Sermayeden kastım Türkiye’deki bankalardır.İster özel olsun ,ister devlet bankaları olsun hiç farketmiyor.Üç devlet bankasının dışındaki özel bankalar dış sermaye ortaklı bankalardır.Bunlar kendi aralarında bir de adı BBDK.olan Bankalar Birliği  Denetleme Kurulu oluşturdular.İsmini duyan zanneder ki devlet bu denetlemeyi yapmak için bunu oluşturdu.Hayır.Bunlar kendi kendilerini denetliyor.İstediği kararı alıp uyguluyorlar.Buna devlet  öyle,ya da böyle müdahele edemiyor.Çünkü söz hakkı para sahibinindir.Vatandaş ve şirketler,Kobiler sermayenin önünde yat kalk yapıyor.O ne derse o oluyor.Faiz oranlarını o tayin ediyor.Kuralları o koyuyor.Vatandaşa düşen görev bu kurallara uymak düşüyor.BBDK. kurulunun arka planda destekçisi TÜSŞİAD’dır.Sanayici iş adamlarının kurduğu bu teşkilat istediği zaman devlete baş kaldırıp isteklerini empoze ediyor.Devlete yön vermeğe çalışıyor.Rahmetli Demirel ve Erbakan bunlarla en büyük mücadeleyi veren başbakanlardı.Ama muvaffak olamadılar.Çünkü parayı veren sazı o çalıyor.Koalisyonlar döneminde devletten aldıkları düşük faizli kredileri vatandaşa yüksek faizle verip ,kar yapmalarını engellemek için rahmetli Erbakan’ın kurduğu devlet havuz sistemi hem kendinin ve hem de iktidarının çok kısa sürede başını yediğini çok iyi bilyoruz.Bu TÜSİAD hala aynı aynı kuruluştur.Bunların kitabında fedakarlık yoktur.Bunlar ülkenin en kritik dönemlerinde bile karlarından kısıntı yapmak istemezler.

            Eskiden bankalar vatandaştan topladığı mevduatlarla sanayinin her dalında yatırım yapar kar sağlardı.Hem kendileri ve hem de devlet kazanırdı.Şimdi bu işi bankalar değil,bankalardan kredi alan kişi,kurum ve kuruluşlar yapıyor.Banka kendi tayin ettiği faiz oranı ile verdiği krediden daha çok para kazanma yoluna gidiyor.Üstelik risk de almıyor.Çünkü bu kredilerin büyük bir kısmı devlet garantilidir.Bu yüzden dünyanın her yerinden tasını tarağını toplayıp Türkiye’ye geliyor.Yatırım için Türkiye cazip ülke oluyor.Biz de buna sermaye akışı deyip kendi kendimizi avutuyoruz.Geçen gün gazetede yayınlanan bankaların yıllık karı 37 Milyar TL. olarak ilan edilmesi bunun tek izahıdır.Buna rağmen hala tatmin olmamış görünmeleri hayret vericidir.

            Bankaların bir zamanlar verdikleri kredilerden aldıkları “masraf payı” ile kredi kartlarından aldıkları aylık faizleri on yıl geriden olmak üzere iadesi için yapılan uygulamalarda vatandaşın neler çektiğini biliriz.İade için belge istersin kimi banka verir,kimi banka vermez.Devlet bastırınca belgeler para karşılığı verilmeğe başlandı.Her türlü engel çıkarıldı.İl ve ilçelerde özel ekipler oluşturuldu.Hala parasını alamayanlar var.Ama bu sefer sermayenin gözü açıldı.krediyi verirken krediyi alandan bizzat kendi isteğiyle kabul ettiğine dair sadece imza değil,kendi el yazısı ile beyanını da aldılar.Şimdi bu masraf kesintisi onların takdir edecekleri oranda bal gibi alınıyor.Kredi kartları mı?Onlar ayrı bir muamma.On yıl öncesinde alınan aylık 25 ile 40 lira arasında idi.Şimdi her bir kredi kartından 100 liradan aşağı para alınmıyor.Üstelik de işi resmileştirip sağlam kazığa bağladılar.Sistematik bir şekilde almağa devam ediyorlar.İade ettikleri haksız kazançları kat kat fazlasıyla geri aldılar.Hala da devam ediyorlar.

            Ülke adı konulmamış bir savaş içindeyken bunların tek düşündükleri şey “para”dır.Allah onların gözünü toprakla doyursun.Ama ilahi adaletin sayesinde bu insanların ahı onları da bir gün cezalandıracaktır.Belli ki devlet bunlarla başa çıkamıyor.Çünkü dünyadaki kapitalist sistem böyle işliyor.

SİVİL Toplum Kuruluşları toplumsal yaşamın vazgeçilmez unsurlarıdır. Sivil toplumun hayata iştirakini ve katkısını sağlar. Ortak aklı önce çıkartır. Toplum içinde birlik ve beraberlik duygularını pekiştirir. Demokrasilerin olmazsa olmazlarındandır.

Önceki gün ikram sofrasında bir programa katıldık. Şoförler Odası seçimleri öncesi başkan adaylarından Ömer Hakan Usta’ya destek için toplanan oda başkanlarını dinledik. Sekiz ilçenin şoförler odası başkanı UKOME ile olan ilişkilerini anlattı. Şehirde ulaşımın nasıl koordine edilemediğini üzülerek dinledik.

Yanlış en baştan yapılmış. Trabzon’daki 10 ilçenin şoförler odası başkanı, Şoförler Odası Federasyonuna UKOME için isim önermiş. Federasyon, Trabzon’daki odaların görüşüne saygı duyarak önerilen ismi Büyükşehir Belediyesine iletmiş. Hakkı olmamasına rağmen Büyükşehir yöneticileri, 10 odanın verdiği ismin yerine kendi önerdikleri ismi vermediği takdirde UKOME’ye federasyondan isim alamayacaklarını bildirmiş! Federasyon da bunun üzerine Büyükşehir’in verdiği ismi yazıp göndermiş!.. Kulaklarımıza inanamadık. Bu iddialar doğruysa, AK Partili bir belediye bunu nasıl yapabilir? 10 ilçenin iradesini çiğneyip kendi istediği ismi nasıl dayatabilir? Sivil Toplumla çalışmayı esas alan bir siyasi yapı nasıl böyle bir yanlışa sürüklenebilir?

Mesele elbette bununla bitmiyor. İlçeler, alınan ulaşım kararlarının tamamen dışına itilmiş oluyor. Bununla da kalınmıyor. Alınan ulaşım kararları ilçe odalarına iletilmiyor. İlçelerdeki odalar UKOME’nin kararlarının kendilerine iletilmesini istiyor. Büyükşehir Belediyesi yetkilileri ise; “Bizim böyle bir sorumluluğumuz yok. UKOME’deki temsilciniz iletsin’..” cevabı veriyor. İyi ama temsilciyi sen belirlemişsin!..

Ortaya çıkan tabloda tüm Trabzon’daki ulaşımdan sorumlu olan Büyükşehir UKOME, ilçelerdeki odaları tasfiye etmiş oluyor. Size göre Büyükşehri yönetenlerin partisinin iradesine rağmen bu işler niye böyle oluyor? Sivil Toplum Kuruluşları ile kol kola, omuz omuza yola çıkan siyasi bir irade niçin bu hale dönüşüyor? Keşke Büyükşehir yetkilileri o toplantıda olsalardı da ulaşımı nasıl yönettiklerini anlasalardı!.. Ya da dışarıdan nasıl algılandıklarını gözlemleselerdi!.. Bunun cevabı ve çözümünü bulamadan 2019 aşılamaz.

***

Gazetecinin yaptığı yapıcı eleştiriye ‘Dışardan gazel okuma!..’ diyerek ancak mühendislik projesini dikkate alacağını söyleyen Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı, hakikaten öyle mi davranır? Yani, ‘Mühendislik aklı’ isteyen projelerde Mühendis Odalarının kararını önemser mi? Yine geldik katlı otoparka! İnşaat Mühendisleri Odası katlı otopark projesinin 150-160 araca kadar düştüğünü belirterek projenin yeniden gözden geçirilmesini önerdi. Öyle ya!.. Mevcut otopark zaten bu kadar aracı alıyor. Acaba diyoruz, Büyükşehir yönetimi İMO’nun itirazını dikkate alacak mı? Yoksa ona da ‘Dışarıdan gazel okuma!’ mı diyecek?

***

İMO ve diğer mühendis odalarının, Kent Konseylerinin defalarca beyanına rağmen… Hatta diğer STK ve gönüllü kuruluşların beklentilerine rağmen Maraş Caddesinin bir bölümü acaba niçin trafiğe kapatılmıyor? Tam 3 yıldır SDS olmazsa ‘B’ planım var deyip sonra da ‘Alttan, üstten, hiçbir yerden çözüm yok. Maraş trafiğe kapatılamaz’ hükmüne ulaşmak, acaba bir mühendislik projesinin sonucu mudur? Halbuki İMO’dan veya Mimarlar Odasından veya Üniversiteden bir rapor istense ve olumsuz ise kamuoyu bu rapor ortaya konarak ikna edilse daha doğru olmaz mı?

Unutmayalım ki STK’larla çalışmak, ortak aklı öne çıkartır. Toplum içinde birlik ve beraberlik duygularını pekiştirir. Yönetimi yalnızlaştırmaz, rahatlatır ve başarılı kılar.

Trabzon Büyükşehir yönetiminin STK’larla ilişkilerini yeniden gözden geçirmesini ve bundan böyle toplumsal beklentiye uygun işbirliğini pekiştirmesini istiyoruz. Trabzon Büyükşehir’in kendi adına 2019’u önemserken bu ayrıntıları dikkate almasını bekliyoruz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.