Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 18 Aralık 1953 yılında 6200 sayılı kanunla kuruldu.1954 yılında teşkilatlandı.2011 yılında çıkarılan bir kanunla Orman ve Su İşleri Bakanlığına bağlandı. Yüklendiği misyon gereği su kaynaklarını bilim ve tekniğe uygun olarak faydalananların kullanımına sunmak ve suyun zararlarından korunmak amacıyla su ve ilgili toprak kaynaklarımızın “ÇEVRE DUYARLILIĞI” ve sürdürülebilirlik esasları dahilinde geliştirilmesini sağlamaktır. Toprak ve su kaynakları stratejik planlama ile yürütür. Özel bütçeli yatırımcı bir kuruluştur. Bu teşkilatın Genel Müdürlüğünü Rahmetli Süleyman Demirel 1955-1960 yılları arası başarı ile yürüttü. Döneminde yaptığı sayısız barajlarla “BARAJLAR KRALI” unvanını haklı olarak almıştır. Onun bu kurumda gösterdiği başarı ve sorumluluk duygusu daha sonra başbakanlığa taşımıştır. Başından beri planlı, programlı ve disiplinli bir çalışmayı şiar edinmiş ve halkın beğenisini kazanmış bu kurum Trabzon’da keyfi bir havaya bürünerek, vatandaşların beklentisinden uzak bir tavır sergilemiştir. Durumu Trabzon 22.Bölge DSİ. Bölge Müdürü Sayın Oğuz Kasap beye telefonla arz ettim. Kendileri bana: “Bir zarar varsa hukuk hakkınız saklıdır. Ben olayı inceletip size bilgi vereceğim.” dedi. Bir gün sonra ismini vermeyen şef olduğunu bildiren bir zat bana: “Ağaçları kesmeden belediyeden hoparlör ilanı mı verecektik.” diye cevap verdi. İşte bölge müdürü ve şefinin sorumsuzluk örnekleri. Çok üzüldüm. Devlet içinde devlet gibi bir tutum sergilediler. Belli ki balık baştan kokuyor. İlle bu dere kenarındaki ağaçların kesilmesi, kaldırılması gerekiyorduysa bir önce arazi sahibine haber verilebilirdi. Arazi sahibi onları kesip alır ve heba etmezdi. Alelacele onları yok etmenin ne gereği vardı? Şeker suya mı düşmüştü? Orman Bakanlığına bağlı bir kurumda sorumlu orman ve ağaç sevgisi yoksa olacak olan budur. Trabzon’un mutena semtinde en geniş imkânlarla görev icra eden personel belli ki eğitilmemiş. Halkı ile bütünleşmemiş, misyonunda “ÇEVRE DUYARLILIĞI” ilkesini hesaba katmayanlardan ne beklenebilir ki? Durumu Orman Bakanlığına bildirdim. Amacım yapanları cezalandırmak değil, hiç olsun bundan sonra benzeri yıkımların olmasını engellemektir. Dökülen su artık kabına girmez. “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın“ prensibine ters düşen iki görüş. Bölge müdürü önce yıkalım, sonra hukuk hakkını ararsın diyor, diğeri haber vermeye ne gerek var. Vatandaşını hor gören, küçümseyen, onun verdiği paralarla alınan araçlarla ona zarar vermek ayrı bir nankörlük. Daha önce görev yapan idareciler bu bölgeye çok önemli hizmetler getirmişlerdir. Ama vatandaşa bir zarar vermemişlerdir. Onları buradan sonsuz şükran ve minnetle yâd ediyorum. Hiç kimse kanunlar karşısında ayrıcalıklı değildir. Herkes haddini ve hududunu bilecek. Sorumsuz davranamaz.

           

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89