banner114

Ali Koç'tan Trabzonspor ile ilgili skandal sözler

Ali Koç, burada skandal sözlere imza attı. MHK Değişikliği ile ilgili konuşan Ali Koç, "“Trabzonspor maçından dolayı gönderilmedi. O hata bardağı taşıran son damlaydı dendi. Ama başka türlü düşünülürse Trabzonspor maçlarında hata yapmayın dendiği anlaşılabilir” dedi. Buradan çıkan soru ise Ali Koç, hakemlerin Trabzonspor maçlarında özellikle mi hata yapmasını istediği oldu...

Hakemleri ve Federasyonu eleştirirken skandal sözlere imza atan Ali Koç, Trabzonspor’un, son Galatasaray maçında yaşadığı mağduriyeti ve ardından MHK Başkanının istifasını fazlasıyla tuhaf bir şekilde yorumladı.  Ali Koç,  “Trabzonspor maçından dolayı gönderilmedi. O hata bardağı taşıran son damlaydı dendi. Ama başka türlü düşünülürse Trabzonspor maçlarında hata yapmayın dendiği anlaşılabilir” ifadelerini kullandı.  Bu sözler sonrasında Ali Koç’a özellikle sorulması gereken soru ise “Ali Koç, hakemlerin Trabzonspor maçlarında hata yapmasını mı istiyor” şeklinde oldu.  Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere Ali Koç, Trabzonspor’a karşını niyetini de bir kez daha ortaya koyduğu görülüyor. 

Ali Koç'un sözlerinden satır başları şöyle:

"Bu toplantı uzun olacak. Anlatacaklarımızı, göstereceklerimizi objektif ve samimi duygularla izlemenizi isterim."

Toplantıya Fenerbahçe maçlarından hakem kararlarıyla ilgili bir video yayınıyla devam ediliyor...

Sezonun ilk yarısında aldığımız sonuçlara kılıf aramak için burada değiliz. Sorumluluğun bizde olduğunu ifade ediyoruz. Gündem değiştirmek için de burada değiliz. Bir kart, bir karar için de burada değiliz.

Yönetim olarak konuşmak için konuşan, mazeret üreten insanlar değiliz. Resmin bütününe baktığınızda son 4 haftada görülen sistematik yaklaşım. İlerleyen haftalarda yaşanacaklar için farkındalık yaşatmak.

Az önce videoda gördükleriniz yaşananların tesadüfi olmadığını gösteriyor. Tam iyi bir dönem yakalamışken, bunun meyvelerini toplamaya başlamışken bunların kasıtlı ve sistematik olduğunu düşündürüyor. İlerleyen haftalar için kaygılandırıyor.

Tek tek pozisyonlar yerine bütüne bakınca haklı olduğumuzu umarım görüyorsunuzdur.

Süreci özetleyelim... Durup dururken ortalığı yangın yerine vermiyoruz.

Bursa maçında son dakikada yediğimiz golün iptal edilmesi gerektiği konusunda otoriteler hemfikir.

Sonra Malatya maçında kazanmamıza rağmen çıkışta hakem hatalarına değindik.

Göztepe maçında iyi oynadık, rahat galibiyet aldık. Buna rağmen endişelerimiz arttı. Ertesi gün divan toplantısında dile getirdik.

Kayserispor maçında tüm kamuoyunun gördüğü yaşadıklarımız endişelerimizin tavan yapmasına sebep olmuştur. Burada tek tek pozisyon tartışmayacağız. Mensah'ın hiç kart görmeden maçı bitirmesi bile her şeyi anlatıyor. Biz her şeyin farkındayız.

Rahatsız olduğumuz konulardan bahsedelim. Türk futbolu adaletten çok uzak bir şekilde yönetiliyor. Bu durum son 3-5 ayın durumu değil. Türk futbolu 90'lı yılların sonundan bu yana lobilerle yönetilmektedir. Aradan geçen 20-25 yılda etkisi eskisi kadar güçlü olmasa da uzantıların hala etkin olduğunu söyleyebilirim.

Federasyonun oluşma şekliyle Türk futboluna katkı sağlayamayacağını söylüyorum. Ülke futbolunu yönetenlerin her takıma eşit mesafede olması gerektiğine dikkat çektik. Kurullar, kulüp kotası bazlı değil, liyakat odaklı oluşturulmalı.

Çok fazla uzak değil çok yakında 1-2 maçta kendilerine haksızlık yapıldığı için TFF’den istifa eden 24 saat geçmeden görevine geri dönenler bizi gerçekten şaşırtmaktadır. Kamuoyu önünde bunlar yaşanıyorsa, kimbilir arkada daha neler oluyordur.

MHK'nin federasyon binasında olmaması gerektiğini düşünüyoruz. Hakemler için yapılan ödül ve ceza sistemine de dikkat çekmek istiyorum. Dışarıdan anlaşılmayacak çok ince mesajları ödül ve ceza üzerinden verebilmektedir. Yönlendirmeye çok açık bir sistem. Barış Şimşek'in VAR koordinatörü olması buna örnek. Kayseri maçımızın VAR hakemiydi. Mehmet Ekici ve Moses'a yapılan fauller verilmedi. Kayserisporlu faul olan golü iptal edilmedi. Bu golde de Barış Şimşek, hakemi VAR'a çağırmadı. Üç fahiş hata sonrası ertesi gün terfi etti. Pazartesiyi de bekleyemediler.

Mehmet Ekici, maçta aldığı darbe nedeniyle 1 ay sahalardan uzak kalacak.

Acaba artık bu Fenerbahçe'ye karşı bir meydan okuma mıdır? Yoksa bizi cezalandırmanın ödülü müdür?

Kötü yönetim sergileyen bir hakem görev almaya devam ediyor, diğer kötü yönetim sergileyen hakem ceza alırken güven ortamı oluşabilir mi?

Hakem atamalarında şüpheye mahal vermeyecek yöntemler mevcuttur. Bir takımın maçını kötü yöneten hakemin sonraki hafta maç aldığı, bir başka takımın maçını kötü yöneten hakemin sonraki haftalar maç alamaması hakemlere mesaj verilmesi olarak adlandırılabilir. Bu güven müessesesini zedeleyen bir tutumdur.

Burada alın teri söz konusu. Futbol böyle 3-5 kişinin eline, lobisine oyuncak gibi bırakılacak, ucuz operasyon ve hesaplarla, renklerin çıkarları gözetilerek yönetilecek bir alan değildir.

MHK başkanı istifa etmiş, başkası gelmiş, bunlar önemli meseleler değildir. Adil bir düzeni hep birlikte inşa etmezsek giden MHK başkanı gibi gelen de aynı odakla yönetilecektir.

Eski tarihte işgal güçlerine, yeni tarihte FETÖ'ye fırsat vermeyen Fenerbahçe, her daim hakkını koruyacak kuvvet ve kudrete sahiptir.

Türk futbolunun bütün paydaşlarına sesleniyorum. Çağın ihtiyaçlarına yönelik bir yönetim anlayışının gelmesi gerekiyor. Bu anlamda gelecek TFF seçimleri çok önemlidir.

Türk futbolunun tepeden tırnağa yeniden yapılanması, kendini yeniden yaratması gerekmektedir. Biz Fenerbahçe yönetim kurulu olarak sadece sportif başarı için burada değiliz. Türk futbolu için üzerimize düşen neyse yapmaya hazırız.

Bize bu sene eşsiz güç ve kudret veren, en kötü günümüzde bile bize destek veren taraftarlarımız şundan emin olsun: Fenerbahçe yönetimi sizlerle beraber, omuz omuza olduğumuz müddetçe camiamızın her türlü hakkını savunur, her türlü engeli aşarız.

Fenerbahçe şu anki durumundan kafasını kaldırdığında engellenemeyen bir yükseliş maratonu başlayacak. Belki de bu yüzden bizimle dertleri var.

Verdiğim esas mesaj, Türk futbolu bu düzen içinde gitmemelidir. Böyle gittiği takdirde futbolumuza faydasından çok zararı olacaktır. İlerleyen zaman içinde bu rahatsız olduğumuz konularla alakalı daha fazla veriler vererek açıklık getirmeye devam edeceğiz.

Kimin sesi çıkarsa onun dediği olsun konumunda değiliz, doğru bildiğimiz yolda devam edeceğiz. Bunun da meyve vereceğine dair zerre şüphem yoktur.

'Kulüpler Birliği'nin bildirisine imza attığınız için pişman mısınız?' sorusuna Ali Koç: "İmzamızın arkasındayız, sonuna kadar arkasındayız."

Hakem hataları ne bugün ilk, ne yarın son. Hakemler insandır, herkes hata yapabilir. Bunu ilk söyleyen de her zaman söyleyen de biziz. Yok benim tacım verilmedi, bir tane pozisyonumuz penaltı verilmedi diye ortalığı yangın yerine çevirmedik.

Kulüpler Birliği açıklamasının arkasındayım. Fatih Terim'e katılmıyorum, kurnazlık yapılıyor. O bildiri bir kulübe karşı yapılmadı. Hakemlere düdük astırılmasına karşı olduğumuzu söyledik.

Hakem hatalarından sonra hakemlere maç verilmeyerek ceza verildiğini gördük. İlk defa bir hakemin, bir kulübün talebiyle uzaklaştırıldığı açıklandı. Ne hikmetse Namoğlu da bir Galatasaray maçından sonra çıktı konuştu yine.

Trabzonspor maçından dolayı gönderilmedi. O hata bardağı taşıran son damlaydı dendi. Ama başka türlü düşünülürse Trabzonspor maçlarında hata yapmayın dendiği anlaşılabilir.

Hiç lobimiz olmadığı söyleniyor. Hatta çok efendi olduğumuz. Federasyona ne kadar çok insan sokarsan o kadar hakkını koruyabilirsin. Bu da sistemin ne kadar yozlaştığını göstermektedir. Her kulüpten 3'er kişinin atanmasının yanlış olduğunu düşünüyoruz.

Seçimler gelecek ile ilgili fırsattır. Bizim bu sistemin parçası olup olmayacağımıza karşıyız. Ben parçası olmaktan yana değilim. Belki hiç oy kullanmayız. Geldiğimiz noktada bu seçimler Türk futbolunun geleceği için mihenk taşıdır.

MHK Başkanı değişmeliydi, değişti. MHK Başkanı ne kadar bağımsızdır? Karar alırken ne kadar bağımsızlar? Belli ki üstleri memnunlardı ki kamuoyu baskısı artınca istifa edildi.

MHK Başkanlığı için adaylar konuşuluyor. Bir tanesi var ki isminin geçmesi bile abesle iştigal!

Hangi açıdan bakarsınız bakın. İddaa ve TFF'nin başında aynı kişinin olması abesle iştigal. Hatta aynı aileden bile olmamalı. Kısa cevap Yıldırım Demirören bugünden itibaren devam etmemelidir. Başkanımız en doğrusunu bilebilir. Dünyanın başka bir yerinde başlaması mümkün değildir.

Asıl biz Galatasaray'a teşekkür borçluyuz. Serdar Aziz gibi milli bir futbolcuyu aldık. Gelen tüm tekliflere rağmen Fenerbahçe'ye gelmek istemesi. Bonservissiz geldiği için biz teşekkür borçluyuz. Böyle başka oyuncuları varsa seviniriz. Tolga Ciğerci bonservissiz geldi, 1 kuruş maaş ödemedik. Tolga sıhhatine kavuşacaktır. Çok ciddi bir programda. Bir önceki takımında yanlış tedavi görmüştü. Biz yeteneklerine güveniyoruz. Önümüzdeki sezon vefanın karşılığını verecektir. Serdar'ın performansı ortadadır. Bir kez daha Sayın Mustafa Cengiz'e teşekkür ediyorum."

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner108