banner114

Demokrat Partisi dönemini tam değerlendiremiyorum. Zira öğrencilik yıllarında siyasete ilgi azdı. Ancak hatırımda kalan tek şey “VATAN CEPHESİ” olumsuzluğuydu. Her gün öğle haberlerinden sonra 45 dakika radyodan v atan cephesine geçenlerin isimleri okunuyordu. O dönemler televizyonlar Türkiye’de yayın yapmıyordu. İktidar muhalefete karşı sert davranıyordu. O zamanki muhalefet lideri İsmet İnönü Atatürk’ün yakın silah arkadaşıydı. Milli mücadeleyi birlikte yürütmüşlerdi. Ordu üzerinde etkisi büyüktü Nitekim 27 Mayıs Askeri Darbesi onun bilgisi dahilinde yapıldığını bilmeyen yoktur. Ama her şeye rağmen ihtilal sonrasında Süleyman Demirel ile kurulan koalisyon hükümeti yumuşak bir geçişle ihtilalin yaralarını bir miktar sarmıştır. Ama halkın çok sevdiği başbakan “MENDERES” ‘in hukuk dışı suçlamalarla uyduruk mahkemelerce idama mahkûm edilmesini milletimiz hiçbir zaman affetmemiştir. Menderes ruhu o tarihten sonra CHP’nin korkulu rüyası olmuş ve aradan geçen 69 yıl bu millet onu iktidara getirmemiştir. Demokrasi ve siyaset burada en büyük düşüşü yaşamıştır.

Ardından gelen muhtıra    1980 İhtilali ile siyasetimiz yeniden yara almış, geniş bir küskünler topluluğu yaratmıştır. Turgut Özal ile geçen 6 yıldan sonra istikrarsız dönemlere girildi. Yalnız siyaset değil ekonomi de irtifa kaybetmiştir. Canından bunalan halkımız 2003 yılına kadar gelen koalisyon ortağı partileri          elinin tersi ile iterek henüz üç aylık parti olan AK Parti’yi %34 oyla iktidara tereddüt etmeden getirmiştir. 16 yıldır Türkiye bu parti ile yönetiliyor. Her seçimde millet oyunu artırarak bu partiyi ibra etmiştir.  tarihimizde en uzun iktidarda kalan partisi olarak tarihe geçmiştir. Bu partiyi ister sevelim, ister sevmeyelim ama gerçek budur.

Ne var ki bu iktidar 1990-2003 yılları arasında Türkiye’nin bozulan düzenini kucağında bulmuş, buna rağmen devlet çarklarını yeniden işletmeyi başarmıştır. Bizde en çok eksik olan özgüven duygusunu kazandırmıştır. Ülkemizin kalkınmasını istemeyen dış emperyalist güçler terör örgütlerini destekleyerek bizi zayıflatmağa çalışmıştır. Halen de çalışmaktadır. Libya, Irak ve Suriye’yi parçalayıp yok edenler şimdi Türkiye üzerinde oyunlar oynamaktadır. En son Venezuela’yı işgal edip halkın seçtiği Maduro İktidarını uzaklaştırmak istemektedir Ne yazık ki demokrasi sözcüğünü ağızından her seferde düşürmeyen AB ülkeleri de ABD’nin bu eylemini onaylamaktadırlar. Aynı devletler Mısır’daki keyfi idamlara da destek olmaktadırlar.

Siyasete yeniden irtifa kazandırmak istiyorsak iktidar-muhalefet ilişkilerinin sağlam zeminlere oturtulması, milli birlik ve beraberliğimizi sarsacak söz ve eylemlerden kaçınmamız lazım. Bunların yanında demokrasi ve hukuk ilkelerinin inandırıcı bir şekilde oturtulması gerekir.

           

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner108