Tarih 24 Şubat 2017

“Diyarbakır'da Baro Başkanlığı yaptın, gidip orada CHP'den aday olsana. Bir diğeri Rizeli hemşehrimiz, Koruköy'de yaşlı adamın hukukunu savunuyor. O yaşlı adam teröristlere elçilik yapıyor, haberin var mı? Niye İstanbul'daki CHP'lilerin oyunu alıyorsun? Rize'den aday olsana. Bunları Rize'de anlatsana. O yaşlının bulunduğu evi 5 aydır takip ediyoruz. Türkiye'de milletin canını acıtan patlamalara ev sahipliği yapanın evidir. Bombaların bu köyde ne işi var? Köyün altını sığınağa çevirdiler. Üs hâline getirdiler. Bana niye soruyorsun, git Kandil’e sor, Karayılan’a sor, anlatsın o sana.”

Bu sözler İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya ait. Hani Mardin Koruköy’de baskınlarda işkenceye uğradığını iddia eden Abdi Aykut’un hakkını arayan CHP’li vekiller vardı ya. Biri Diyarbakırlı Sezgin Tanrıkulu, diğeri Rizeli Mehmet Bekaroğlu… PKK terör örgütüne yardım ve yataklık yaptığı iddiasıyla tutuklanan Abdi Aykut’a işkence yapılıp yapılmadığını sormuştu.

Başımıza insan hakları savunucusu kesilmişlerdi…

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun bu açıklamalarından tam 4 gün sonra Mehmet Bekaroğlu konuştu: “Hayatım insan hakları mücadelesi ile geçmiştir. Kim olursa olsun, kim mağdursa, kimin hakkı gasp edilmişse orada mücadelemi yürütmüşümdür. İçişleri Bakanı’nın yurttaşları ve beni ya da başka birilerine hedef gösterme hakkı yoktur. Bunu kime soracağım? ‘Kandil'e sorun.’ diyor. Kandil'i ben muhatap görmüyorum. Bizim vatanseverliğimizi, milliyetçiliğimizi ve insanlığımızı Süleyman Soylu'nun tartışmaya hakkı yoktur, haddi değildir. Ne geçmişi, ne çağı, ne kalibresi buna müsait değildir.”

Belli ki Mehmet Bekaroğlu, Sezgin Tanrıkulu’nun oyununa gelmiş. Binlerce şehidin hakkını savunmak dururken, terör örgütüne yardım ve yataklık yaptığı için tutuklanan bir teröristin işkenceye uğradığı iddialarını sormuş Tanrıkulu. Devleti köşeye sıkıştıracağını düşünmüş ve yol arkadaşı Mehmet Bekaroğlu’nu da ardından sürüklemişti.

Gelelim bizim konumuza…

İnsan hakları savunucusu Mehmet Bekaroğlu ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu arasında bu konuşmalar yaşandı. Bu konuşmalardan kısa bir süre sonra Bakan Soylu, terör örgütleri tarafından hedefe konuldu.  Yaşananları gazeteci olarak habere dönüştürünce, Mehmet Bekaroğlu hakarete uğradığını hatırladı! Avukatı aracılığıyla Ankara’dan suç duyurusunda bulunmuş.

Moda bu ya…

Ya gazeteci döveceksin ya da dava edeceksin. Muhatabını görmezden geleceksin. Sus pus olacaksın, öyle değil mi Sayın Bekaroğlu? Biz bunları Trabzon’daki temel atma töreninde de gördük. İstersen partililerine sor anlatsınlar sana. İhaleyi alanların nasıl sus pus olduklarını.

Biz gider adalete hesap veririz. Seni de defterimizin bir köşesine ‘bizi dava edenler’ diye not düşeriz. Sen bizi dava etsen de biz yine seni seviyoruz.

ECEVİT’İN KEMİKLERİ SIZLADI

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Adalet Yürüyüşü başlattı. Ekranlardan izliyoruz. Her gün yanında birileri var. Toplumun dışladığı insanlar, siyasete bitenler, örgüt üyesi olmaktan ihraç olanlar, kabarık faturanın hesabını veremeyenler… Kısacası var da var. Ama içlerinden biri var ki o isim çok önemli. Hani TBMM’de Ecevit’in kovduğu Merve Kavakçı’nın kocası. FETÖ üyeliğinden ihraç olmuş bir zat.

Eyyy Kılıçdaroğlu unuttun mu, Bülent Ecevit’in TBMM’de “Burası devlete meydan okuma yeri değildir.” sözlerini. O adamın senin yanında ne işi var? Sorarım sana, Ecevit’in kemikleri sızlamadı mı?

Enis Berberoğlu’nun tutuklanmasının ardından adalet yürüyüşünü başlatan Kemal Kılıçdaroğlu kimine göre haklı olabilir. Berberoğlu tutuksuz yargılanabilirdi. Evet ama yargı buna izin vermedi. Bırakın MİT tırlarını, Enis Berberoğlu’na çalıştığı gazetenin Ankara temsilciliğinden İstanbul’a genel yayın yönetmeni olarak atandığı döneme bakalım. İstanbul’a yanında kimi getirdiğini sorgulayalım. O gazeteciyi,  FETÖ ile bağlantıyı kurmak için mi Ankara’dan İstanbul’a taşıdın? Ne dersin Berberoğlu?..

GÖRMÜYOR MUSUN BAKAN BEY?

Her gün ekranlarda sınava geç kalan çocukların ve babaların dramlarını izliyoruz. Biz ekran başında bunalıyoruz. Bakan Bey galiba yaşananları görmüyor, görmezden geliyor, bunalmıyor. Çocuklarının 1 dakika ile sınava geç kalmasının ardından Babalar Günü’nde babaların gözyaşlarına tanık olduk. Üç çocuk babası olarak Sayın Bakan bu sıkıntıyı bir an önce çözmelisiniz. Yoksa çocuğum için hayatımı feda ettim diyen babaların sayısı artacak. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.