Erken seçim kararı alındı.24.Haziran 2018 günü cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimleri yapılacak. Ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyoruz. Seçimlere bir buçuk yıl kala alınan bu kararla gündem birden değişti. İktidar dışındaki çevreler bunu “baskın seçim” olarak niteledi. Türkiye’nin ekonomik siyasi ve askeri yönden baskı altında olduğu bir dönemde alınan bu kararın gerekçeleri hakkında çok az şey biliyoruz. Ansızın bu kararın alınmasını gerektirecek sebepler olduğu muhakkaktır. Ama iktidar sorumluluğu gereği bunu ifşa edemez. Kaldı ki iktidarın baskın seçim yapmak için şartları çokta elverişli değildi. Hiç bir iktidar bir buçuk yıl gibi bir süresini kolay kolay feda etmek istemez. AK Parti ve Milliyetçi Hareket Partisi aldıkları bir kararla “cumhur ittifakı”nı oluşturdular. Daha sonra buna Büyük Birlik Partisi de katıldı. Bu ittifakın karşısında başta ana muhalefet partisi olmak üzere, İYİ  Parti ile ayrı bir ittifak gurubu oluşturdular. Buna Saadet Partisinin katılması için görüşmeler devam ediyor. Saadet Partisinin genel başkanı Sayın Temel Karamollaoğlu’nun Sivas Olayları sırasında yanan Madımak Oteli’nde can veren vatandaşların sorumlusu olarak CHP tarafından gösterilmiş ve yanarak can veren insanların katili olarak ilan edilmişti. Ama aradan geçen 40 yıllık zaman sonunda bu iki parti kader birliği yapmaya çalışması da oldukça ilginç. Ana muhalefet partisi bir taraftan ittifak yapmak için çalışırken, diğer taraftan ittifak ortağı İYİ Partinin gurup kurup hazine yardımı alabilmesi için meclisteki sayısal eksikliğini gidermek maksadıyla kendi vekillerinden 15 tanesini İYİ Partiye transfer ettirdi. Bu durum geçmişteki “GÜNEŞ MOTEL” olayına benzetildi.1977 yılında Adalet Partisinden para veya menfaat karşılığı transfer edilen 11 milletvekili ile merhum Ecevit hükümet kurmuştu. Sonra bu görüşmeler deşifre olunca iki bakan “Yüce Divan” da yargılanıp mahkûm edilmişlerdi. Ancak bu “ONBEŞLİLER” olayını   “GÜNEŞ MOTEL” olayı ile benzetmek doğru olmaz. Fakat seçime ramak kala yapılan bu transferler demokrasi ve siyaset adına “ŞIK” olduğu söylenemez. Transfer edilmeğe mecbur bırakılan bu 15 vekil velev ki kendi arzuları ile de olsa onları o parti için seçen seçmenlerin milli iradesine terstir. Her halükarda o vekiller için sonu mağduriyettir. Bütün bu teferruatları konuşurken bana göre asıl büyük fotoğrafı göremiyor ve ana konuya vurgu yapamıyoruz. Demokrasimiz hala topal haldedir. Belli ki genel başkanlar objektif olarak aday seçemediklerini geçmişteki “Hakan Şükür” ve benzeri milletvekili örneklerinde gördük. O halde bırakın bu işi milletin bizzat kendisi yapsın. Bunun için de Seçim Kanununda yapılacak değişiklikle her parti adaylarını kayıtlı seçmeni ile yargı denetiminde yapsın. Liderler vatandaşa dayatma yapmasın. Vatandaş seçtiği vekile dört yıl sonra hesap sorabilsin. Bu haliyle liderler kendilerine “KAPIKULU” seçiyorlar. Böylece şartsız itaat istiyorlar. Vekiller de tekrar aday gösterilmeme endişesi ile itaatte kusur etmiyorlar. Anlaşılan odur ki bu seçimlerde de vatandaşımız kendi vekilini seçemeyecek. Kendi seçtikleri vekilleri de görüyoruz. Madem beceremiyorsunuz bırakınız vatandaş seçsin. Seçsin de dört yıl sonra vatandaş ne yaptıklarını görsün. Dört yılda bir değil. En az ayda bir vekilleri ile hasbihalleşebilsinler.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89

banner37