Şeker fabrikalarımızın ABD lehinde ve çıkarında özelleştirilmesindeki milli çıkarımızı ve bu işlemin içyüzünü ve perde arkasındaki olup bitenleri bilmiş ve anlamış değilim. Bu özelleştirme ile satılan ve elden çıkarılan bunca fabrika ve taşınmaz ile Türkiye’nin kârı ne olacak ve gelecek için bizi nasıl etkileyecek, bilen söylesin ve bizi açık ve net bir şekilde ikna etsin. Meseleye asla siyasi bir anlayışla bakmıyorum. Zira benim siyasetle ve hele günümüzde çirkefleşen siyasetle uğraşacak ne zamanım ve ne de niyetim var. Fakat bu Şeker konusunda gerçekten aydınlanmaya ve inanmaya ihtiyacım var. Düşünüyorum da, millet olarak şekere ihtiyacımız var, kullanmak ve tüketmek mecburiyetindeyiz. Şekersiz geçen bir anımız yok. Buna dayalı olarak bir sektör, bir tarım ve milyonlarca insanın geçimi var. Şekerin ham maddesi olan pancar ekimi ile köylümüz geçimini sağlıyor, çalışanları ile halkımız iş buluyor evini barkını tüttürüyor. Bütün bu nedenlerle ve duyulan milli ihtiyaç sebebiyle fabrikalar kuruldu ve sağlıklı üretimle dışa muhtaç olmadan ihtiyacımızı giderdik. Şimdi ne oldu ki bu fabrikaları satıyor ve hem de Türkiye’yi sömürgeleştirmek isteyen ikiyüzlü ve sahte dostluk gösterileri içinde olan ABD’ye alelacele satma işgüzarlığına kapıldık ve bir ucundan da satmaya başladık. Bilen ve işiten bir kaynak diyor ki; ABD’nin Türkiye’ye uyguladığı ambargoyu kaldırmada ileri sürdüğü şartlardan biri de Şeker fabrikalarının kedisine devri idi ve bu dayatma şimdi uygulanıyor. Öyle deniliyor ve öyle yorumlanıyor, yoksa bu çılgınlığı başka bir mantıklı ifadeyle izah mümkün değil.

Sağlıklı bir şekilde tükettiğimiz kendi şekerimizi, bundan böyle dışardan satın alarak ve üstelik te (Nişasta Bazlı Şeker) olarak sağlıksız bir şekilde kullanmanın sıkıntılarını yaşayacağız. Millete bu cezayı niçin reva görülüyor, sebep ne, mecbur kalınan durum ne ve milletten gerçekler niçin saklanıyor? Dedim ya millet inandırılmayınca, yakınmalar dindirilmeyince, ortadaki kayıp izah edilmeyince haklı-haksız, doğru veya kasıtlı yorumlar yapılıyor. Üretici köyü, üretici dernekleri, Şeker-İş Sendikası ayyuka çıkan açıklamalarla tepkilerini dile getiriyorlar. İşsiz kalacak insanların doğuracağı milli sıkıntıyı anlatıp duruyorlar ve bütün bunlara karşı milleti inandıracak ve sevindirecek bir açıklama, bir izahat yok. İnadım inat dercesine illa da illa bu fabrikalar bütünüyle elden çıkarılacak inadı arkasında mutlaka ve mutlaka çok mühim ve çok büyük bir sebep ve dayatma var. Lozan Antlaşmasından başlamak üzere Türkiye’nin birtakım dayatmalarla karşı karşıya olduğunu biliyoruz. Yeri geldiğinde bunları da bir bir açıklayacağım. Meselâ en son olanlardan biri Ege Denizi’ndeki Türk sınırları içindeki 18 kayalık ve adacığın Yunanistan tarafından işgal edilmesine karşılık hiçbir tepkinin gösterilmemesi ve büyük bir kabullenme ile vatan topraklarının el değiştirilmesine göz yumulmasıdır ki bu durum da hatıra türlü soruları getiriyor ve türlü yorumların yapılmasına yol açıyor. Diyabet hastalığın ülkemizde bebeklerde bile görüldüğü bir ortamda, diyabet ve obezitenin temel nedeni olan Nişasta Bazlı Şeker (NBŞ) ve hazır gıdalarda kullanılan diğer kimyasallar olduğu bilinmektedir.  Şüpheler uyandıran ve zihinleri karıştıran bu özelleştirmenin niçin Türkiye’deki girişimciler ve dünyaya açılmayıp da illa da Amerikan sermayeli NBŞ firmasının talebi üzerine açılmış olmasıdır. Hata yapılabilir ama hatadan dönmek de bir fazilettir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89

banner37