Cep telefonlarıyla birlikte rehberler tarihe karıştı. Masalarımızın üzerinde ve çantalarımızda adeta başucu kitabı gibiydiler. Elimizin altında, gözümüzün önünde... Özel kalemler için paha biçilemezdi, iletişim söz konusu olduğunda imdada yetişirlerdi çünkü oradaydılar.                                                                                              

Dönem teknoloji dönemi” dediklerinde yaşlısı genci ile hakkını vermiş, akıllı telefonları kimselerin beklemediği bir kullanım yüzdesine erişmiştik. Rehberlerin çoğu yeniliğe biraz direnseler de dayanamamışlar, ortalardan kaybolmuşlardı.                                                                            

  ***    

  Teknolojinin bize bir oyunu mu bu?”    Her şey Alexander Graham Bell yüzünden…

O, telgraf çekilirken insan sesinin karşı tarafa aktarılamadığından dolayı kolları sıvıyor ve bu aleti buluyordu.                                               

Numaralar, hayatımıza yön veriyorlar, bizi aşıyorlar ve bizden çok yaşıyorlar.                            

 Bazıları, sahipleriyle o denli özdeşleşmiş ki onlar hayatta olmasalar bile sevdiklerinin rehberlerinde yaşamaya devam ediyorlar.                                                                                     

Silinmeyen numaralar zamanla hepimizin rehberinde daha da artacak.

‘Bilinmeyen numaralar’dan ‘silinmeyen numaralar’a…                                                                                                                              

Pek çoğunu silmeye elimiz varmayacak, yüreğimiz…

Bizler başkalarının rehberlerini, başkaları da bizim rehberimizi oluşturuyor.

Hemen her gün yenilerini eklediğimiz oluyor çünkü hafızaları eskisi gibi değil artık, fotoğraflar videolar ne bulursak doldurabiliyoruz. Sınırsız sonsuz bir çuval gibi… Her an yeni şeyler öğreniyoruz bu küçücük dünya malından ve onun hakkında ne kadar az bilgi sahibi olduğumuzu anlıyoruz. Kısa bir süre içinde “sosyal medya kullanım kursları” yaygınlaşırsa hiç şaşırmayalım. Onunla yatıyor, onunla kalkıyoruz çünkü. O elimizdeyken gözümüz başka bir şeyi görmüyor, kulağımız duymuyor.

***

İnsanoğlunu fetheden en büyük icat… Bizi, milyonların ortasına fırlattığı gibi bazen de yapayalnız bırakıyor. Hemen her gün bazı haberlerle derinden sarsıldığımızda biliyoruz ki bir daha geri gelmeyecek sevdiklerimiz, dostlarımız, en yakınlarımız… Fakat bizde bir emanetleri kalmış, kıyamadığımız fotoğrafları, hediye ettikleri kitapları, oyuncakları ve güzel sözleri gibi… Burnumuzun direği sızlarcasına bir silinmeyen numarayla daha yaşamaya başlıyoruz, bir numara daha, bir numara, bir…  Ara ara rehberimize göz attığımızda karşılaşıyoruz onlarla, oradalar… Sanki daha dün telefon açmış gibiyiz, sözleri kulaklarımızda çınlıyor, sosyal medyada bir yolculuk başlatıyoruz, ne zaman, nerelerde neler yapmışız? Düne göre adeta bir ofise eşdeğer kapasiteye sahip teknoloji harikasını ceplerimizde taşıyoruz. Bazen abarttığımızın da farkındayız, ona çok sık zaman ayırdığımızın… Gözümüz kulağımız onda çünkü hayatımızı yönlendiren büyülü kutu o… Yakında hepimizi şaşırtacak haberlerin ardından yenilerini beklemeye başlayacağız, en yenilerini…

***

Silinmeyen Numaralar?                                                                                                                            

Basına yansıyan haberlerden, dostlarımızdan duyduklarımızdan, sosyal medyadaki paylaşımlardan anlıyoruz ki numaraları silmek öyle sanıldığı kadar kolay olmayacak.                           

Çok yakında bir ‘sanal mezarlık’ olabilir, silinmeyen numaralar gibi silinmeyen tüm hatıralar da orada yerini alabilir. Konuyu pek çok arkadaşımla konuştum, meğer ne kadar da ortak noktamız varmış, hemen herkes bu numaralara kıyamadığını anlatıyor. Hâlâ arayanlar oluyormuş, biraz bekleyenler… Sanki sesini yeniden duymuş gibi “ya, ne olur konuş benimle” diyenler… Akıllarının bizde kaldığını gösteren içi dopdolu cümleler…                                                                                                                          

  “Annemmm…”                                                                                                                                               

 “Şimdi havalar soğumuştur, kalın bir şeyler giy, aç çıkma evden…”                                              

Ütünün fişini çekmeyi unutma, bir de tüp, son bir kez bak.”                                                             

 “Çok fazla dolaşma sokaklarda, karanlıklara karışmak için bekleyenleri biliyorsun.” 

 “Evden çıkarken duanı unutma, komşuları selamlamayı da…”                                                        

Bahçeye kuşlar için su ve buğday…”                                                                                              

Balkondaki begonyalar ve sardunyalar…”

***

Daha neler? Düne kadar bize bir telefon kadar yakın olan o güzel insanlar artık yoklar.                       

Bu kaçınılmaz sondan hiç kimse kurtulamayacak, ne kötü…                                                    

  Silinmeyen numaralar üzerinde tahminlerimizden fazla kafa yorulacak.                                                                                                     

Hüzün mevsimine yelken mi açmak istiyoruz? Elimizin altında her şey...                                                                                                                         

Bazılarını ezbere bildiğimiz, müzikle fotoğrafla süslediğimiz numaralar…                       

Hayatımıza renk katan, ekranda görüldüğünde bizleri alıp götüren numaralar…

O numaralara kıyamıyoruz ya… Aslında her şey bizimle ilgili çünkü aynı şeyin bize de yapılmasını hatırlatmak için çırpınıp duruyoruz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Yükseı yavuz 8 ay önce

Abim nerden kafana taktın unuttuğumuz tlf rehberini harbiden eskiden modaydı.

banner89

banner37