Suriye olayında güneyimizden hem ABD hem Rusya tarafından kuşatılmak istenmemiz birinci önceliğimiz haline geldi. “Ben bir dünya devletiyim, Misyonuma ihanet edemem.” derseniz kuşatılırsınız. Bu kuşatmanın en belirgin adımı terör örgütü PKK’nın kentlere salınmasıdır. PKK’nın, intihar sayılabilecek şehir çatışmaları terör örgütünün inisiyatifi olamaz. Hiçbir örgüt yönetimi bile bile yüzlerce ve belki binlerce militanını böyle ölüme yollayamaz. Bize göre inisiyatif ABD ve Rusya’nın elinde. Hem Türkiye’yi PKK terörü ile meşgul ediyorlar hem, Kürt ailelerle Türkiye arasına daha fazla nefret kanı enjekte ediyorlar.

Ülke içinde PKK, ülke dışında uzantısı PYD ile Türkiye’yi kontrol etmek isteyen Rusya ve ABD ilk bakışta terbiyeciler olarak görülebilir. Hatta Türkiye güneyinden sıkıştırılabilir. En başından beri Esat, ardından Rusya ile işbirliği yapıp Müslüman kanı akıtan İran da bu kanlı mücadelenin galibi gibi gözükebilir. Lakin bir normalleşme sürecinde Rusya da ABD’de kaybeden taraf olacaktır. İran ise İslam dünyasında ve Müslüman toplumlar üzerinde var olan tüm sempatisini kaybetmiştir. Müslüman toplumlar nazarında İran artık İslam dünyasının bağrında bir hançer gibidir. Öylesine pragmatist bir devlettir ki, Rusya Çin ve hatta ABD/ İsrail ile işbirliği yapıp Müslüman kanı akıtabilir. Bugünkü tablo bunu net biçimde göstermektedir.

İran için Şii olmadıkça insanın, toplumun hiçbir önemi yoktur. Şayet Müslüman kanını akıtmaktan rahatsız olsaydı  çağın zalimi Esat’ı ayakta tutmak için bu kadar insanın ölümünden korkardı. Bugün Hizbullah milisleriyle Türkmen yurdunu işgal etmezdi. Ne hazindir ki tarih tekerrürden ibaret. Dün İslam dünyasının uzun yıllar kendi içinde mücadele ettiği haricilik, bugün adeta İran ile yeniden hayat bulmuştur.

***

Gelelim Suriye’de bundan sonraki gelişmelerde nelerin yaşanabileceğine… Suriye ister bölünsün, ister yeniden tek devlet kalsın... Kısa vadede kaybeden gibi görünen Türkiye, uzun vadede kazançlı çıkacaktır. Bunu iki açıdan değerlendiriyoruz.

1.    1- Dünyadaki Müslüman toplumlarının nazarında artık devlerin önünde ayakta dimdik durabilen Türkiye vardır. Bu olgu Türkiye dinamiğini daha büyütüp daha güçlü kılacaktır.

2.     2-En kötü ihtimali varsayalım. Yani PYD’nin güney kuşağımıza hâkim olduğunu farz edelim. Dün Irak’ın kuzeyine bakarak değerlendirme yapabilirsiniz. Bir zamanlar büyük tehlike gördüğümüz Barzani’yi bugün koruyan tek ülkeyiz. Türkiye olmasa İran ve diğerleri Barzani’yi gönderecek. Olaya bu bağlamdan bakıldığında güneyimizdeki PYD’nin sosyalist kafa yapısıyla ve Türkiye düşmanı olarak uzun süre devam edebilmesi mümkün değildir. Bugünkü savaş ortamında ve eli silahlı iken var olan gücünü yarın normalleşme ortamında kaybedecektir. PYD, Kuzey Suriye’deki Kürtleri bu anlayışla yönetemeyecektir. Kaldı ki bu coğrafyada Türkiye ile düşman hiçbir ülke geleceğini oluşturamaz. Hele bir Kürt kantonu!..

****

Türkiye için bütün mesele ülkemizdeki demokratik iradenin sekteye uğramamasıdır. HDP ve CHP bu anlayışla devam ettikçe… Türk aydını böyle ihanetini sürdürdükçe ve dışardakilerle işbirliği yaptıkça Türk halkı da kuşatmaya karşı kale gibi direnecektir. Böylesi bir kuşatma karşısında normalleşme bekleyenler yanılıyorlar. Kendi besledikleri düşmanlıklarının toplumda nasıl algılandığını göremiyorlar. Kimi Biden’den kimi Lavrov’dan güç almaya ve kendi ülkesine düşman gibi davranmaya devam ettikçe… Bir dünya devleti olma iddiasıyla yola çıkan Türkiye’nin yürüyüşünü durduramazlar. Belki biraz yavaşlatırlar.

Üstat Necip Fazıl’dan bir hatırlatma ile anlatmaya çalışalım.

Ey düşmanım… Sen benim ifadem ve hızımsın.

 

Gece gündüze muhtaç, bana da sen lazımsın.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.