Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar, öteden beri takdir ettiğimiz bir gazeteci… Gaziantepspor-Trabzonspor müsabakası için 1 ay kadar önce gittiğimiz Antep’te ayaküstü sohbet ettik. “Keşke milletvekili olmasaydınız. Vicdan sahibi bir gazeteci olarak kalsaydınız.” dedik. Çok sayıda davası olduğunu, hapis cezalarıyla karşı karşıya bulunduğunu söyledi. “Belki de hapis yatmak taç sayılırdı. Buna rağmen vekil olmasaydınız.” dedik. Bu yaklaşımımız Şamil Tayyar’ın vicdanlı bir gazeteci olduğuna yönelik takdirin bir ifadesiydi.

***

Ajanslar Şamil Tayyar’ın önceki gün şike ile ilgili bir açıklamasını geçti. Aziz Yıldırım’a doğru sözler söylüyor. Lakin yanlış bir kulvarda söylenen bu doğru sözler hiçbir anlam ifade etmiyor. Şamil Bey kendi söylemleriyle garip biçimde çelişiyor. Doğrusu üzüldüğümüzü belirtmeliyiz.
Önce Şamil Tayyar’ın söylemlerini ele alalım: “Aziz Yıldırım, şike kumpasının kurulduğu günlerde Paralel’e tek laf etmedi. Pazarlık yapıp anlaşmaya çalıştı. Şimdi efeleniyor. Hattâ davanın kapanması için o günlerde Kadıköy ile Pensilvanya arasında aracılar gidip geldi. Şike soruşturmasında Yıldırım’ın, Paralel Yapı ile ilgili, ‘Bana kumpası kuranlar cemaatçilerdir, paralelcilerdir.’ dediğini duydunuz mu? Böyle bir iddiası hiç olmadı. Aziz Yıldırım, Zekeriya Öz ile Mehmet Berk’in samimi arkadaşıydı. Yıldırım hedefine hep hükûmeti oturttu. Paralel’i değil. Darbe girişimden sonra 30 Mart 2014 seçimleri AK Parti için en kritik seçimdi. Paralel saldırıyordu. Aziz Yıldırım da bir grup İşçi Partili ile Anıtkabir’de yürüyüş yapıp hükûmet aleyhinde slogan attı. Yeniden yargılama sürecinden sonra yavaş yavaş laf etmeye başladı.”

Şamil Tayyar size göre ne söylemek istiyor? Cevaplayalım.

1) Şike hadisesi bir kumpastır.

2) Aziz Yıldırım bu kumpastan kurtulmak için kumpası yapanları değil kumpasçıların hedefindeki hükûmeti hedef almıştır.

3) Zamanında hükûmet aleyhinde slogan attı. Şimdi Paralel’e efeleniyor.

***

Antep gaziler memleketidir ve mert insanlar çıkar. Öncelikle belirtmeliyiz ki şike hadisesi kumpas değildir. Şike, tapeli, belgeli bir vakadır. Aziz Yıldırım şike yapmış ve cemaat mensubu polis ve savcılar da onu yakalayarak mahkûm etmiştir. Paralel Yapı, Fenerbahçe’yi ele geçirmek istese bile şike yaşanmıştır ve operasyon, yaşanan şike üzerinden yapılmıştır. Aziz Yıldırım ise Paralel’in bu operasyonundan kurtulmak için kendince doğru bir yol izlemiştir.! Fenerbahçe camiasını AK Parti Hükûmeti’ne karşı kışkırtmış ve dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ı köşeye sıkıştırmıştır. Nitekim Tayyip Bey de şikeyi kabul etmiş ve kulübün değil, yapanların cezalandırılmasını savunmuştur. Aziz Yıldırım, Paralel Yapı’ya karşı mücadele edemezdi, zira her AK Parti karşıtı gibi o da Paralel’in kazanacağına inanıyordu. Dolayısıyla Paralel gibi hükûmete vurdu. Bu yürüyüş aynı zamanda bir taşla iki kuş vurmaktı. Hem Paralel’in ortaya koyabileceği yeni belgeleri engellemiş oldu hem de AK Parti Hükûmeti’ni korkutmayı başararak Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarihinde iki ayrı ilki başardı.

Önce kendisi için yasa değiştirtti, ardından yeniden yargılamanın veya aklanma yapılmasının yolunu açtı. Tapeler olmadan yargılandı. Belgeler yok sayılarak aklandı!..

Buradan Şamil Tayyar’a sesleniyoruz. Şikeci Aziz Yıldırım hukuk önünde aklandı ve şimdi boğulan Paralel’in ölüm duasını okuyor. Peki ya sizin ‘şike kumpastır’ diyerek yüreğini dağladığınız ve derin bir yara açtığınız yüzbinler!..

 

Ya sizin ‘şike kumpas’ diyerek inkâr ettiğiniz şike gerçeği karşısında oluşturduğunuz ikircikli pozisyon!.. Ne farkınız kaldı Aziz Yıldırım’dan?..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.