Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Avukat Şeref Malkoç’la ilgili geçtiğimiz hafta yaşanan gelişmeyi gecikerek de olsa analiz etmek istiyoruz. Başdanışman Malkoç’un Yenikapı Mitingi’ne katılan MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli ile ilgili söyleminin “kastı aşan bir dil” olduğunu düşünüyoruz.

Malkoç, miting öncesi davete icabet eden Bahçeli’ye övgüler diziyor. Devlet adamlığından basiretine takdir ifadelerini sıralıyor. İşte tam bu sırada Devlet Bey’in Yenikapı’da göreceği kalabalık karşısındaki memnuniyetini farklı biçimde ifade ediyor.

***

Burada Malkoç’un söylediği cümleyi tek başına ele alarak yorum yapmayacağız. Zira öyle bir yaklaşımı Sayın Malkoç’u hiç tanımayanların tavrı ya da bir samimiyeti yargılamanın tezahürü olarak nitelendiririz. Biz Şeref Malkoç’u bir kelimenin öne veya arkaya düşmesiyle değişen anlamların arasında mahkûm edemeyiz. Böyle bir yaklaşım iyi niyetli bir yaklaşım sayılmayacağı gibi, hariçten gazel okumak gibi bir şeydir. Sosyal medyada Malkoç’u hiç tanımayan çelebilerden farklı düşünmeliyiz.

***

Şeref Malkoç, daha lise yıllarında bu dava ve ahlak teknesinde yoğrulmuş, pişmiş ve belli bir olgunluğa erişmiş bir dava eridir. Bu dava ve yolculuk sürecinde hiçbir şey beklemeden inandığı gibi hareket etmiş, samimiyet testinden defalarca geçmiştir. Tek başına 28 Şubat Post Modern Darbesi karşısındaki mücadelesi bile kriterdir. İnsanları değerlendirirken, hatalarını analiz ederken en önemli kriter samimiyettir. Samimi ölçüler içinde yapılan hata, niyet ölçüsüne göre değerlendirilir. Nitekim ameller de niyetlere göredir.

Böylesi bir ahval içinde… MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin Yenikapı Mitingi’ne katılması ülke için, Sayın Cumhurbaşkanı için bu kadar önemliyken Malkoç’un bir cümlesini ‘kötü niyet’ olarak nitelendirmek en başta kötü niyetin ta kendisidir.

***

Şeref Malkoç, Trabzon’un yetiştirdiği ve bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıdaki değerlerden biridir. Kim var diye seslenilince sağına ve soluna bakmadan ‘Ben varım.’ diyebilen ve ‘Benim bulunduğum yerde benden başkası yoktur.’ ölçüsüyle hareket edebilen keyfiyette birisidir. Son olayda da ‘Ben varım.’ dediği ve medyanın sıkça başvurduğu bir isim olması nedeniyle bu dil sürçmesi yaşanmıştır. Yoksa Malkoç rol çalmamış, rol yapmamıştır. O, yaşanan hayati önemdeki gelişmeler karşısında ‘Ben ne yapabilirim?’ diye meydana çıkmıştır. Çünkü böyle öğrenmiş, böyle yetişmiştir.

***

Bu ülkede Şeref Malkoçlar kolay yetişmiyor. Malkoç gibi makam ve mevkiler karşısında Şeref Malkoç olarak kalmak, kalabilmek her siyasetçiye nasip olmuyor. Dolayısıyla bu tür bir sürçülisan karşısında eleştirse bile başdanışmanındaki samimiyeti gören Sayın Cumhurbaşkanı’na teşekkürü borç biliyoruz. Samimi insanlar samimiyeti gözlerinden, sözlerinden okurlar. Onlar birbirlerine gönülden yol bulurlar. Tıpkı Sayın Cumhurbaşkanı ile Başdanışman arasındaki ilişki gibi.

***

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bir gece önce ekrandan eleştirdiği danışmanını aynı gün sabah basın mensuplarına verdiği kahvaltıya davet etmiştir. Dışa karşı söylenmesi gerekeni söyledikten sonra kendi iç dünyasındaki Şeref Malkoç’la yol arkadaşlığını bir kez daha teyit etmiştir. Bu ölçü samimiyettir. Samimiyetsizlere duyurulur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.