banner114

Şimdi olacak şey mi?

Bir yanda Güney Kore ile Paraguay arasında…

37. sırada bulunan 169 milyon Euro’uk bir takım, Türkiye…

Diğer yanda Myanmar ile Tanzanya arasında…

135. sırada bulunan 1 milyon Euro’luk Andorra…

Bizdeki bir futbolcunun menajer ücreti bile değil.  

Daha önce 5-0 ve 2-0’la geçmişiz.

Ölüp ölüp dirildiğimiz maçta ise son dakika golüyle zor bela 1-0…

***

Basketbolde Karadağ’ı…

Voleybolde Polonya’yı…

Futbolda Andorra’yı yendiğimiz gün…

Her ne kadar Şenol Güneş “gücümüz var, inancımız da” dese de…

Maçtan önce “fark atarız, antrenman maçı olur” gibi yorumlar yapılsa da…

Piyasa değerleri bu denli yüksek sporcuların performansları şaşırttı, saç baş yoldurdu.

Sadece kalecileri kıyaslayalım…

Bizimkinin değeri 3,5 Milyon Euro…

Andorra kalesini koruyanın ise 75 Bin Euro…

İki takımın başındaki eski kalecileri ise kıyaslamıyorum bile…

***

0-0 bitseydi ayıp olurdu.”

1-0 da ayıp oldu Şenol Hoca…

80 milyonluk Türkiye, 80 bin nüfuslu Andorra ile oynuyor.

Kayak pistlerinin (320 km) karayollarından (300 km) daha uzun olduğu bir ülke… Dolayısıyla en popüler spor kayak…

Futbol ise hobi gibi…

Çünkü okulda öğretmenler, otelde garson, belediyede işçi…

***

1278 yılından itibaren sınırları hiç değişmemiş.

Napolyon 1806’da yeniden kurmuş Andorra’yı.

Yalova’nın yarısı kadar olan prensliği iki eş başkan yönetiyor.

Fransa Başkanı ile İspanya Urgell Kilisesi Başpiskoposu…

Bu iki kişiye her yıl sembolik bir vergi ödüyorlar.

Resmi dili Katalanca…

Hani şu Katalonya’nın İspanya’dan ayrılma olaylarında aklımızda kalan…

***

Şaka gibi…

O kadar ki Boris Skossyreff adlı maceraperest bir Rus…

12 Eylül 1934’te kendini ‘I.Andorra Kralı Boris’ olarak ilan edince işler karışmış.

Çok kısa sürmüş prensliği ve İspanya’ya sürülmüş.

Tam da bu konuyu araştırırken bir arkadaşım uyardı.

Bir Boris de Londra’da, kendini İngiltere Başbakanı sanıyor.”

***

2002 yılında halkoyunları festivali için Fransa’nın Toulouse kentindeydik.

Bir ara ekibimizle birlikte “Andorra’ya gidelim” diyoruz.

Pirenelere doğru döne döne tırmanıyoruz ve balkonlarından adeta renk renk çiçek akan ahşap taş karışımı evlerin önünden geçiyoruz.

Ve sonunda vadideki başkentle karşılaşıyoruz.

Andorra’nın, kabuğunu kırmak üzere olduğunu söylüyor rehberimiz.

Tütünle uğraşan çiftçiler ve koyun çobanlarından bahsediyor.

O günlerde bile Andorra’nın ana caddesine sığmıyoruz.

Birleşmiş Milletler gibiyiz, festival sayesinde rengârenk kostümlerle dolaşıyoruz.

***

1970’lerde “Fakirlerin İsviçresi” olarak anılan Andorra’da çok şey değişmiş.

Yılda 10 milyon turist ağırlıyor, kişi başına düşen milli gelir 50 bin Dolar…

Aynı zamanda bir alışveriş cenneti çünkü vergi yok.

Sadece ve sadece 12 kişilik ordusu var.

Yeri sorulsa gösterilemeyecek ülkelerin başında…

Tek tribünlü Andorra la Vella Stadı 1300 kişi alırken…

Milli maçın oynandığı Vodafone Arena ise 41.903 kişilik…

İşte biz Cumartesi günü bu küçücük ülkeyi zar zor yendik.

Şimdi kim düşünsün?

Onlar mı, biz mi?  

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
YASEMIN ÖDEN 2 ay önce

DEGERLI HOCAM ENGIN DÜNYA KÜLTURUNUZU BIZLERLE PAYLASTIĞINIZ ICIN ÇOK TSK EDERIM SIZ BIR KÜTÜPHANE GIBISINIZ YAZILARINIZI OKUDUKCA ÇOK MUTLU OLUYOR BILGILERIMIZI GELISTIRIYORUZ DIGER YAZILARINIZ GIBI BUDA MUHTESEM SİZIN VESILENIZLE ANDORA HAKKINDADA BİLGİ SAHIBI OLDUM SAĞOLUN VAR OLUN INSALLAH SEVGILER SELAMLAR

banner108