Bilimkurgu filmler öyle görüldüğü gibi değildir aslında. Çok yüksek maliyetlerinin önemli bir kısmı animasyon içindir. 3. Dünya Savaşının ardından harabeye dönen dünyamızda nedense hep New York’ta ya da Washington’da açarız gözlerimizi… Özgürlük Anıtı ayakta kalmış o kadar… Kuşlar gibi şehrin üzerinden uçar, yıkıntılar arasından geçerek bir evin toza dumana karışmış salonunda buluruz kendimizi… Duvarlar delik deşiktir ve her yerde kan izleri vardır. Oyuncaklar çarpar gözümüze, bisikletler… Sandalyeler, koltuklar, masalar… Duvarlarda savaş karşıtı sloganlar…

***

Suriye, sonunda eli kanlı dünyanın yeni film platosu oldu gibi…

Yakılmış yıkılmış bir dünyadan geriye kalanları anlatmak mı istiyorsunuz?

Animasyona gerek yok. Yaratıklar yapmıştır çünkü insan soyu bu denli vahşi olamaz!.. Savaş sonrası pek çok mahalle sırf bu amaçla kullanılabilir, kasabalar kentler… Harabeler arasında yakınlarını arayanlar, ölüsünü gömmeye çalışanlar… Zaman zaman Halep’i, Doğu Guta’yı gösteren videolara baktıkça nasıl da içimiz cız ediyor? “Olamaz” demek istiyoruz ama olmuş işte. Bir zamanlar ‘kaçakçılıktan’ bile olsa bölge insanına ekmek parası kazandıran…

Halep kumaşıyla sürmesiyle kadınlarımızı kızlarımızı güzelleştiren bir ülkeydi Suriye.

***

Size büyük bir devlet kuracağız” diye kandırmışlar... Sınırları cetvelle çizerek bölmeye doyamamışlardı. Önce Büyük Arabistan’dan bir Suriye, ardından da Suriye’den bir Lübnan çıkarmışlardı. Ayaklanmalar, darbeler birbirini izlemiş.

Sonunda bir diktatörün vicdanına bırakılan Suriye, Rusya’dan yana yapmış seçimini.  Biraz Çin ve biraz da İran’la idare edip giderken... Çeyrek asır bağlı olduğu Fransa’yı da unutmamak gerek. Ve bir ara ortak kabine toplantısı yapacak kadar yakınlaştığı ülkemizi… Şimdilerde ABD, bilmem kaç bin km öteden gelmiş, pay etmeye çalışıyor. “Pay edene pay kalmaz” diye bir söz vardır bizde. “Bekleyip göreceğiz” diye de…

***

Bu memleket, kendisine düşman gösterilen niceleriyle dost oldu. Bence “aklımız başımıza nerede geldi” sorusunun en son cevabı ‘Suriye’dir. Neler yaşanmış bu coğrafyada? Özellikle de Fırat’la Dicle arasında… Kimler gelmiş, kimler geçmiş? Yakılan türkülerden de anlaşılacağı gibi sularının öyle serin akması kimseyi aldatmasın. “Peki, buralarda nasıl geçer zaman?” “Yıkılan ocaklara ağıt yakmakla…”

***

Makedonya Kralı Büyük İskender… Dicle’nin doğusunda Arbela civarındaki Gaugamela Ovası’nda… Pers İmparatoru Darius’u yenince “Asya Kralı” unvanını kazanır. Komutanlarına “tüm Asya'yı aldığımızda tutkularımızın zirvesine çıkacağız” der. Fakat şunu da unutmamak gerekir ki Erbil'den güneye doğru giderseniz… Bağdat'ın hemen bitişiğinde sayılan Babil'de son nefesini verir İskender.

***

Irak bölündü bölünüyor” derken hedef saptırmışlar demek… Ürdün gibi cetvelle çizilen devletlerden biri olan Suriye’deymiş gözleri... Uzun yıllar “çölden başka bir özelliği yok” diyerek bizleri uyuttukları doğu bölümünde petrolle birlikte ciddi maden kaynakları olduğu anlaşılınca planlar değiştirildi. Şam ve Halep arasına sıkışmış gibi görünen ülkenin bölünmesi için düğmeye basıldı.

***

Neydi o? Fırat Kalkanı Harekâtında Dabık kasabasının etrafı çevrildiğinde…

İşte şimdi kıyamet kopacak” diye sosyal medya sallanmıştı. Nostradamus’un kehanetlerine bile bakılmış, konuyla ilgili ilgisiz insanlar yorumlamaya çalışmıştı bu kaotik atmosferi… Sonra “Rakka” demişlerdi, yine tutmadı. Aylarca savaştıkları düşmanlarını güvenli bir şekilde bölgeden uzaklaştırmaları basına yansıyınca açıklama bile yapılmadı. Yapılsa bile ne dedikleri pek anlaşılmadı.

Aslında kurmak istediğim cümle şu: “Bir gün Suriye’de her şey düzelirse…”

Düzelecek çünkü Afrin’den sonra gizlenecek kuytu köşe, mağara kalmadı.

***

Çöle kök salmak zordur. Kuraklığa ve susuzluğa meydan okumak… Peki, çöl bitkileri nasıl dayanıyor termometreyi zorlayan sıcaklığa? Tohum halinde uykuya yatıyorlar. Bazen bu uykunun onlarca yıl sürdüğü oluyor. Sonra beklediği yağmuru alınca uykudan uyanıyor, kök salıyor, dal budak oluyor. Ilıman iklimden getirilen bitkilerin çöl şartlarına uyumu ise imkânsız gibi...

Adamların da…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Yüksel Yavuz 2 ay önce

Hocam ha gayret ne güzel yakalamıştın, güneydoğu tarihini, bizleri aydınlatacak,

banner89

banner37