Cumhurbaşkanımızın uyarısı ile TEOG kaldırıldı. Onun yerine alternatif çözümler için Millî Eğitim Bakanlığında yoğun çalışmalar yapılıyor. YÖK’ten yapılan ilk açıklamalara göre üç alternatif üzerinde çalışmaların yoğunlaştığı bildiriliyor. Bir telaş ve panik havası yaşanıyor. Umarız bu panik ve telaşla yeni bir çıkmaza girilmez ve zaman kaybedilmez. Zira alelacele yapılacak değişiklikten bir iki yıl sonra geri dönülmeyeceğini kimse garanti edemez.

İlk alınan bilgilere göre bir hafta içinde yapıp bitirilecek bir sınavdan söz ediliyor. Yine dıştan hazırlanan bir sınavdan bir türlü vazgeçemiyoruz. Bir sınav hastalığına yakalandık, bir türlü kurtulamıyoruz. Çocukları, velileri bu stresten kurtaramıyoruz. Sanki “SEÇME”nin tek yolu sınavdır. Bugün Avrupa’nın tamamına yakın devletlerinde hattâ ABD’de seçme işini okullarda öğretmenler kavgasız, gürültüsüz ve stressiz yapıyor. Örneğin Almanya/Bavyera eyaleti ile tüm AB ülkelerinde üniversiteye gidecek öğrenciler sınıf öğretmenlerince ilk dört yıl sonunda Türkçe (onlarda Almanca), matematik ve yabancı dil derslerinin ortalaması 9-10 olan öğrenciler sınavsız olarak üniversiteye gitmek üzere liseye hazırlanır. Dokuz yıllık eğitim sürelerince, yedinci sınıfta ara sınavla bu fırsatı kaybeden öğrencilere kapı bir defa daha aralanıyor. Her iki şekilde üniversiteye gidecek öğrenciler için sınav, okullarda bizzat sınıf öğretmenlerinin gözetim ve denetiminde yapılır. Üç ders ortalaması 9-10’un altında olanlar dokuzuncu sınıfa kadar okula devam ederler. Bu süre içinde her öğrenci bilgi, istidat ve becerisine göre sınıf öğretmenince takibe alınıp durumlarına uyan meslek dallarında sekizinci sınıfta çevresindeki iş merkezlerinde staja başlatılır. Stajda gösterecekleri başarı durumlarına o iş yerlerinde çalışmak üzere dokuzuncu sınıf sonunda işe başlarlar. O öğrenciler artık bir iş sahibidir. Belli bir süre içinde yuvadan ayrılıp kendi yaşam düzenlerini kurarlar. Üniversiteye gitmek üzere liseye ayrılanlar, lisede başarı gösteremezlerse, liseyi bitirmeden tekrar geri döndürülerek diğer öğrenciler gibi iş kollarında staja alınıp meslek edinirler ya da sanat ve meslek okullarına yönlendirilirler. Liseyi bitirenler sınavsız olarak istedikleri branşı seçerek yüksek öğrenime devam edip mezun olurlar. Üniversiteden mezun olan öğrenciler o toplumun başına doktor, avukat, mühendis vb. dalda yönetici olarak görev alırlar. Üniversiteye giremeyenler ara eleman olarak iş hayatına atılırlar.

Doğuştan her insanın yetenek ve kabiliyeti bir olmadığına göre üniversiteye gidenlerle iş dallarına ayrılanların hepsi durumlarına razı olurlar. Bizdeki gibi dershanelere giderek, paralı kurslar alarak 4-5 yıl üniversiteye girmek hayaliyle ömürlerinin önemli bir kısmını heba eden, aileleri stres ve masrafa sokmak olmuyor. Bir yarış maratonu olmuyor. Herkesin hakkına razı olduğu bir düzen kurulmuş oluyor.

Asıl konu öğretmeni yetiştirip ona güvenmektir. Bunun için de tüm eğitim kadrosunu aşamalı olarak artık lisansüstü eğitimden geçirerek ona gelecek nesli yetiştirecek fırsatı vermektir.

           

           

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.