banner114

Demokrasiler aydın insanların rejimidir. Eğitim ve bilinç düzeyi düşük toplumlarda demokrasiyi kurallarına uygun olarak uygulamak mümkün değildir. Yönetenler ve yönetilenler varsa, yönetilenlerin yönetim biçimine ilişkin görüş, öneri, düşünce ve eleştirilerini söyleme hakkı otomatik olarak verilmiş demektir; ayrıca bir hak olarak istenmez.

Ancak bu hak kullanılırken eleştiri ve öneri sınırlarını aşar, küfür, hakaret ve aşağılama yoluna gidilirse, üstelik de aleni ve kamuya açık olarak yapılırsa veya zor kullanılırsa bu durum, hakarete uğrayanlar için haksızlık ve mağduriyet ortaya çıkartır ki demokrasinin varlığını korumak için hukuk devreye girer!

Bu hakaret, mukavemet ve aşağılama devlet memuruna yasal görevini yerine getirdiği için, ya da getirme esnasında yapılırsa kendi varlığını sürdürmek için devlet devreye girer!

Bu eylem sahipleri, siyasi kimlikleri ile halkın taktirine ve beğenisine talip olmuşlarsa, o zaman da iradesine sahip çıkmak için halk devreye girer!

Demokrasilerde seçmenlerin işi adaylardan daha zordur. Çünkü seçmen dünya gündemini, ülke gündemini, gerçekleri, yalanları, eğrileri, doğruları iyi analiz etmeli, edebilmeli; adayları iyi araştırmalıdır.

Kelebeğin yedi günlük ömrüne rağmen, Yunanistan’daki Çipras gibi renkli benekli kanatlarını çırparak oluşturduğu kısa ve geçici moda hevesi, yanarken sönen rüzgâr külü gibi olup olmadığını; aday kişinin derinliğini, düzeyini, kısaca her özelliğini iyi bilmeli; seçildiği zaman icraatlarını takip etmeli ve denetlemeli, başarı veya başarısızlığını siyasî mülahazalarla değil, gerçek ölçümlerle değerlendirip onun değiştirilmesine veya temsil görevini sürdürmesine karar vermelidir.

Görüldüğü gibi seçmenin işi öyle çok kolay değil!

Rahmetli bir büyüğüm yıllar öne il genel meclisi üyeliğine aday olmuştu. Seçimi kaybedince bunun nedenini; “Beni en yakın delegeler bile bir tabak haşlama suyuna sattılar!” diye izah etmişti. Delege veya seçmenlerin eğitim ve bilinç düzeyi düşük olursa kimisi bir paket sigaraya, kimsi yalan vaatlere, kimisi çıkar ve umutlara kapılır, ülke gerçekleri rafa kalkar.

Peki seçmenin bilinçli olması hangi sonucu doğurur?

Bu bilinç, seçtiklerinin işini zorlaştırma, sorumluluğunu artırma, daha dikkatli ve özverili çalışmasını sağlama bilincidir. Bu bilinç, partizanlığın şartlanmışlık ve itaat bilinci değil, ülke severliğin tarafsız ve vatanperver olma bilincidir. Çalışmayanı değiştirme, çalışanı görevlendirme bilincidir. Partizanlığı, -cılık, -cilik, -culuk bağımlılığı, ideoloji, uluslar arası koordinasyonları ve cemaat referanslarını siyasette tutunma ve sığınma aracı olarak görmeyi engelleme bilincidir.

Bu ilkelere ve çerçeveye uygun olmak kaydı ile Pazar günü yapılacak olan seçimin demokratik bir ortamda, bütün dünyaya dudak ısırtacak olgunlukta ve tartışmasız bir sonuçla gerçekleşmesini, dört yıl daha seçimlerin Türkiye’nin gündeminden çıkmasını umut ve temenni ediyorum.

Enerjimizi hep birlikte, bütün kurum ve kuruluşlarımızla, Türkiye’yi içe kapatıp dış olaylardan koparmak isteyen güçlerle mücadele için kullanmalı, geleceğin tam bağımsız Türkiye’sini yeniden kurmak için harcamalıyız. Çünkü sınırlar değişiyor, dünya yeniden kuruluyor. Bu yeni yapılanmanın dışında kalmamalıyız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner108