Şike hadisesi Ankara’dan veya İstanbul’dan bakanlar, oyun içinde ‘Bir Oyun’ olarak görebilir. Oluş biçiminden bakılarak, ‘sahadaki kirlilik’ olarak nitelendirilebilir. Ancak Trabzon için farklı bir anlamı var. Trabzon, şikenin örtülmesiyle bu kentin takımının kupasının çalınması bir yana onuruyla oynandığına inanıyor. Kimileri için futbol oyunu içinde “Bir Oyun” olarak nitelendirilip örtülen şike kimileri için ise onur anlamı taşıyor.

Trabzon ve Trabzonspor camiası, ‘Kupamız çalındı’ diye onur meselesi yapmadı. Gücün devreye girmesiyle hakikatin örtülmesi ve güçlünün haklı ilan edilmesini onur meselesi yaptı. Trabzon ve Trabzonspor camiası haksız olanların gücüne yenilmeyi ve yalnız bırakılmayı onur meselesi yaptı. Güce boyun eğmeyerek ama onuru rencide edilerek ağır yara aldı.

***

Trabzon ve Trabzonspor camiası tüm siyaset tarafından yalnız bırakılmayı onursallaştırdı. Hukuk, alın terini çalanları  yakalayıp içeri tıktı. Ama siyaset yeni kanun çıkararak hukuku arkadan dolandı. Ardından tapeleri geçersiz sayarak şikecileri akladı. Trabzon siyaseti bu süreçte toplumun beklediği tavrı koyamadı. A partisi, B partisi… Liderlerin hepsi şikecilere arka çıktı. Tapeler iptal edilirken o liderlerin çıtları çıkmadı. Şikecileri kurtarmak için TBMM’de birlikte el kaldırdılar. Yasayı değiştiren o eller Trabzon’un hakkını elinden alan ve gücün karşısında eğilen ve utandıran sahnelerdi.

Trabzon milletvekillerinin o süreçte itirazlarının, saklanmalarının, ortadan kaybolmalarının bir anlamı yoktu. Şayet 6 milletvekilinin hepsi bu haksızlık karşısında istifa edebilselerdi tarihe geçeceklerdi. Belki şikenin örtülmesi o zaman mümkün olmayabilirdi. Yoksa ‘evet’ veya ‘çekimser’ veya ‘hayır’ tavırları önemsiz kaldı. Liderleri sarsacak hiçbir huruç hareketi yapılamadı. Milletvekillerimiz de dahil siyaset şikeyi sahada oyun içinde oyun sandı.

Ne gariptir ki bugün şike Meclis’te örtülürken tarihi bir tavır almayan vekillerin hiçbiri TBMM’de artık yok. Arkalarında hiçbir iz bırakmadan siyasete veda ettiler.

***

Şikenin örtülmesinin bugün onursal bir sorun olarak önümüzde durduğunu yalnız siyaset değil, STK’lar da göremiyor.  Geçtiğimiz hafta Trabzon Barosu şikecileri savunan avukatı, ‘Gerçeği ters yüz eden başarılı avukat’ diye genç avukatlara örnek olarak Trabzon’a getirdi.

“Aziz Yıldırım şike yapmamıştır. Trabzonspor’un yapmaya çalıştığı şikeyi önlemeye çalışmıştır” diyen ve Trabzonsporlu olduğunu iddia eden bir avukatı kamuoyu önüne çıkarmıştır. Belli ki Trabzon Barosu kentin şike konusundaki hassasiyetini hiç anlamamıştır. Bir yeni örneğini de ADD’de görüyoruz. ADD şike kayırıcısı İlker Başbuğ’u Trabzon’a davet etti. Genelkurmay Başkanlığı döneminde Ergenekon kumpasına karşı mesaj vermek için Anadolu’dan Trabzon’u seçen İlker Başbuğ, şike gibi bir hadise karşısında şike savunuculuğuna soyunmuş ve kimsenin Fenerbahçe’ye kumpas kuramayacağını söylemiştir. Atatürkçü Düşünce Derneği yetkililerinin İlker Başbuğ’a şikenin bir ahlak sorunu olduğunu ve Atatürk sağ olsaydı O’nun da şikeyi örtüp örtemeyeceğini sorması gerekmektedir. Yoksa Trabzon’dan birileri o gün hatırlatacaktır.

 

Siyasetin ve STK’ların toplum vicdanıyla örtüşmeyen bu yaklaşımları karşısında bir teselliye sığınıyoruz. Trabzon’a  Şike anıtı mutlaka dikilmelidir.  Hissiyatımız anıtın içine gizlenmelidir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.