“Eğer kullarım sana benden soracak olurlarsa, iyi bilsinler ki ben çok yakınım. Bana dua edenin çağrısına hemen karşılık veririm. Öyleyse onlar da bana karşılık versinler ve bana tam güvensinler ki hak yoluna yöneltilsinler.” (Bakara-186)

Evet, iyi bilmek gerekir Allah insana çok yakındır. Şah damarından daha yakın. Çağrılarımızı duyar, düşüncelerimizi bilir ve hemen karşılık verir. Dua edenin duasından haberdardır. Öyle ise kullar Allah’a tam bir güven içinde olmalıdır. Ancak güvenenler hak yoluna yöneltilirler.    

“Bir de Allah'ın peşi sıra kendilerine yararı da zararı da dokunmayan varlıklara kulluk edip de, üstelik "İşte şunlar Allah katında bizim kayırıcılarımızdır" diyenler (iflah olmaz). De ki: "Yoksa siz Allah'a, göklerde ve yerde bilmediği bir şey var da onu mu haber veriyorsunuz?" O, sınırsız yüceliği ve aşkın varlığıyla, onların putlaştırdığı her şeyden uzaktır. (Yunus-18)

Allah’a iman ve ibadet eden insanın, dünyevi beklentilerle uhrevi hayat için kendilerine yararı da zararı da dokunmayacak olan güçlere ve varlıklara kulluk etmesi anlaşılır bir durum değildir. Üstelik bu fason güç ve kişiler için “Allah katında bizim kayırıcılarımızdır” aracılarımızdır, yardımcılarımızdır demeleri şaşılacak bir durumdur.

"Gerçek şu ki, insanı yaratan biziz ve onun iç benliğinin ona ne fısıldadığını biz biliriz çünkü Biz ona şah damarından daha yakınız." (Kaf -16)

Yaratılış konusunda tek gerçek; insanı ve evreni, görülen görülmeyen bütün varlıkları yaratan Allah’tır. Ancak insanın nefsi, iç benliği kendisine durmadan bir şeyler fısıldar. İşte sınav bu fısıltıların iyi ve kötülerini Furkan edebilme, ayrıştırabilme, kötülerinden kaçıp iyilerine yönelme gayretidir. Bütün bu olup bitenlerin tamamı ilahi denetim altındadır, insan bu bilinçle hareket etmelidir.

"Gerçek şu ki ben, evet ben Allah'ım! Benden başka ilah yoktur: artık sadece bana kulluk et ve adımın anılıp şanımın yücelmesi için tüm destek ve çabanı seferber et. (Taha-14)

Doğrusu böyle iken tesbih taşlarını saymakla, duvarlara “ismi şerif” çivilemekle, bir ölümlüyü hayal etmekle, bir takıma, bir kola, bir gruba bağlanmakla, Allah’ın emrini yerine getirmek dururken, sadece söylemlerle yeryüzünün mamur olacağını, kalkınma ve kalitenin gerçekleşeceğini nasıl söyleyebiliriz?

Ey insan! “Sen Musa gelecek deniz yarılacak diye göğe bakarken bir kaşık suda ne canlar boğuluyor! Görmüyor musun? Sen Mehdi beklerken ne Deccaller bebeklerin sütüne petrol doğrayıp, kan rafinerileri kuruyor! İzlemiyor musun? Sen İsa’nın gökyüzünden insanlığı seyrettiğini ve inmek için zaman beklediğini(!) hayal ederken, zulmün bağrında nice insanlar helak oluyor!” Hiç düşünmez misin?

Hâlâ akıllanmayacak mısın? Çevremizdeki ve yeryüzündeki İslam ülkelerine bir bak; akıllanmayanların başına neler geldiğini gör ki belki uyarıcı olur! “…… Allah, azabı ve rezilliği, akıllarını kullanamayanlara musallat eder.(Yunus-100)

Unutma!

Arabanın üzerine “Allah korusun” yazmakla Allah’ın korumayacağını, aracın düzenli bakımını yaptırman gerektiğini ve kurallara uymanın zorunlu olduğunu, ondan sonra Allah’a tevekkül edebileceğini ne zaman kabul edersen o zaman işler yoluna girmeye başlayacaktır!              

Selam, sevgi ve dua ile…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89