İnsan akleden ve aklettiğini kelimelere dökerek konuşan bir canlıdır. Ve bu özelliği ile Allah tarafından yeryüzünün halifesi kılınmıştır. Sözlerimiz bizi farklı kılan bir unsurdur. Bu farklılığımızı nasıl kullandığımızı görmek istiyorsak, söylediğimiz sözün tesirine ve etkisinin nerelere kadar ulaştığına bakmalıyız. İnsanlık tarihi geçmişten bu güne kadar iyiliklerin, güzelliklerin, huzur ve barışın egemen olduğu bir yaşam tarzını benimsemiş ve bu yaşam tarzını daim ve kaim kılmak için mücadele etmiştir. Böyle bir yaşam tarzını bu günden yarınlara, gelecek nesillere aktarmanın sorumluluğu bizlere düşmektedir. Biz sözün en güzelini söylemekle mükellefiz. Çünkü kutlu elçi Hz. Muhammed (SAV) sözün en güzelini, en tesirlisini etkili bir şekilde kullanarak, insanları etrafına topladı ve öznesi şefkat ve merhamet olan bir medeniyetin kurulmasını sağladı. Sözün en güzeli Allah’ın kelamı Kur’an, insanlar içerisinde sözü en tesirli ve en güzel biçimde kullanan peygamber efendimizdir.  Bugün özellikle sosyal medya vasıtasıyla insanlar birbirini çok kolay ve basit gerekçelerle kırabilmekte ve incitmektedir. Özellikle bu mecrada en basit ilmihal bilgilerini bile bilmeden yorum yaparak, topluma ve ümmete mal olmuş şahsiyetleri linç edercesine eleştiren sözlere ve değerlendirmelere tanık olmaktayız. Maalesef putlaştırdığımız fikir, düşünce, ideoloji ve söylemlerimizi ispatlamak, karşımızdaki muhataplarımıza kabul ettirebilmek için ayet ve hadislerle kendimizi farklılaştırmaya çalışıyoruz. Daha da ileri giderek ayet ve hadislerle yaratılmışların en şereflisi olan insanı tekfir etmek kastıyla, dinden çıkartıyoruz. Oysa sözün en güzelini söylemesi gereken insan, sözle birbirinden ayrılmakta, birbirini itham ve tahkir etmekte bir beis görmemektedir.  Allah (CC) “Kullarıma söyle, en güzel söz ne ise onu söylesinler.” (İsra/53) buyurmaktadır. Yine peygamber efendimiz bir hadis-i şerifinde “ öyle sözler ve konuşmalar vardır ki ( muhatapta ) sihir tesiri yapar” buyurmuşlardır. Ortada bu iki örnek varken biraz durup düşünmemiz gerekmez mi? Ne ırkımızı, ne cinsiyetimizi, ne milletimizi, ne de özelliklerimizi biz belirlemedik. Galu Bela’daki bir ahde dayalı olarak bu dünyaya geldik, Allah’a sen bizim Rabbimizsin dedik ve buna iman ettik. Farklılıklarımız, ihtilaflarımız ayrışma vesilesi olarak görülmemeli, konuşarak, sözün en güzeli referans alınarak çözümlenmeli. Kuşkusuz her konuda en iyi bildiğimizi sandığımız konularda bile yanılmış ya da yanıltılmış olabiliriz. Bugün çok emin olduğumuz bir takım kanaatlerimizden, yarın şüpheye düşebiliriz. İşte o zaman kendi düşüncelerimizle hareket etmediği için ötekileştirdiğimiz ya da tahkir ettiğimiz insanların duygu ve düşüncelerini anlamaya çalışmadığımız gerçeğiyle ve vicdanımızla baş başa kalırız. O nedenle sözün en güzeli olan Kur’an-ı kendimize rehber ve önder olarak belirlemeli ve sözlerimizi bu ölçüleri kıstas alarak söylemeliyiz. Unutmamalıyız ki din bir ideoloji değildir, kaynağı idealizm, fikir ya da tefekkür değildir. Dinin kaynağı sözlerin en güzeli Kur’an’dır, vahiydir. Amacımız bu doğrultuda önce insanı insan yapan değerleri yüceltmek olmalı, çünkü bu değerler yüceltilmedikçe, insanların sefillikleri ve sefaletleri sürüp gidecektir. Rabbim Kur’an ve imandan ayırması, hayatımızın her anında sözün en güzelini söyleyenlerden eylesin.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89