Dünyanın birçok imparatorluğuna ev sahipliği yapan ve Osmanlı padişahlarını yetiştirmiş kadim bir şehir...

Her kültür bir iz bırakmış gitmiş...

Her alanda gözlerin üzerinde olduğu merkez.

Denizin mavisiyle doğanın yeşilinin bütünleştiği bir kent.

Neyle nereye gitmek istersen, 10 dakikada denize, 15 dakikada köye, 30 dakikada yaylasına çıkarsın. Bütün bu doğal güzelliklerle iç içe olması nedeniyle oldukça cezbedicidir.

Gören çok sever..

Göremeyen, ölmeden mutlaka görmeyi ister.

Şehre ait kimlik taşıyanlar, gittikleri yerlerde mutlaka sevilir ve bu kültüre ait sorularla karşılaşırlar. İnsanı, cesaretlidir, yüreklidir, merttir, merhametlidir, yardımseverdir ve adildir.

Peki Karadeniz’in parlayan yıldızı Trabzon'un tüm bu parlayan yönleri son yıllarda sönüyor mu?

Aslında yerel idareler bunun önüne geçmek için birçok hamle yaptı.

Turizm adı altında kentte birçok köklü yeniliğe gidildi.

Altyapıya, ulaşıma, çevre temizliğine özel önem verildi. Özellikle vadi içleri belediye ve TOKİ işbirliği ile gecekondulardan arındırılarak, denizden esen rüzgâr dağ ile buluşturuldu. Böylece şehrin havası bir nebze olsun doğal yöntemlerle temizlenmiş oldu.

Fakat işler bununla bitmiyor...

Şehirde bu aylarda bile kömürden kaynaklı hava kirliliği var.

Bu konuda Ortahisar Belediye Başkanı A. Metin Genç, özveriyle çalışıp doğalgaza geçişi hızlandırmaya çalışıyor.

Yeni master planlar hep bu anlayış üzerine hazırlanıyor.

Yetmez diyorsak; şehrin turizm pastasından hak ettiğini alamadığını düşünüyorsak, tüm sahalarda önce altyapıyı kurmalı, sonra üstyapıyı oluşturmak zorundayız. Bunun belli bedelleri vardır. Gerekirse hep birlikte ödemek durumundayız. Şehirde yerli-yabancı turistler için gezi yolları ve iç lokasyonlar üzerinde zaman geçirilecek mekân seçeneği de artırarak buna da sosyo-ekonomik ve turistik bir plan gözüyle bakmalıyız. Meydan Parkında Trabzonspor logosu bunun ne kadar gerekli olduğunun göstergesidir. Ortahisar'daki bulunan Yavuz Sultan Selim heykeli önünde fotoğraf çektirmek isteyenler, avlunun küçüklüğünden dolayı bunu yapamıyorlar.

Ancak varolanları koruyup ve mümkünse daha uygun hale getirerek...

Ve yenilerini ekleyip cazibeyi devamlı artırmak düsturu ile yol alabiliriz.

Kazandığının yarısından çoğunu reklama yatıran uluslararası dev şirketler gibi turizmde de tanıtım, reklam, halkla ilişkiler, ar-ge ve inovasyon ruhunu elden bırakmayacağız.

Turizm pek nazlı bir sektördür.

Durursak düşeriz.

NOT: Ne kadar geriye bakarsanız, o kadar ileriyi görürsünüz

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
emre 5 ay önce

güzel bir yazı idi

Avatar
mustafa 5 ay önce

tebrikler

Avatar
Burhan Kaya 5 ay önce

Atilla öncelikle seni tebrik ediyorum böyle bir konuya düşüncelerini ve eksiklerini belirttiğin için birde senden bu turistleri kaçıran terbiyesiz ve seviyesiz bir an önce zengin olma hayaliyle yaşayan esnaf bozuntuları var bu tefecilerden de bahsetmeyin ve bunların esnaflıktan uzaklaştırılması lazım bu tefecilerden çok rahatsız oluyoruz hak hukuk bilmeyen esnaf bozuntuları ve tefeciler diyorum ben bunlara

Avatar
emel 4 ay önce

Tebrikederim

banner29