banner114

Mahalli seçimler yapıldı. İtirazlar ileri sürüldü. Tekrarlanan sayımlar yapıldı. Henüz resmi olmayan sonuçlara göre İstanbul’daki fark 12.000-13.000 arasındadır. Bir oyun bile yetebileceği yerde artık bu fark kapatılamazdı. Ancak aradaki farkın 29 binden 12 bine kadar düşmesi ve aradaki 17 bin farkın olması akıllara elbette ki şaibeler bırakmıştır. Hele hele tekrar sayımın sadece Büyükçekmece ve Maltepe yapılması, diğer 37 ilçede yapılmaması halkın şüphelerini daha da artırmıştır. Öyle ya iki ilçedeki 17 bin fark yaparsa, diğer 37 ilçede de sayım yapılsaydı, sonuç iktidar lehine gelişebilirdi fikrini akla getirebiliyor. Ama burada hiç mazeret aramaması gereken iktidar partisidir. Çünkü seçim onun çıkardığı yasa ile yapılmıştır. Bu yasada seçmen kütüklerinin tanziminden tutun da, askıya alınmasından, itiraz sürecine ve seçmen kütüklerinin kesinleşmesine kadar geçen zaman içinde ne yapılması gerekiyorsa yapılmalıydı. Öyle anlaşılıyor ki bu ilde iktidar gafil avlanmıştır. Bu açıkça belliyken suçu başka taraflarda aramak, hedef saptırmaktır. Gerisi laf-u güzaftır. Belli ki teşkilatlar yatmıştır.

Seçmen listelerine ilçe dışından ilave yapılması, hükümlülerin oy kullanması, haksız yere oyların geçersiz sayılması, sandık başkanlıklarına bildirilen 62 bin başkandan 19 binini dışardan FETÖ yanlısı veya birinci derecedeki yakınlarından alınması  vs… gibi iddialar pek inandırıcı olamaz. Bunların hepsi sizin denetiminiz ve kontrolünüzde yapılmıştı. Kimseye dert yanmaya hakkınız yok. Hukukta değişmeyen bir kural vardır. Önce haklı olacaksın ,sonra zamanında itiraz edeceksin daha sonra da usulüne uygun itiraz edeceksin .Bunların hiçbiri yapılmadı. Kamu görevlisi hakimleri bu işe alet etmek haksızlıktır.

Bütün bunlar gösterdi ki 298 Sayılı “Seçim Yasası” yeniden ele alınıp, açık kapı bırakmayacak şekilde mecliste düzenlenmelidir. Yoksa bu şaibelerin sonu gelmez. Tıpkı 1946 yılında dere kenarlarında, kahve köşelerinde hazırlanan seçmen listeleri gibi olur. Ama her zamanki gibi mecliste hukukçular tarafından hazırlanacak kanun metninin yazımını mutlaka “Türkçe”’yi iyi bilen  birinin yazması gerekir .Yoksa kanun metninden de bir sonuç çıkmaz. Önümüzde 4,5 yıl var. Bu işe zaman yeterlidir. Ancak şunu ifade etmeliyim ki bir şehre gelip ikamet edenle, o şehirden ayrılanlar mutlaka kayıt altına alınmalıdır. Bunun için her şehrin belediyesi bünyesinde sırf bununla görevli birimler oluşturulmalıdır. Batı ülkelerinde giren ve çıkanlar kontrol altındadır. Bunu yaptıktan sonra seçmen kütükleri ile oynayan olamaz. Nüfus ve muhtarlıklar bu iş için yeterli ve donanımlı değildir. Üstelik birçok angarya işi de nüfus idarelerinin başına yıkmışız. Terörle mücadele için illerimizde bu sisteme girmesi şarttır. Şehirlerimizi “yol geçen hanına” çevirdik. Devlet kimin nerden nereye , ne için gittiğini bilmelidir.

İstanbullunun yeni Büyükşehir Belediye Başkanlığını kazanan Sayın Ekrem İmamoğlu’na hayırlı olsun der, zor görevinde Allah’tan kolaylıklar dilerim.

                                                           

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner108