Bütün önemli saydığımız işleri, ağır düşünceleri, sorumlulukları, olması gerekenleri, yapılacak işleri, memleket meselelerini unutarak, biraz da çocuklaşarak, bu hafta sonu Trabzon’da sokak aralarında, caddelerde gezinti yapmayı tercih ettim. Gün boyunca yürüdüm… Tanıdık görsem de ara sıra, onlara göz ucuyla baktım ve görmezden geldim; çünkü kendim kendime yetiyordum; Trabzon’la baş başa kalmak istedim ve bu nedenle aramıza kimsenin girmesine razı olmadım, karıştım gittim insanların arasına…
          Yürürken hep Mahmut GOLOĞLU’nun  “Selam Trabzon’uma” adlı şiirini düşündüm; kim bilir o da bizim gibi bakmıştır Ganita’ya, Boztepe’ye,  kalesine, yalısına… Yarın başkaları da bakacak bu gün bizim baktığımız gibi Trabzon’un güzelliklerine ama Mahmut GOLOĞLU’nu hatırladığımız gibi belki bizi hatırlayan kimse olmayacak; hatırlayacak olanlara selam olsun…
         Trabzon gerçekten çok canlı bir şehir, ortalık cıvıl cıvıl, her yerde hareket var. Caddeler insanı kuşatıyor; bir aile ortamında hissediyor insan kendisini… Giyim kuşam mağazalarının önünden geçerken bir evin gardrobuna bakar gibi, lokantalarının önünden geçerken bir evin mutfağındaymışız gibi, Boztepe’den veya sahilden manzaraya bakarken bir evin balkonundan bakar gibi… Yani Trabzon evimiz gibi sıcak ve samimi bir şehir, insanlar da ailemizin bireyleri gibi… Yurt dışında ve Türkiye’de çok şehir gezdim, bu tadı ve huzuru başka hiçbir şehirde tatmadım.
       Terör yok, eylem yok, itiş kakış yok…  Herkes halinden memnun ve birbirine karşı nezaket içinde… Mardinli gençleri ağırlıyor bu gün Trabzon; bağrına basmış onları Trabzon insanı; içten ve candan… Barışın, kardeşliğin şehri Trabzon! ”Selam Trabzon’uma! Trabzon’un uşağına, kuşağına kaytanına,  zipkasına, mintanına, kukulasına…”
         Meydan Parkı’nda oturmuş kemençe çalıyor uzun saçlı, orta yaşlı bir halk sanatçısı; etrafına insanlar toplanmış; 15- 20 kişi ortada horon oynuyor bacı kardeş… Kimse kimseyi tanımıyor ama aynı evin insanları gibiler… Onlar birbirleriyle kemençeden tanışıyorlar, horondan tanışıyorlar… Gençler türkü söylüyor, kemençeye eşlik ediyorlar. Omuzlar titriyor, dizler titriyor, yüzler gülümsüyor… 
          Derken bordo-mavi bayraklı araç konvoyu çıkıyor köşeden, kemençe ile korna sesleri karışıyor birbirine… Bu şehrin ortak değerlerinden ikisi, kemençe ve Trabzonspor… İşte bu şehri bunun için seviyorum! Hamsiler darılmasın…
          Dolmuşları bile farklı bu şehrin; sonra simitçisi, köşe başlarındaki ayakkabı boyacısı, dilencisi; turistleri… Bilmeyenler gelsin görsün ve bilsin, bu şehir başka bir şehir; Sanki Trabzon bir akvaryum, biz içindeki balık; ona olan sevgimiz ve tutkumuz vazgeçilmez sevdalık…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.