16 Haziran seçimleri vatandaşın herkese ince mesaj verdiği seçimlerden biri oldu. Sistem değişti ve Türkiye başkanlık sistemine geçti. Lakin bu geçiş ‘Artık her şey bitti. Türk halkı net bir biçimde başkanlık sistemini benimsedi’ anlamına da gelmiyor. Türkiye esasen sancılı bir sürece girdi.
AK Parti’de yeniden Recep Tayyip Erdoğan dönemi başlıyor. Erdoğan artık tabandan tavana her gelişmeyi kontrol edecek. ‘Parti zaten kontrolündeydi’ denebilir. Lakin uzaktan izleme ve atı süren süvariye taktik verme başka şey, atın süvarisi olmak başka şey. Erdoğan artık atın süvarisidir. Üstelik şartlarda 2002 yılları değildir.
AK Parti’nin 15 yıllık süreci kendi içinde kırgın ve küskünler meydana getirmiştir. Bunlardan partiye düşmanlık yapanlar kendilerini bitirmiştir. Lakin sessiz kalarak yine sessizce uyarı yapanlar taban tarafından takip altındadır. Bu ince çizgiler kesinlikle AK Parti’nin bölünebileceği anlamına gelmemelidir. AK  Parti’nin bölünmesi bize göre ihtimal dâhilinde dahi değildir. Lakin 7 Haziran’da yüzde 41’lere inmiş olması önemli bir işarettir. Referandumda da gördük ki AK Parti içindeki bir kısım seçmen partinin her adımına destek vermemektedir. Mecbur kaldığı için AK Partiye oy vermektedir. AK Parti bu mecburi hali gönüllüye çevirmezse 7 Haziran şokuyla bir kez daha karşılaşabilir.
***
CHP açısından süreç geçmişe umutsuz bir vaka gibidir. 16 Nisan’da doğru dürüst çalışmadan, yalanlar üzerine kurulan çok etkin bir politika üretilmiştir. CHP bugün artık kendi iktidarından vazgeçmiş vaziyettedir. Amacı Recep Tayyip Erdoğan’ı devirebilmektir. Bu gayeye ulaşmak bir başka AK Partili eliyle bile olsa CHP buna razı gelecektir. Zira CHP kurmayları iyi biliyor ki Tayyip Erdoğan’sız AK Parti uzun ömürlü olmaz. Kendilerince yaptıkları tercih bu bağlamda önemlidir. Son dönemdeki tercihleri önemsiyoruz. Ve tercihlerde Mehmet Bekâroğlu izleri görüyoruz.
CHP’nin bu çizgisinin içerde ve dışarda hayli destekçisi vardır. İçerde MHP muhalifleri ve HDP ile birlikte hareket edilmektedir.
Dışarda ise ABD’nin Neocuları ile Avrupa Birliği üyesi ülkeler CHP’nin haline tam destek vermektedir. CHP’nin nihai hedefi iktidar olmak değilse… AK Parti’den ve dolayısıyla Recep Tayyip Erdoğan’dan kurtulmaksa demokratik her yol mubah görülmektedir. CHP asli unsur olmaktan çıkmış destek kıtasına dönüşmüştür.
***
Sürecin en sancılı partisi ise MHP olarak görünmektedir. Muhalifler belliki yeni partiye yönelmişlerdir. Ancak bu ayrışma beklendiği gibi gelişmeyebilir. Zira bugüne kadarki mücadele ülkücülerin partiye hâkim olma mücadelesiydi. Hâlbuki Meral Akşener’in kuracağı partide ülkücüler kendi partilerini kurma değil ortak olma ve paylaşma mücadelesi verecektir. Paylaşmadan kasıt ülkücü iradenin sorunlarını veya yükünü değil… Farklı eğilimlerin partisinde ortak paydanın çıkarın paylaşımıdır. Zira Akşener’in kuracağı parti ülkücülerin partisi olmayacak… Ülkücülerin ortak olacağı bir parti olacak. Bu açıdan bir büyük sınav verilecektir. Bakalım ülkücüler yeni bir partinin kendilerine biçtiği rolü nasıl benimseyecek?
***
Tüm bu siyasi hareketlerin ortak hedefi 2019 seçimleridir. Önce 2019 Mart ayında mahalli seçimler… Ardından Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimleri… Milletvekilliği ikinci planda. Seçimlerin anası Cumhurbaşkanlığı seçimleri… Hani hedefine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı koyanlar var ya!.. İşte onların ve inanılmaz ittifakların seçimi… Kendi iktidarlarından vazgeçip, iktidardakini düşürmeyi hedefleyen bir seçim…
Türkiye şimdiden 2019’a kilitlendi. Tüm parti ve sivil toplumuyla…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.