İlke, prensip ve çizgi insana mahsus çok önemli özelliklerdir. İnsanın bulunduğu yere, makam ve mevkiye bağlı olmaksızın kendisiyle alakalı hususlardır. İlkeli insanın olaylar ve hadiseler karşısında alacağı tavrı bilirsiniz. Paranın, makamın veya başka etkenlerin onu esir alamayacağını görürsünüz… Samimidir, saygıdeğerdir ve saygı görür. Hem kendisine saygılıdır, hem seveninden/sevmediğinden, beğeneninden/beğenmeyeninden saygı görür.

***

Trabzonsporlu Şenol Güneş’in Beşiktaş Teknik Direktörlüğü’ne imza atması sırasında sarf ettiği sözleri bizi hem üzdü hem şaşırttı. İnsan bazen kendi yaptığı şeylere değil, başkasının yaptıklarına da üzülür. Hele hele saygı duyduğu bir isimse onun adına çok üzülür. Güneş’in imza töreninde, “İlk kez bir süper lig şampiyonluğu yaşamaya geldim” sözleri kendisinin de içinde olduğu camiasının yaşadığı ve aradığı şampiyonluğa saygı duymadığını göstermiştir. Egemen güçler bir hakkı teslim etmese de 2010-2011 sezonu hocası Şenol Güneş’tir ve Trabzonspor şampiyondur. Bu şampiyonluğun TFF tarafından onaylanmamış olması gerçeği değiştirmez. En azından Trabzonspor camiası için gerçek budur. Şenol Hoca da bu gerçeğe inandığını defalarca deklare etmiştir.

Şenol Güneş, şike konusunda hiçbir tereddüte mahal bırakmayacak bir kanaat sahibidir. Bu bağlamda Trabzonspor’u çalıştırırken defalarca beyanat vermiş ve suçluların cezalarını çekmelerini istemiştir. Hal böyle iken hem kendi emeğini, hem o şampiyon kadrosunun emeğini ve hepsinden önemlisi Trabzonspor camiasının mücadelesini bir kalemde acaba hangi sebep sildirmiştir?  Güneş, onca anlamlı ve soylu bir direnişe niçin ve ne uğruna gölge düşürmüştür?

Trabzonspor gibi bir değerler bütününün içinden yetişmiş… Dünyaya mal olmuş… Adını caddelere yazdırmış ve ‘doğru bildiğini söylemekten çekinmeyen adam’ diye nitelendirilen Şenol Güneş acaba bir büyük gerçeği niçin ters yüz etmiştir? Kendisi hakkında iddia edilen ‘para’ ölçüsünü Trabzonspor’u  bırakırken de önemsemediğini gördük. Belki de ilkeli duruşunu gelebileceği en yüksek noktaya gelirken terk etmiştir. Belki de ilkeli duruşlar, bu tür yerler için sorundur. Güneş’in kendi yaşadıkları mı yalandı, yoksa bizim O’nun hakkındaki kanaatlerimiz mi? Yoksa Beşiktaş’a imza atmanın bedeli ilkeli duruşu unutmakla alakalı mıdır?

Güneş’in yakın dostları duruşunu hiçbir ölçüsünün değiştiremeyeceğini söyler ve toplumun kendisini yeterince anlayamadığından yakınırlardı. Güneş’in 21 Ağustos 2011 tarihinde dönemin TFF Başkanına verdiği cevap bizin için unutulmazlar arasında yerini almıştı. Güneş’in sözleri o denli ilkeli ve kararlı ifadelerdi. Bakın neler demişti : “TFF Başkanı, ‘Kendisinden şüphesi olan takım varsa Avrupa kupaları maçlarını oynamasın’ diyor. ‘TFF Başkanı, şüphe duyuyorsa’ diyor. Daha önce duymuyordum. Şimdi artık duyuyorum. Duyduğum şüphe kendi takımımla alakalı değil. Duyduğum şüphe ülke futbolunu yönetenlerle ilgilidir”

 

Ne yazık ki bizim de Güneş’in duruşuyla ilgili duyduğumuz şüphe, kendilerinin o gün TFF Başkanı hakkında duyduğu şüpheden daha derindir. Yoksa Şenol Güneş, bulunduğu yer, mekan ve makama göre mi ses verir?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89