Ülkemizde ekonomi de siyaset de belirsiz ve olumsuz yönde ilerliyor. Buna anlamlı şekilde dur demek için, ülkeyi yönetenlerin milletin önüne yeni bir hedef yani yeni bir senaryo (hikaye) koyması gerek. Bu ne kadar gecikirse, krizlerle karşı karşıya kalma riskimiz o kadar artar ve daha kötüsü yeniliriz.

Yakın çevremizde savaş var, patlak vermesi olası global savaş riski ile karşı karşıyayız, bunu biliyoruz ve bu risk ekonomimizi de olumsuz etkiliyor. Zaten yeterli rekabetçi üretim potansiyeline sahip olamadığımız için dış ticaret açığına sahibiz ve bu durum kırılganlıklar yaratıyor. Buna ilave olarak, bir yıl sonra yapılması planlanan seçimler nedeni ile, kafalar karışık. Seçim demek; seçim ekonomisi, belirsizlik ve siyasi labilite demek aynı zamanda. Tüm bunların farkındayız!

İç siyasi yapımız, muhalefetsiz yada anlamlı muhalefetin olmadığı bir durumda.  Devlet mekanizmaları motivasyon yoksunu ve iş yapmaz halde. Sadece rutin işler yürüyor o kadar. Makro ölçekli projeler dışında yeni hiç bir gelişme yok.

Dış siyasette ise, coğrafyamızın gerektirdiği oyunu oynuyoruz. Doğu bloku ile Batı arasında oyun kurmaya çalışıyoruz. Bu durum zor ve yönetilmesi güç bir oyundur.  Bu durum ciddi enerji kaybına yol açıyor aynı zamanda.

Tüm bunların yanında global teknolojik ve digital gelişmeler, radikal ekonomik kavramsal değişimlere yol açıyor. Bu değişimlere ne kadar hazılıklıyız?  Esasında, bu gelişmelere uyum ve bu gelişmeler karşısında rekabetçi olma potansiyelimiz yetersiz görünüyor. Para, bankacılık, üretim biçimleri gibi temel kavramlar hızla değişiyor. Tüm bu gelişmeler hızlı davranmamız gerektiğini gösteriyor.

Bu gelişmeler karşısında “Bekleyip görelim” diyemeyiz. Çok büyük bir kaç projenin lansmanı yada başlatılması ile uzun vadeli bir gelişmişlik elde edemeyiz. Ülkenin tüm sektörlerinin, tüm farklı kesimlerinin aynı anda yükselmesi ve gerçek global rekabetçi konuma gelebilmesi gerekiyor. Bunun gerçekleşmesi, Ülkeyi yönetenlerin bu yönde bir vizyon ve bu yönde bir hedef ortaya koyması ve tüm kesimleri harekete geçirmesi ile mümkün olabilir. Bunu yapmak için terörün tamamen bitmesi, çevremizin barış coğrafyası olması yada her türlü iç dış saldırının bertaraf edilmesi gerekmiyor. Hatta bu vizyonu ve çalışmayı ortaya koymak tüm olumsuzlukların azalmasını ve sorynların çözülmesini sağlayacaktır.

Bakınız aynı ligde olduğumuz, Hindistan, Arjantin ve Güney Afrika gibi ülkeler yükselişlerine devam ediyor. Biz de ise durgunluk var. Unutmamalıyız ki her türlü iç ve dış problemin kaynağı milletlerin ekonomik çıkarlarıdır. Biz işimize bakmalıyız. Son 5 yıldır doğru dürüst bir senaryo önümüze konmadı. Artık yeni bir senaryoya; detaylı kalkınma senaryosuna, yeni yapılacak planlanmış regülasyonlara ve gelecek stratejisine ihtiyacımız var.

Aksi halde; Dolar yükselir, faizler artışa zorlanır, enflasyon yükselir, stabilite ve istikrar algısı bozulur. Ülker’in, Aydın Doğan’ın ve sıkça duyduğumuz ama basına yansımayan onlarca iş adamlarının yaptığı gibi; Doğuş’un ve bir çoğunun yapmak üzere olduğu gibi; parasını, pılını pırtısını alan ülkeyi terk eder gider. Bankacılık sektörü batağa gider ve bu durum tüm sektörlere yansır.

Evet devlet yöneten değerli büyüklerimize şunu söylüyoruz; 2004- 2010 arası  yılların heyecanını geri istiyoruz. Muhalefetin bir hikayesi yok, olmasını da beklemiyoruz. Ama Siz’den de uzun zamandır anlamlı bir hikaye duyamadık. Koşullar ve konjonktür kötü diyerek imtina etmeye hakkımız yok.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89

banner108