banner114

Köye kadar gitmişseler vah ki ne vah?

Gördüğümüz manzara karşısında pes dedik.

Pazar günü uğurlu köyün den kireç haneye doğru iniyorduk aracımızla.

Bir virajı geçtik, karşımızda arkası açık, yarım bir kamyonet.

Yol verelim dedik, kenara çektik.

Beklerken bir ses duyduk, camı açtık.

Ses yol verdiğimiz kamyonetten geliyordu.

Kulağımızı araca verdik, Aracın üzerine monte edilmiş hoparlörden” patates, soğan”  diye bir ses aldık, bize gelen bu ses çok garibimize gitmişti!

Bu gelen ses bize hiç mi hiç yabancıda değildi.

Bizler bu sesleri şehirde mahalle ve sokak aralarında duyuyorduk.

Hayret ettik.

Düşünebiliyor musunuz, köyde, araçla patates-soğan satılıyordu.

Kendi kendimize ulan ne günlere geldik? şuraya bakın nereden nereye vardık?

Üretim durmuş, köylü bile patatesi ve soğanı seyyar satıcılardan alıyorsa, vay memleketimizin haline?

Vay bizlerin haline…

Demek ki köylerimizde o kadar toprak ekinsiz, öylesine kaderine terkedilmiş halde duruyor.

Ey gidi, eski siyasetçi duayenimiz ne demişti ”Köylü milletin efendisidir”

Sahi köylü hakikatten efendi olmuş!

Onlar artık ekmiyor, biçmiyor, onlar bile hazırı bekliyor!

Köyü olan köylümüz öyle bir duruma gelmiş ki, ne ekim yapıyor ne bağ bahçe bakıyor!

BÖYLE OLMALI

Öncelikle tebrik edip;

Sonra hakkını teslim edeyim.

Pazar sabahı yürüyüşü bitirdikten sonra, aracımıza binerken, gözümüz biraz ötemizden gelenlere takıldı.

Gelenleri Önce tanıyamadık.

Sonrasında dikkatli bakınca Trabzon valisi İsmail Usta ile eşinin olduğunu fark ettik.

Bu kez aracımıza binmekten vazgeçip durduk, Valimize günaydın deyip, kendisiyle selamlaşıp kısa bir sohbet ettikten sonra ayrıldık.

Şimdi diyeceksiniz ki ne var bunda?

Sizi bilmem ama bana göre çok şey var bunda.

Bir keren Valimizin mütevazı bir şekilde her vatandaş gibi sabah sporu yapması, üstelik yanında koruma ordusu olmadan yürüyüş yapması cidden çok önemliydi.

Kısacası valimiz sayın Usta bizde birisi gibiydi sabah yürüyüşünde.

Bize garip geldi bu hal!

Neden mi?

Çoğu üst düzey bürokratı o alanda görmediğimiz için.

Gelenlerinde koruma ordularıyla yürüyüş yaptıkları için.

Aslında valimizin yaptığı çok büyütülecek bir şey de değil di, hatta olması ve yapması gereken bir olaydı, ama önceden gördüğümüz fotoğraflardan dolayı, hem kendisinin hakkını teslim edelim, hem de kutlayalım istedik.

HEPİMİZ İSTİYORUZ

Kim istemez o senenin bu sene olmasını?

Kim istemez yılladır şampiyonluğa susamış bir camianın yeniden dirilip şampiyon olmasını?

Elbette yediden yetmişe herkes ister.

İstemekte yediden yetmişe herkesin hakkı…

Ne var ki bu sadece bizlerin istemesiyle olmuyor.

İstemeye, başta yönetim kurulu, olmak üzere teknik heyet futbolcularda dahil olacak.

Açıkçası simitçisi, boyacısı, iş adamı, sanayicisi, esnafı, tüccarı, öğrencisi, işsizi, futbolcusu, teknik adamı, herkes bunu isteyecek.

Zira şuan gördüğümüz tabloda yukarda saydığımız zincirde olanların hepsi bunu istiyor.

Ve ondan dolayı bende diyorum ki o ene bu sene niye olmasın?

ÜÇAYAK TAMAM!

Her zaman yazıp söyleriz.

Her zamanda gündeme taşırız.

Futbolda hedefe gitmek için üçayaklı masanın üçayağın dada güçlü olmak zorundasınız.

Nedir bu ayaklar?

Masa, kasa ve saha.

Trabzonspor’u şuanda üçayakta da güçlü görüyoruz.

Bir keren ekonomik sıkıntısı yok, yanı kasa güçlü.

Sahada istediği sonucu ama öyle ama böyle alabiliyor, demek ki burada da güçlü.

Hele bir de sakat oyuncular dönerse, gücüne daha çok güç katacak.

Geriye kalıyor sadece masanın üstü kalıyor.

E şuana kadar bura dada bir sıkıntı görünmüyor.

Hakkımızı hukukumuzu savunacak siyasetimizde güçlü bürokrasimizde.

O nedenle diyorum ki, Trabzonspor’un son dönemlerin en güçlü dönemini yaşıyor.

Tek şey kalıyor, oda camiaya olarak bütünleşip kenetlenmek.

GENELE YAYMALI

Savaşan bir Trabzonspor seyrediyoruz.

Sadece savaşmıyorlar, inanarak isteyerek oynayan bir oyuncu topluluğu izliyoruz.

Her şeyden önce, mağlupken de, galipken de, hakem son düdüğü çalana kadar, gol arayan gol atan bir Trabzonspor seyrediyoruz.

Bu güne kadar oynana maçların hiç birinde hiçbir takım Trabzonspor gibi sahada görüntü vermiyor.

Buna İstanbul takımları da dahil.

Bordo Mavili oyuncular, maçın belirli bölümlerinde oyunu öyle forse ediyor ki rakip alana, bununla birlikte hem pozisyon üretiyorlar hem de gol atıyorlar.

Ama bunu maçın geneline yansıtamıyorlar.

Zira bunu başarabilseler, Trabzonspor için her şey daha kolaylaşacaktır.

İYİKİ VAR

Lider bir oyuncu…

Sahada durması bile yetiyor.

Bırakın iyi oynamasını nefesi bile rakip oyuncuya yetiyor da artıyor bile.

Bana göre Son yılların en iyi yabancı oyuncusu ile birlikte takımına en çok katkı yapan oyuncularından bir tanesi oldu Arjantin patentli oyuncu Josef Sosa.

Kendisi için daha düne kadar Yaşı kemale erdi, bitti deniyordu.

Şimdi ise 33 yaşına gelmesine rağmen sözleşmesinin uzatılması için kendisine sözleşmesini uzatmak için teklif götürülmeye çalışılıyor.

Doğrusu da yapılıyor.

Yapılması da lazım…

Josef Sosa saha dışı ve saha içi yaşantısıyla herkese örnek olacak bir kimliğe bir kişiliğe sahip bir oyuncu.

İyi ki transfer edilmiş.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner108

istanbul escort