Dün İslam ülkelerinin Kudüs toplantısı yapıldı. Müslümanlar için dünyanın en güzel ve mübarek üç şehrinden biri olan Kudüs bu toplantıdan sonra biraz olsun tebessüm etti. “Yeryüzünde bana sahip çıkacak irade hala var” diyerek ümit besledi.

Dün Kudüs için karar toplantısı yapıldı. Başında Recep Tayyip Erdoğan vardı. Kudüs’e ihanet edenler toplantıya devlet başkanı sıfatlarıyla katılamadı. Selman’lar, Sisi’ler İstanbul toplantısını öfkelenerek ve saklanarak izledi.

Dün Kudüs toplantısı yapıldı. İsrail’e, “Eski devir bitti. Artık 21. yüzyıldayız. Sakın ola ki çok sevinme” mesajı verildi. ABD’ye ise “Artık ABD çağı bitti. Seni şimdi arabulucu olarak bile istemiyoruz” denildi.

Ardından ABD ve İsrail’e inat Doğu Kudüs Filistin’in başkenti ilan edildi.

****

“Bugün ne yazalım?” sorusunun karşılığı yok. Bugün bütün kalemler, İstanbul’dan yükselen Kudüs toplantısının kararlarını yazmaya ayarlandı. Filistin Devlet Başkanı Abbas’ın dediği gibi tarihte örneği pek az bulunan tarihi kararlar alındı. Bugün için bu kararları yazmaktan daha güzel yazı olamazdı. 12 Maddelik Kudüs Deklarasyonunu köşemize taşıyoruz.

KUDÜS KARARLARI

1- Amerika Birleşik Devletleri Başkanı’nın Kudüs’ü İşgalci Güç İsrail’in sözde başkenti olarak tanıyan tek taraflı kararı en güçlü şekilde reddediyor ve kınıyoruz. Söz konusu karar hukuken hükümsüz ilan edilmiştir. Bu beyan, Filistin halkının tarihi, hukuki, doğal ve milli haklarına bir saldırı, bütün barış girişimlerine yönelik kasti bir baltalama, aşırılık ve terörizme ivme verecek bir tahrik unsuru ve uluslararası barış ve güvenliği hedef alan bir tehdit olarak görüyoruz.

2- Kudüs-ü Şerif’in yasal statüsünü değiştirmeyi amaçlayan söz konusu tehlikeli beyan, hükümsüz ve meşruiyetten uzaktır. Beyan, Uluslararası hukukun ve özellikle de Dördüncü Cenevre Sözleşmesi’nin ve uluslararası meşruiyeti bulunan tüm ilgili kararların, bilhassa da BM Güvenlik Konseyi’nin 478 (1980) ve 2334 (2016) sayılı kararlarının, barış sürecinin Kudüs-ü Şerif’i nihai statü konusu olarak tespit eden temellerinin ciddi bir ihlalidir.

3- ABD Yönetimi bu yasadışı beyanın geri çekilmemesinden doğacak tüm sonuçlardan bütünüyle sorumludur. Söz konusu beyandan sonra ABD Yönetimi barış destekçisi rolünden çekilmiştir. Ayrıca bu beyan, işgalci güç İsrail’in 1967’de işgal ettiği, merkezinde Kudüs-ü Şerif bulunan Filistin topraklarında sürdürdüğü sömürgecilik, yerleştirme, apartheid ve etnik temizlik siyasetinin teşvik edilmesi olarak değerlendirilmiştir.

4- Tüm üye devletler, Filistin sorununa, özellikle dünyanın diğer taraflarından karşıtlarıyla günlük temaslarında ve dış siyasi gündemlerinde yüksek öncelik vermelidir.

5- İki devletli çözüm temelinde başkenti Doğu Kudüs olan bir Filistin Devleti’ne dayanan, uluslararası tanınmış referans hükümlerle ve 2005’te Mekke-i Mükerreme’de yapılan Olağanüstü İslam Zirvesi Konferansı da stratejik bir tercih olarak kabul edilen 2002 Arap Barış Girişimi’yle uyumlu adil ve kapsamlı bir barışa bağlılık teyit edilmiştir.

 6- Uluslararası toplum, bu sorunu çözüme ulaştırmak maksadıyla etkin ve ciddi bir şekilde harekete geçmelidir.

7- Doğu Kudüs, Filistin Devleti’nin başkenti olarak ilan edilmiştir ve bütün devletler Filistin Devleti’ni ve Doğu Kudüs’ün onun işgal altındaki başkenti olduğunu tanımaya davet edilmiştir.

8- Bütün Devletler BMGK’nın 1980 tarihli ve 478 sayılı kararını tam olarak uygulamalıdır.

a) ABD Kudüs’ü İsrail’in sözde başkenti olarak tanıyan kararını desteklemekten imtina etmelidir.

b) Diplomatik Misyonlarını Kudüs-ü Şerif’e taşımamalıdır.

9- Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, derhal sorumluluklarını yerine getirmeli, Kudüs-ü Şerif şehrinin yasal statüsünü teyit etmelidir. Filistin Devleti topraklarındaki İsrail işgaline son verilmeli, Filistin halkının uluslararası korunma altına alınması sağlanmalı ve  Filistin Davası’na ilişkin aldığı tüm kararlar uygulanmalıdır.

10- BM Güvenlik Konseyi’nin harekete geçememesi halinde, İİT üyesi ülkeler bu ağır ihlali BM Genel Kurulu’nun 377A sayılı “Barış için Birleşme kararı” çerçevesinde BM Genel Kurulu’na götürmeye hazırdır.

11- İslam Kalkınma Bankası’ndan Filistin projelerine öncelik vererek ve bu doğrultuda özel ve esnek mekanizmalar ve usuller geliştirerek “Kalkınma için İslami Dayanışma Fonu” aracılığıyla Kudüs’ü Şerif ve diğer işgal altındaki topraklarda ekonomik ve sosyal kalkınma çabalarına destek olmalıdır.

12- Katılımcılar, İslam Ümmeti için bu denli önemli bir konuda liderliği üstlenmesi ve Zirve’ye ev sahipliği yapması nedeniyle Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a minnettardır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89