Bilgi ışıktır, bilinmeyeni bildirir, beynin karanlıkta kalan bölgelerini aydınlatır. Her bilinmeyen bir korkudur, bilgi korkuları yok eder; hileyi aşikar, cehaleti yok eder; aklını ve bilgiyi kullanalar için düzenbazın hilelerini ve desiselerini açığa çıkartır.

       Karanlık işlerle uğraşanlar, her türlü düzenbazlığı meslek edinenler, toplumu aldatanlar, cahillerin bilgisizliğinden, insanların kendilerine duydukları güven ortamından faydalanırlar. Bu organize olmuş gruplar, sorgulama yapmayan, aklı devre dışı bırakan mürit yapılı insanlar bilgiden çekinir, bilgi sahibinden, bildiklerini açıkça anlatanlardan ve yazanlardan rahatsız olurlar! Çünkü örümcek ağları loş ışıkta görünmez, bilginin aydınlığı, örülmüş tuzakları ve bütün tezgahları açığa çıkartır.

        Ey insanlar! Allahın vaadi haktır. Dünya hayatı aldatıcıdır. Aldatıcılar Allah’ın adını kullanarak sizi aldatmasın. (Fatır 5)

        Gerçekleri bildiği halde değişik endişelerle ve sebeplerle şirin görünmek, sorun yaşamamak uğruna doğruyu saklayanlara ne demeli? Hz. Hamza’nın cesaretini, kahramanlığını, fedakarlığını  kürsülerde anlatarak esip gürledikten sonra, kendisine görev düştüğünde, risk almamak için “Hava çok sıcak, bu sıcakta savaşa gidilmez!” diyenler gibi yan çizenlerden Allah’a sığınırım; zira bu, Allah ile aldatanlarla dolaylı ortaklıktır. Resul kendisine bildirilenleri ve bildiklerini bildirmeseydi ve gereğini yapmasaydı ne olurdu? Haşa, asi!

       Görevimiz; insanlık adına öğrenmek, bilmek, bildirmek, yaşamak ve yaşatma gayreti içinde olmaktır. “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer 9) Üstelik ilmin sonsuzluğu karşısında aciz kalmışken! Allah doğrularla beraberdir. Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve doğrularla beraber olun.” (Tevbe: 119) Bu ayette kastedilen sadıklar(doğrular) âlimlerin dediği gibi; Kur’an ve Sahih Sünnetle amel edenlerdir! Yoksa tasavvufçuların dediği gibi şeyhler değildir!

     Aracılar aracılığı ile bulmaya çalıştığın Allah'a ulaşmak için kılavuzun Kuran’dır; yaşamak için Resul örnektir. Allah öyle zannettiğin gibi uzaklarda değil, sana şah damarından daha yakındadır. O, sevenlerinin yüreğindedir ve “bana aracısız olarak gel” demektedir! Korkutmadan, müjdeleyerek; zorlaştırmadan kolaylaştırarak. O nedenle Allah'ı birilerinin eteklerinde, avuçlarında arama! “Aracıların şefaati onlara bir yarar sağlamaz. ” (Müddesir 48)

      İnanmak ihtiyacı ve açlığı fıtratımızda, yani yaratılış kodlarımızda, genlerimizde mevcuttur. İnsan asıl inanması gereken Hakk’tan, tarih boyunca çok değişik etkenlerle sapmış, akıl dışı sapkın yollara düşmüş; buna karşılık Rab, değişik çağlarda ve coğrafyalarda Resulleri aracılığı ile insanı kendine çağırmıştır. İnsanlardan özetle şunu istemiştir:

      (Rabbimiz!) Ancak sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz. (Fatiha 5)   Resul işte bu emre uyarak insanı kendine değil, Allah’a çağırmıştır.

      Müslümanları diğer çağrılardan kurtarmak için; hurafelerden arınmış, vahye dayalı sadeliği ile İslam Dini, geliştirilmiş çağdaş usul ve yöntemlerle Tevhid-i Tedrisat(eğitim-öğretimde birlik) sistemi içinde sadece devlet eliyle öğretilmelidir. Aksi halde bu farklı yapılar ve teşkilatlar, defalarca gördük ki ülkemizin güvenliği açısından tehlike arz etmektedir.

     Siyasi riskler, silahlı risklere dönüşmeden önce gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

    

      Bilgi ışıktır, bilinmeyeni bildirir, beynin karanlıkta kalan bölgelerini aydınlatır. Her bilinmeyen bir korkudur, bilgi korkuları yok eder; hileyi aşikar, cehaleti yok eder; aklını ve bilgiyi kullanalar için düzenbazın hilelerini ve desiselerini açığa çıkartır.

       Karanlık işlerle uğraşanlar, her türlü düzenbazlığı meslek edinenler, toplumu aldatanlar, cahillerin bilgisizliğinden, insanların kendilerine duydukları güven ortamından faydalanırlar. Bu organize olmuş gruplar, sorgulama yapmayan, aklı devre dışı bırakan mürit yapılı insanlar bilgiden çekinir, bilgi sahibinden, bildiklerini açıkça anlatanlardan ve yazanlardan rahatsız olurlar! Çünkü örümcek ağları loş ışıkta görünmez, bilginin aydınlığı, örülmüş tuzakları ve bütün tezgahları açığa çıkartır.

        Ey insanlar! Allahın vaadi haktır. Dünya hayatı aldatıcıdır. Aldatıcılar Allah’ın adını kullanarak sizi aldatmasın. (Fatır 5)

        Gerçekleri bildiği halde değişik endişelerle ve sebeplerle şirin görünmek, sorun yaşamamak uğruna doğruyu saklayanlara ne demeli? Hz. Hamza’nın cesaretini, kahramanlığını, fedakarlığını  kürsülerde anlatarak esip gürledikten sonra, kendisine görev düştüğünde, risk almamak için “Hava çok sıcak, bu sıcakta savaşa gidilmez!” diyenler gibi yan çizenlerden Allah’a sığınırım; zira bu, Allah ile aldatanlarla dolaylı ortaklıktır. Resul kendisine bildirilenleri ve bildiklerini bildirmeseydi ve gereğini yapmasaydı ne olurdu? Haşa, asi!

       Görevimiz; insanlık adına öğrenmek, bilmek, bildirmek, yaşamak ve yaşatma gayreti içinde olmaktır. “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer 9) Üstelik ilmin sonsuzluğu karşısında aciz kalmışken! Allah doğrularla beraberdir. Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve doğrularla beraber olun.” (Tevbe: 119) Bu ayette kastedilen sadıklar(doğrular) âlimlerin dediği gibi; Kur’an ve Sahih Sünnetle amel edenlerdir! Yoksa tasavvufçuların dediği gibi şeyhler değildir!

     Aracılar aracılığı ile bulmaya çalıştığın Allah'a ulaşmak için kılavuzun Kuran’dır; yaşamak için Resul örnektir. Allah öyle zannettiğin gibi uzaklarda değil, sana şah damarından daha yakındadır. O, sevenlerinin yüreğindedir ve “bana aracısız olarak gel” demektedir! Korkutmadan, müjdeleyerek; zorlaştırmadan kolaylaştırarak. O nedenle Allah'ı birilerinin eteklerinde, avuçlarında arama! “Aracıların şefaati onlara bir yarar sağlamaz. ” (Müddesir 48)

      İnanmak ihtiyacı ve açlığı fıtratımızda, yani yaratılış kodlarımızda, genlerimizde mevcuttur. İnsan asıl inanması gereken Hakk’tan, tarih boyunca çok değişik etkenlerle sapmış, akıl dışı sapkın yollara düşmüş; buna karşılık Rab, değişik çağlarda ve coğrafyalarda Resulleri aracılığı ile insanı kendine çağırmıştır. İnsanlardan özetle şunu istemiştir:

      (Rabbimiz!) Ancak sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz. (Fatiha 5)   Resul işte bu emre uyarak insanı kendine değil, Allah’a çağırmıştır.

      Müslümanları diğer çağrılardan kurtarmak için; hurafelerden arınmış, vahye dayalı sadeliği ile İslam Dini, geliştirilmiş çağdaş usul ve yöntemlerle Tevhid-i Tedrisat(eğitim-öğretimde birlik) sistemi içinde sadece devlet eliyle öğretilmelidir. Aksi halde bu farklı yapılar ve teşkilatlar, defalarca gördük ki ülkemizin güvenliği açısından tehlike arz etmektedir.

     Siyasi riskler, silahlı risklere dönüşmeden önce gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

    

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89

banner108