruz. Hatta, “Kim getirdiyse, kim izin verdiyse o halletsin!” diyenlere tanıklık ediyoruz.

Dedi: Sorunun çözümünü veya soruna bir müdahale bekliyor musunuz? Çözüm bekliyor musunuz?

Dedim: Bakan Süleyman Soylu’nun müdahil olmasını bekliyoruz. Müdahil olurlarsa çözüleceğine inanıyoruz.

Bu kentin sorunları karşısında birileri hassas olmalı. Elbette Bakan Bey’den önce bu mesele hallolmalıydı. Ama olmuyorsa ve olmadıysa bakan el koymalı.

Dedi: Size göre hadise, ‘el koyma’ noktasında mı? Yani yakın bir tehdit mi? Yoksa sorunlardan bir sorun mu?

Dedim: Bize göre yakın bir tehdit. Dün de yazdık. Suriyeli çocuklar sokağı ev gibi benimsemeye ve buna göre rahat/agresif tavırlar geliştirmeye başladı. Bu tavırlar bizim serseri gruplarla karşılaştığında istenmeyen bir sonuç çıkabilir. Kaldı ki böyle bir ihtimal uzak olsa bile, o çocuklar bir süre sonra farklı sorunlarla karşımıza çıkabilir. Trabzon Göç İdaresi’nin ikamet vermediği bu çocuklara ve onları sokağa salanlara dilenciliğin yasak olduğu gösterilmelidir. Sorun kangren oluşturmadan kesilip atılmalıdır.

Dedi: Ben size daha vahim bir olaydan bahsetmek istiyorum.

Dedim: Nedir o daha vahim gelişme? Üstelik ben gazeteciyim….

Dedi: Biz insan haklarını önemseyen bir grup arkadaş olarak bir çalışma yaptık. Yurtdışından Trabzon’a gelen kadınlarla ilgili insan hakları eksenli bir çalışma!..

Dedim: Ne demek istiyorsunuz?

Dedi: Suriyeli kızlar ve kadınlar bu şehirde fuhuşa teşvik ediliyor. Çocuklar sokakta, kadınlar ...............

Dedim: İnanmak istemiyorum. Böyle bir şey olsa polis bültenine girerdi. Polis böyle bir şeyi bilmez mi?

Dedi: Raporumuz var. Araştırma raporumuz sonuçlandı. Yakında Vali Bey’e sunacağız. Size de bir örneğini verebilirim.

Dedim: Bu hadise tespitli mi? Rapora yansıyacak kadar?..

Dedi: Okuyunca vahameti görürsünüz.

 

ANLADIM Kİ bu şehir bu denli sahipsiz kalmış. Anladım ki her alanda iş, Bakan Süleyman Soylu’nun müdahalesine kalmış. Bu bir çığlık Sayın Bakan!... Duyun bu çığlığı…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.