Rahmetli Demirel, siyasi literatürümüze “DÜN DÜNDÜR, BU GÜN BUGÜNDÜR” deyimini eklemişti. Başbakanlığı sırasında söylediği bu söz o sıralar yanlış algılanmış ve zamana göre fikir değişikliği yapılabileceğinin makul gayreti olarak kabul edilmişti. Bu söz siyasi arenada bugüne kadar hızla yayılmış ve toplumun her kesiminde sık sık kullanılır olmuştur. Bazı çevreler bunu dün başka bugün başka konuşma diye anlamlandırarak zamana göre yelken açma olarak telakki etmişlerdi. Aslında bu deyim bilerek söylenmiş v e siyasetin önünün açık olması için bırakılan bir açık kapı olarak kabul edilmiştir.

Bu deyim aslında siyasi hayatta hoşgörüyü, makuliyeti, toleransı, ortak paydada birleşmeyi ve siyasette güncellenmenin zaman içinde sık sık yapılabilmesi gerektiğini ihtiyaç haline getiren bir ifade olarak kabul edilmelidir. Nitekim merhum Demirel’de bu sözünü siyasi rakiplerine karşı “Daha önce böyle dememiş miydiniz?” çıkışlarına karşı kullanmıştı. Zira devleti ve ülkeyi yönetirken değişen şartları hesaba katarak güncelleme yapılması zorunludur. Yoksa artan nüfus, toplumda öne çıkan beklentiler ile iç ve dış konjonktürel şartlar bunu zorunlu kılmaktadır. Bu gün seçim barajı %10’dur. Bu, bugünün şartları için geçerlidir. Bu şartlar değişince elbette ki baraj ya makul bir seviyeye çekilecek veya tamamen kaldırılması söz konusu olacaktır. Siyasi partiler ve seçim kanunu artık yeterli olmuyor. Bunu sonuna kadar savunmak ve güncellememek siyasetin önünü tıkatır. Tıkanırsa ne olur? Toplumda homurdanmalara ve patlamaya yol açar. Devletimiz 1924 yılında yapılan anayasa ile son anayasa değişikliğine kadar geldi. Zaman zaman bazı maddeleri eklendi. Bazıları çıkartıldı. Dar gelen elbisesi normal ölçülere çekildi. Belki 10-20 yıl sonra bu da yeterli olmayacaktır. O zaman yeni bir değişikliğe gidilecektir. Hep geçmiş söylemlere takılıp, kalmak siyasetin önünü kapatır. Çözümsüzlükler artar. Bıkkınlık getirir. İktidarın bir gün düşebileceğine, muhalefetin de bir gün iktidar olabileceğini düşünerek söylemlerini düzenlemesi lazımdır. Ne iktidar ve ne de muhalefet yerlerinin değişebileceğini hesaba katmadan davranış sergiliyorlar. Yıllar önce söylenmiş sözleri, arşivlerden arayıp çıkarılıp birbirlerinin yüzüne vurmakla yine siyasetin yolunu tıkatıyorlar. Siyaset varmak istediği hedefe varamıyor. Maalesef bunun cezasını sonunda siyasetçi değil halkımız çekiyor.

Şimdi önümüzdeki yıl mahalli İdareler ve genel seçimler yapılacak. AK Parti ile MHP “cumhur ittifakı” adıyla bir ittifak yaptılar. Muhtemelen diğer partiler de ittifak yapma yoluna gideceklerdir. Bu da onların tercih edeceği bir şeydir. Ancak MHP ve genel başkanını dünkü söylemleri ile suçlayarak ittifaka girmesini bir suç gibi göstermek doğru değildir. Aynı şeyi Adalet ve Kalkınma Partisi için de söylemek mümkündür. İktidar partisi genel başkanı ve parti sözcülerinin geçmişteki söylemlerini gündeme getirmek haklı görülemez. Tüm bu söylemler o günün şartları için geçerli idi. Bu gün önemini yitirmiştir. Artık dün dünde kaldı. Bugün yapacaklarımız ile yarın yapacaklarımızı tartışmanın ve konuşmanın zamanıdır.

Artık siyasetçilerin geçmişteki söylemlerini bağlayıcı kabul ederek birbirlerini suçlamaları, geleceklerine ipotek koyarak siyasetin bloke etmeğe hakları yoktur. Şimdi ne söylediği önemlidir.

           

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89

banner37