banner114

Babaannem anlatırdı da biz, o çocuk aklımızla inanmazdık.

Güya sarı öküzün boynuzları üzerindeymiş dünya.

Şööyle bir salladı mı toza toprağa karışırmış köyler şehirler.

Gel zaman git zaman, bir sarı öküz bela olunca dünyanın başına…

Depremleri bilmem ama nereye bir ateş düşse onun yüzünden sanıyorum.

***

% 98’i deprem kuşağında olan bir ülkede yaşıyoruz.

Ve ölümlerin % 80’i, bu doğal felaketlerde yıkılan binalarda…

Bilim insanlarımıza göre kırıldı kırılacak denilen Kuzey Anadolu Fay (KAF) hattı üzerindeyiz ve bu kırık diğerlerine benzemiyor.
Kol kırılıyor yen içinde kalıyor. Cam kırıkları... Hayal kırıklıkları…

Gönül kırıkları iz bıraksa bile geçiyor zamanla. Saç kırıklarını aldırıyoruz.
Şehirlerle birlikte onca emeğimizi ve geleceğimizi yutuveren fay kırığına ise pek aldırdığımız söylenemez.
***

Unutulup gitti” dediğimiz sırada konunun uzmanları arzı endam eyleyip görüş bildirmeye başlayınca kendimize gelir gibi oluyoruz.
Derin analizler, tahminler filan... Yeni nesil bir İstanbul'u bilir bir de Düzce'yi... Biraz da Van'ı... Ülkelerden Japonya’yı, Hindistan’ı ve İran’ı… “Ders aldık mı?”
Hani toplanma merkezlerimiz vardı? İlaç ve araç gereç dolu konteynerler.  
Çok sevimsiz bir konu fakat bizler yaşadık bu süreci.
Kurslar tatbikatlar... Ne oldu sonra?

Bütün yük 'Şehremini' denilen belediye başkanlarında…

Bu konuda torpil yok, kopya olmuyor. Hazırsan kurtuluyorsun, o kadar.

Kobe (Japonya) depreminde su dağıtımında sorunlar yaşandığı için Su İşleri Müdürü, evleri zamanında yetiştiremediği için de İmar Müdürü intihar etmişlerdi.
***

Depremle birlikte yaşamayı öğrenmeliyiz.”
Öğrenelim o zaman. Allah'a şükür, durumumuz dünden iyice...
Teknoloji üretimi ve kullanımında emin adımlarla ilerliyoruz.
Modern kentler kurmada dünyada parmakla gösteriliyoruz.
Ne zaman ki fay hattı kırılıyor işte o zaman durumun vahametini anlıyor ve kurskolik olurcasına yollara düşüyoruz.
***

Kimyasal silahlar ve nükleer serpinti… “Hani Sığınaklar?”

Her apartmanın, sitenin, mahallenin olmazsa olmazı…

Bugün yapmazsak ne zaman?” Yeni bir ölçme değerlendirme sistemine geçmeliyiz.

Belediyelerin de karnesi olmalı.

Çocuklar, gençler, yaşlılar, engelliler ve çevre için neler yapmışlar?

Depremler, su baskınları, nükleer serpinti filan…

Karneler verilince muhtemelen renkten renge girecek Türkiye haritası.

***

Modern dünyanın nimetleri varsa külfeti de var.

Bir musibet bin nasihatten iyidir” dediğimiz ve “zahmetsiz rahmet olamayacağına” tüm kalbimizle inandığımız halde yine bildiğimizi okuyoruz.

Tarihi ‘tekerrür’ diye tarif ediyorlar. Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi” diyen Mehmet Akif’e de kulak vermiyoruz.

En kötü senaryoya göre hazırlanmalıyız.

Binalarımıza, sığınaklarımıza ve toplanma merkezlerimize el atmanın tam zamanı.

Hem bizim için kim üzülür, kim ağlar sabahlara kadar?

Kim canını ortaya koyar, yollara düşer?

Haberlere konu olmak da sırayla değil.

Çünkü sarı öküzün, boynuzları üzerindeki dünyaya yapacakları henüz bitmedi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Yüksel Yavuz 2 yıl önce

Hocam

banner108