Geçen hafta borsada yaşananları bu gazetenin sayfalarında habere dönüştürdüm. Tabi savcılığa intikal eden bir şikayetin ardından açılan davayı insanları deşifre etmeden gazetemiz aracılığıylakamuoyu ile paylaştık. Kısacası görevimizi yerine getirdik.

Haberin yayınladığı gün onlarca telefon aldım. Telefonla arayanlardan kimi borsacıların isimlerini sordu, kimi yaşadığı mağduriyeti anlattı. Bazıları da ne yapabileceklerini danıştı. Savcılığa başvuracaklarını söyleyenlerde oldu. Hepsine bir şekilde cevap verdim, yardımcı olmaya çalıştım. Tabi, borsacıların isimlerini vermeden. Ama onlar birbirini tanıyormuş, zaten…

Meslek hayatımda 24 yılı geride bıraktım. Bu mesleğin içinde çok densiz gördüm, kalemini Asena gibi kıvıranları da! Menfaat ilişkisi içersinde olduğu arkadaşlarının kalemime düştüğünde, kendi düşmüş gibi davrananları da gördüm. Hele hele ‘Benim hakkımdaki haberi yazan kim?’ diye kendilerine sorulduğunda, şirin görünmek adına arkamdan hakaret edenleri, haberi yazdığım kişiyi bana karşı dolduranları da biliyorum. Doldurulanlara gerekli cevabı veriyorum, iletmesini istiyorum. Yoksa üzerine kalacağını söylüyorum. Tabi anlayana…

Gelelim son arayana…

Gece cep telefonum çaldı. Evdeydim. Bu arada benden önce gazetenin imtiyaz sahibini aramış, dert yanmış. ‘Ben bilmem Enis’i ara’ cevabı üzerine, bana döndüğünü öğrendim. Arayan zat, haberini yaptığım borsacının arkadaşı olduğunu söyledi. Şöyle devam etti: “Benimde borsada param var. Broker benim paramı iznim olmadan kıpırdatamaz. Sen bunu neye göre yazdın. Bu arkadaşı tanıyor musun? Yazdığın kişi iş adamı değil, memur. Onu da yazsana.”

Belli ki, bu haber arkadaşa çok dokunmuş! Durun durun, devam ediyor… ‘Sen memur olduğunu yazmadın ya, bende seni facebook sayfamdan yazacağım’.

İşte çıldırdığım o an…

Sosyal medya hesabından beni yazmakla tehdit ediyor, bu küçük kafa. Sanki ben soruşturmayı yürütüyorum. Alabildiğim bilgileri paylaştım. Hesap mı soruyorsun dedikten sonra, senin edindiğin bilgi varsa, sende onları gazetenden yaz dedim. Sonra kapadı, telefonu. Aradım açmadı, mesaj gönderdim. Oralı bile olmadı. Ama ben biliyorum ki, yazdığı köşe yazıları iki elin parmakları kadar okunuyor. Karşılığı hiç mi ama hiç yok. Sen duvarlara yaz aslanım, okuyanın çok olur.

Sonrasında ortak arkadaşlarımız çok olan Broker aradı. Belli ki, telefonumu meslek örgütünde hiç mi ama hiç itibarı olmayan, aslında bu mesleği başka alanlarda yükselmek için kullanan bu arkadaştan almış. 45 dakika süren bir telefon konuşmasında sadece broker arkadaşa şu soruyu sordum. Sen insanların izni olmadan parasını kullanamıyorsun ya. Peki banka zararı niçin karşılamış. Cevap ise borsada kötü intiba sahibi olmamak için. Eeee o zaman her kaybeden bankadan parasını geri alır. Öyle değil mi… Sonuç olarak banka iki arkadaşı satmış. İki broker hakkındaki soruşturma tamamlanmış, dosya mahkemeye ulaşmış. Davayı da yakından takip edeceğim. Sonucunu sizlerle paylaşacağım. Herkes hüküm giyine kadar masumdur.

Son sözüm beni arayana..

Yazdığım haberlerin hepsinin hesabını verebilirim. Sizler gibi spor sayfalarını yalan haberlerle doldurmuyorum. 24 yıllık meslek hayatım boyunca çok yargılandım, hiç mi hiç ceza almadım. Kendine şu soruyu sor, ‘Ben yaptıklarımın hesabını vere bilimiyim? Beni yorma, zorlama. Olur mu ? Adını merak eden dostlarıma da şunu söylemek istiyorum. Zaten hükümsüz, yazıp da hükümlü yapmayalım.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner35

banner37