Bu şehirde tartışarak doğruya ulaşmasını beceremiyoruz. Aksine hemen her tartışmayı kavgaya dönüştürüyoruz. Ve tartışarak kaybediyoruz. Pek çok örnekleri var. Daha lojistik merkez kavgasının sözleri kulaklarda, sonuçları ortada… Daha yazılanların mürekkebi kurumadı. Her şeyi bitmiş projeyi ‘limanı’ yüzünden kavga edip kaybettik.

Valilik, DKİB, TTSO, DOKA Çamburnu’nda lojistik için her şeyi ama her şeyi bitirmişti. Dönemin Valisi rahmetli Recep Kızılcık bu işe tüm samimiyetiyle öncülük etti. Sonra Çamburnu’ndaki lojistik limanı merkez limanı etkileyecek diye Albayraklar karşısına dikildi. İş, ‘ya biz alırız, ya olmaz’ noktasına taşındı. Bu noktada Trabzon’un bakanı Erdoğan Bayraktar ağırlığını koyamadı. Trabzon’da bitmiş işi savunamadı. Konu Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’a taşındı. Kavgayı gören Binali Yıldırım, “Ben karar veremem. Kararı yukarısı versin!” dedi. Karar dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a bırakıldı. Dönemin Başbakanı Erdoğan da “İyidere Vadisi olsun.” dedi. Böylece tartışarak lojistiği kaybettik. Planları için de Erdoğan Bayraktar’a talimat verdi. Erdoğan Bey bu proje çalışmasını 8 ay şehirden gizledi. Şehir hâlâ Çamburnu’nda lojistiği tartışırken  Şehircilik Bakanlığı (Tapu Kadastro) İyidere’de imar değişikliği üzerinde çalışma yürütüyordu. (Bu yazdıklarımız gün be gün belgelidir. Lojistik böyle gitmiştir.) Ne yazık ki bu gerçeği Tayyip Bey’e anlatabilecek olan Prof. Dr. Cevdet Erdöl de lojistiğin kaydığı Sürmene Çamburnu’nu Çebilere vermenin peşindeydi. Nitekim de verdi. Şimdi o dönemde 50 milyon lira harcanarak elde edilen Çamburnu alanı atıl vaziyette kan ağlıyor. Bu konuyu ayrıca tahsisin 2. yılında Cevdet Bey’le konuşacağız. Öyle sözleşmiştik. ‘1 yıl sonra ne kadar adam çalıştırdıklarını görürsün’ demişti. Biz 2 yıl süre vermiştik. 2 yılın dolmasına 3 ay kaldı.

***

Tartışarak kazanan değil, kaybeden bir yapımız var. Tartışarak bir yerde buluşmak yerine ayrışıyoruz. Ardından da kişisel hırslarımız öne çıkıyor ve işin olmamasına çalışıyoruz. Çamburnu’nda bugün lojistik merkez 3 yıldır faaliyette olacaktı. Sormak lazım kaç kişinin içi sızlıyor? Bugün devletin yapamadığı lojistiği işadamı Celil Hekimoğlu yapmaya çalışıyor. Şeref Bektaşoğlu dağ bayır yer arıyor!  Bir kent kendisine bu kadar haksızlık edebilir mi?

Şimdi önümüzde Şehir Hastanesi var… 2023 yılının vizyon projesi için taahhütte bulunanlar Akyazı’nın batı bölgesini gösteriyor. Şehir Hastanesinin olmaz şartı şayet 300 dönüm arazi ise, Trabzon’un zaten Akyazı’dan başka hiçbir şansı yok. Trabzon’da Akyazı’nın batı bölgesi dışında 300 dönümlük bir arazi zaten yok. Yani Şehir Hastanesi ya Akyazı’ya kurulacak veya hiç kurulmayacak. Bu önemli ayrıntıyı kaydettikten sonra ikinci hususa geçelim.

Akyazı’nın batı kesimine Şehir Hastanesi kurulmazsa o alan ne olacak? Cumhurbaşkanı sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın kafasında o bölgeye otel ve AVM projesi var. Halka açık alanlar alışveriş merkezleri… Evet, Trabzon’un turizm atılımı önünde otel projeleri çok önemli. Lâkin Trabzon bugün 4 ve 5 yıldızlı otel konseptinde 5 bin yatağa ulaşmış. Buna TKDK eliyle yapılan muhteşem butik oteller ve 3 yıldızlı oteller dâhil değil. Toplamda 10 bin yatağa doğru seyrediyoruz. Yine olsun, daha olsun. Ancak Şehir Hastanesi ihtiyacı otel ihtiyacımızdan daha fazla öne çıkıyor.

Kent merkezli otel konseptinden, kırsalda pansiyonculuğa geçmek zorundayız. Turizmi sürdürülebilir kılacak ve eko turizme kapı aralayacaksak kent merkezinden yavaş yavaş uzaklaşacağız. Zira Araplarda bizden daha lüks oteller var. Onlar kırsalımıza, dağımıza, yaylamıza geliyorlar. Onlara sunacak en büyük değerlerimizden birisi de sağlık. Yalnız Araplara değil. Batılılara, Gürcistan’a, İran’a, Azerbaycan’a sağlık hizmeti verebilecek tek şansımız Şehir Hastanesi… Turizm kadar önemli.

Demek ki;

1) Trabzon’da Şehir Hastanesi kurabilecek ikinci bir 300 dönümlük alanımız yok. Yer bulalım, istimlâk edelim, oraya kuralım’ arayışları tıpkı lojistik gibi bu hedefi yok eder. Trabzon’a Şehir Hastanesi kuracaksak Akyazı’nın batısından başka şansımız yok. Tartışmak, projeyi iptal etmek demektir.

2)  Turizmin bir adım ötesine geçerek turizm kadar önemli olan sağlık turizmine ulaşmalıyız. Bu bir hedef.  Göçü durduracaksak buna mecburuz. Yoksa bir gün Akyazı Stadı’nda maç izleyecek genç bulamayacağız.

 

3) Bakanımız Sayın Süleyman Soylu yaşanan tartışmalara kulak tıkamalıdır. Zira Akyazı onayını 1 Kasım’da halktan ve STK’lardan almıştır. Tartışmalara takılıp asla ve kat’a tereddüde düşmemelidir. Şayet tartışmalara katılırsa örneğini verdiğimiz lojistiğin akıbetine uğrarız. 1 Kasım öncesi ilânlarda, bilboardlarda, alanlarda yerini de ilân ederek vatandaştan Şehir Hastanesi yeri için mutabakat da sağlanmıştır. Geçlik Spor Genel Müdürlüğü 300 dönümlük alanın Sağlık Bakanlığına devir işlemlerine başlamıştır. Bundan sonra yapılacak her itiraz lafı güzaftır. Soylu önüne bakmalı ve yol almalıdır. Aksi hâlde kayıp yılların açığını başka türlü kapatamayız. Aksi halde Lojistik Merkez’in akıbetine uğrarız. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.