AK Parti yöneticisi bir kadın, belediyelerden ihale alınca medya duyarlığına tosladı. İhale vakası Trabzon Ortahisar Belediye Meclisinde büyük tartışma yarattı. Bütün medya tartışmayı topluma yansıttı. Bizler de gazeteler olarak gündeme taşıdık. Ne yazık ki AK Parti İl Başkanı bu ihale vakalarını görmezden gelerek yardımcısı olan kadını sahiplendi. Kadın yönetici ise gazetecilere yönelik öfke saçtı. İlgili kadının önce eşi ardından da bir arkadaşının (aynı kadın yöneticiyle daha sonra iş ortaklığı yapacak) tehditleriyle karşılaştık. Gazetemize kadar gelen ilgili şahıslar çalışanlarımızın yanında açıkça tehditler savurdu. Polis çağırıp gazeteden uzaklaştırdık.

Bu gelişmeyi o anda şikâyete gerek görmedik. Ancak daha sonra gazeteci arkadaşlarımız Ali Savaş ve Erhan Esaspehlivan’ın da farklı yöntemlerle tehdit aldıklarını öğrenince 3 gazeteci birlikte şikâyetçi olduk. Bizimle ilgili yaşanan 2 ayrı tehdit vakası da gazetemizde vuku bulduğundan çalışanlarımızdan 4’ünü şahit gösterdik. Tehditleri dile getirdiler. Ancak polis ve savcı sormadığı için ayrıntılı anlatmadılar. Erhan Esaspehlivan’ın karşı karşıya kaldığı muamele kentin en işlek otelinde yaşandı. Yanında şahitleri de vardı. Bazı şahitler AK Parti yöneticisi olunca Erhan’a şahitlik yapmadı. Ne de olsa parti yönetiminde yan yana oturuyorlardı. Ancak ne gariptir ki Sayın Savcı bu şahitleri zorla ifadeye çağırmadı.

***

3 gazeteci olarak 2016 yılının kasım ayında yaşanan bu olayları savcılığa şikâyet ettik. Bundan tam bir yıl önce Trabzon’a mal olan olayın şahitleri, olaydan 2 ay sonra yani aralık ayında dinlendi. Dinlenme olayı 2 ayı bulunca kamera kayıtları da silindi. Olaydan tam 10 ay sonra ise Trabzon Cumhuriyet Savcısı Sayın Murad Kaya tarafından takipsizlik kararı verildi. Gerekçesi ise aynen şöyleydi: “Müştekiler tarafından gösterilen tanıkların verdikleri ifadelerde daha çok taraflar arasında yüksek sesle tartışmanın yaşandığını belirttikleri, şüphelilerin müştekileri tehdit ettiklerine dair net bir beyanda bulunmadıkları…”

Savcı Murad Bey şahitlerimizin “tehdit ifadesini net olarak kullanmadıklarını” iddia ederek dosyayı kendi yönünden kapattı. Peki, gerçek öyle mi? Şimdi tutanaklardan alıyoruz.

Nurgül Günaydın: (Şahitlerimizden Nurgül Günaydın bakın nasıl ifade verdi) “Gazetemize gelen Ahmet Firidin, Ali Öztürk’e hitaben bu şekilde haber yapamayacağını (AK Parti yöneticisi kadının aldığı ihaleyi haber yapamayacağını kast ederek) sonuçlarına katlanması gerektiği şeklinde tehditlerde bulunuyordu. Ali Öztürk kendisine bu şekilde tehditlerde bulunamayacağını, bu tehditleri umursamadığını söyledi. Bu durumun uzayacağını anlayınca telefonla polisi aradık. Polislerin gelmesiyle Ahmet Firidin isimli şahıs atarlı tavrını bırakarak gayet medenî şekle büründü. Sakinleşti ve sakin biçimde gazeteden ayrıldı.”

Davalı şahıs gazeteye geliyor. Herkesin içinde tehditler savuruyor. Şahitlerimiz tehditleri doğruluyor. Olay yerine polis çağırılıp ilgili şahıs gazeteden polisle çıkartılıyor ama Sayın Savcı “tehdit yok” deyip dosyayı kendi açısından kapatıyor.

Rahman Turan: (Bir diğer şahidimiz Rahman Turan’ın ifadesinden) “Ahmet Firidin isimli şahıs gazeteye gelerek Ali Öztürk’ü sormuş. Ali Bey o anda gazetede olmadığı için benim bulunduğum odaya geldi. Bu sırada benim odamda gazetede çalışanlardan birkaç kişi vardı. Ahmet Firidin bana ‘Yalnız konuşalım’ dedi ve birlikte çay ocağına geçtik. Ahmet Firidin daha sonra Arzu Yalçınalp isimli bayanı kast ederek ‘Bu bayanla ilgili haber yapmasın, bizim başımızı sıkıntıya sokmasın’ biçiminde laflar etti. Bu tarz diyaloglar devam ederken Ali Öztürk gazeteye geldi. Ahmet Firidin Ali Bey’e ‘Arzu Yalçınalp’la ilgili haber yapmayacaksın’ dedi. Ali Bey de kendisine ‘Ben Trabzon’da gazetecilik yapıyorsam ve Trabzon’u ilgilendiren bir konu varsa haber yaparım’ dedi. Ahmet Firidin, tekrar Ali Bey’e ‘Yazmanı istemiyorum. İcabında buraya birkaç kişiyle de gelebilirdim’ dedi. Bunun üzerine Ali Bey, Ahmet Firidin adlı şahsa ‘Sen beni tehdit mi ediyorsun?’ dedi ve polisi aradı. Kısa bir süre sonra polis geldi. Ahmet Firidin isimli şahıs polisler geldikten sonra konuşma şeklini değiştirdi.”

Derya Nazlı: (Üçüncü şahidimiz olan Derya Hanım’ın ifadesinden) “Gazetenin kapı zili çaldı. Ben kapıyı açtım. Kapıda Emrah Yalçınalp isimli şahıs ve yanında tanımadığım 30-35 yaşlarında uzun boylu bir şahıs vardı. Ali Bey kendileriyle görüşmeyi kabul etti. Emrah Yalçınalp, yanında bulunan şahısla Ali Öztürk’ün odasına girdiler. Odanın kapısı kapalıydı. 15 dakika kadar kaldılar. İçeriden gelen seslerden tartışma yaşanıyordu. Emrah Yalçınalp Ali Bey’e ‘Eşimi neden haber yapıyorsun!’ diye bağırıyordu. Daha sonra odanın kapısı açıldı. Emrah Yalçınalp yanında bulunan şahısla odadan çıktı. Emrah Yalçınalp isimli şahıs gazetenin koridorunda ‘Bunun hesabını soracağız’ diye bağırarak gitti.”

Merve Aksu: (Dördüncü şahidimiz olan Merve Hanım’ın ifadesinden) “Emrah Yalçınalp yanında bulunan tanımadığım bir şahısla gazetenin İmtiyaz Sahibi Ali Öztürk’ün odasına girdi. Ali Öztürk’ün odası benim odamın tam karşısında bulunur. Odanın içerisinde yüksek sesle tartışma yaşanıyordu. Emrah Yalçınalp Ali Öztürk’e ‘Eşimi neden haber yaptın!” diye bağırıyordu. Bu şahıslar odada 15 dakika kadar kaldılar. Daha sonra odadan çıktılar. Emrah Yalçınalp isimli şahıs gazetenin koridorlarında ‘Bunun hesabını soracağız’ diye bağırarak çıkıp gitti.”

Şimdi buradan sormak istiyoruz. 4 şahidimiz de tehdidin varlığını net ve açık bir biçimde ifade ettikten sonra Sayın Savcı’nın bu şahitleri çağırıp “Anlatın bakayım tehditlerin ayrıntılarını” diye sorması gerekmez miydi? Hele hele, bu olaylar ihale haberleri üzerinden yaşanmışsa savcıların daha duyarlı ve hassas olmaları gerekmez miydi? Aynı muamele Sayın Savcı’nın kendisine yapılsaydı acaba nasıl davranırdı? Şikâyet henüz kapanmadı. Savcı Kaya’nın kararına itiraz hakkımızı kullanacağız. Bu şehirde gazetecilerin tehditle susturulmak istenmesine boyun eğmeyeceğiz. Tek güvencemiz kamuoyu ve hukuk. Hukukî hakkımızı sonuna kadar arayacağız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.