Sağlığımızla nasıl oynandığını gazetelerden ve televizyonlardan izliyoruz. Ekken süte, peynirden sucuğa, meyveden sebzeye, tavuktan yumurtaya, domatesten salatalığa… Hemen her türlü gıda üretimine karıştırılan hilelerle ciddi şekilde huzursuz ve endişe içindeyiz. GDO’lu besinlere kapı açılması da ayrı bir fecaat, Şimdi de hileli şeker sıkıntısı ortaya çıktı. Unumuz katkı maddeli, ekmeğimiz katkı maddeli… Ağıza alınan bir lokma gıda mı olacak yoksa zehir mi olacak bilemiyoruz.

İçtiğimiz su dahi hileli ve sağlıksız. Bunlar yanı sıra zücaciye, ayakkabı, terlik, plastik ürünleri; kalem, silgi gibi okul malzemeleri kanserojen maddeler taşıyor ve türlü hastalıklara sebep oluyor. Merdiven altlarında, barakalarda, bodrumlarda üretilen kaçak maddelerle meydanlar sahtekârların cirit attıkları alanlara dönüştü.

Bütün bunlar olup giderken milletin sağlığını koruyacak, kollayacak, aksaklıkları önleyecek çeşitli adlar altında hükümetin kurum ve kuruluşları var, mahkemeleri var. Var olmasına var da bütün bu aksaklıklar giderileceği yerde, artarak ve pervasızca devam edip gidiyor. Toplum yaşayışımıza baktığımızda; cinayetler, vurgunlar, kadın cinayetleri, soygunlar, gasplar, düzene karşı gelmeler, hileli ticaretler, kaksız kazançlar, toplumun genel ahlâkını ifsat eden çıkışlar, uygulamalar ve daha neler neler…  Her haber bülteninin değişmez konuları bunlar. Yediden yetmişe, genci ile, ihtiyarı ile, hükümeti ile, herkesin başını iki eli arasına alıp vicdanının sesini dileyerek düşünmesi gerekli, Devlet ve hukuk nizamından hiç korkmayan, perva etmeyen bu  suç işleyenlerin fiillerinin engellenememesinin asıl sebebi ne, bunun cevabını bulmamız gerekir. Bir kere bu suç işleyicileri ve bunun adet haline getiren suç makineleri adli müeyyidelerden, kanunî uygulamalarından piç pervası yok. Vatandaş vicdanında mutlaka mahkûmiyeti gerektiren durumlarda, yakalanan suçlu bir kapıdan giriyor, öte kapıdan çıkıyor. Korku ve endişe yok, caydırıcı bir uygulama yok.  Suçlu yok iyi haldir, yok kravatlıdır,  derken kısa bir müddet sonra  bir kahraman edasıyla dışarda… Kanun ve nizama uyan vatandaş ise tedirgin ve güvensizlik içinde. Bu durum ise toplumun huzurlu olmasına en büyük engel.  Kiminle konuşsam hep yakınıyor, hep şikâyetçi. Bu durum ise hiç iyi bir gidişat değildir. Bu vatandan başka gidebileceğimiz ikinci bir sığınak ve vatan olmadığına göre ne yapacağımızı, düzeni korumakla yükümlü olanlar söylesin artık… Bilmem ne yarışı ile birbirlerini itham etmekten vazgeçip, milletin asli dertleri ile uğraşıp çözüm üretsinler. Galiz ve hiç de yakışık almayan ifadelerle ve davranışlarla millete kötü örnek olmayıp, emanetin hakkını yerine getirsinler. Dolmuşta iki öğretmenin konuşmalarına kulak misafiri oluyor. Biri emekli, diğeri ise bir lisede çalışıyor. Çalışan öğretmen anlatıyor: “Yok yok artık tahammül edemiyorum.  Öğrenci başının buyruğu, bir şey diyemiyor, bir şey uygulayamıyoruz. Öğrenci isterse ders yapıyor, isterse telefonları ile mesajlaşıyor. Müdahale etmemiz  mümkün değil. Sen emekli oldun kurtuldun, ben ise o günü iple çekiyorum” Okul dağılmalarında otobüslere dolan öğrencilerin o pervasız davranışlarını, kural tanımayan o saldırgan durumlarını gördükten sonra bu öğretmene hak veriyorum. Ben bu toplumun içinde yaşıyorum. 78 yıllık araştırma ile geçen ömrümü 40 civarında eserle değerlendirdim.  Çevremle konuşuyorum, dertleşiyorum, olup bitenleri görüyorum. Peygamber sözüne de İnanıyorum ki “Haktan bildiğin söylemeyen dilsiz şeytandır”. Onun için iyiliklerin olması arzusu ve hasretliği içinde dilimin döndüğü, aklımın kestiği kadar uyarı görevimi yerine getirmek istiyorum. “Halep orta ise arşın buradadır” diye bir deyişimiz var.  Aksini iddia edenlere derim ki; peşin fikir ve kanaatlerden uzak, vicdani bir değerlendirme ile,  toplumun içine girip, olup bitenleri görün de ondan sonra oturup bir değerlendirmesini birlikte yapalım. Yanılmış olmamı ne kadar da isterdim. Fakat heyhât.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89

banner37