Batılı yayılmacı ülkeler, yayıldıkları ülkeleri iliklerine kadar sömürürler. Bu yayılma, sermayenin-şirketlerin yani kapitalin yayılması biçiminde olduğu gibi, ülkelerin ana politikaları ve tarihten getirdikleri geleneksel alışkanlıkları nedeniyle de olabilir. İngiltere gelenekçi yayılma ve sömürme özelliği gösterirken, Amerikalıların tarzı daha çok şirketlerin piyasaları ele geçirmesi, ele geçiremedikleri ülkeleri ise Amerikan ordusu ile işgal etmesi biçimindedir.

Bu ülkeler, yayılmaları ve işgalleri kolaylaştırmak için dünyada kendileri ve ortakları dışında güçlü ülke istemezler; güçlü silahları olan, sanayileri olan, iç barışı sağlam olan  devletler onlar için tehlikedir. Çin’den alınacak S-300 füzelerine engel olmaları, Rusya’dan almak üzere kaporalarını dahi ödediğimiz S-400 füzelerine engel olmak için gösterdikleri çırpınışlar, İran’ın nükleer çalışmalarına karşılık verdikleri mücadeleler buna örnektir.

Birliktelik, güçlü olmanın birinci aşaması olduğu için önce hedeflerine koydukları bu ülkelerin milli birliğini bozarlar. Milli birliği bozmak için milli kimliği bozarlar. Milli kimliği bozmak için dili, dini, kültürü bozarlar! Farklı algı, farklı yaşam tarzları oluştururlar. Ya da var olan mezhep, aşiret, milliyet, ırk ayırımcılığını körükler; aralarına husumet sokarlar…

Türkiye 1071 den, İstanbul’un fethinden beri sürekli hedef olmuştur. Bölgemizde petrol, doğalgaz, stratejik ve dini merkezler, en önemlisi de İsrail’in büyüme ve dünyaya buradan hükmedecek şekilde planladığı imparatorluk hedefi var olduğu sürece, Türkiye Batının hedefinde olacaktır!

İspanya’da Katalonlar’a “dur yapma!” derler; çıkar bölgelerindeki en ufak farklı yapıları küçük devletler haline dönüştürmek için ellerinden geleni acımasızca uygularlar. Mesela Peşmerge devleti kurmak için Kuzey Irak’taki ayrılıkçı referanduma verdikleri açık destek gibi…

Sonra bunlar arasında zıtlaşma ve kamplaşmayı sağlarlar, silahlandırır ve çatıştırırlar. Bunu başaramazlarsa o ülkeleri takibe alır, kontrol eder; engellemelerde bulunur; ambargolar uygular, diğer küresel güçleri tehdit ederek; “ya bizimlesiniz ya da değilsiniz!” diyerek onları da ablukaya dâhil ederler.

Yayılma, kontrol etme, bölme, gerginliği tırmandırma, provake etme silahlandırma ve çatıştırma aşamalarında, uluslararası ajanlar ve onların yerelde ortaklık kurduğu işbirlikçileri vardır. Bu işbirlikçiler bazen kişiler, bazen gruplar, bazen sivil toplum görüntüsündeki amacı gizlenen yapılanmalar, bazen dinsel görünümlü teşkilatlanmalar vb… şeklinde görülebilir.

Ülkemizde ve İslam alemindeki Batılı ajanlar silindir şapkalı, kara gözlüklü, dedektif tipli değil, sosyal ve toplumsal yapımız içinde değer verdiğimiz bize benzeyen modeller tarzındadır. Kimin neyin adamı, kimin neyin dostu olduğunu ayırabilmek zordur. “Sadece Rabbini büyük tanı." (Müdessir-3) Ayetin gösterdiği gerçek şudur: İnsanlar sadece Rabbini yüceltecek ve onu büyük tanıyacaktır. Rabbimizin dışında diğer insanları yüceltmek ve büyütmek onları ilâhlaştırmaktır. Bağlandığınız kişiler sizden yukarı veya seçilmiş yüce varlıklar değildir. Bu tipler için vahiy, "Allah ile aldatanlar" diyor.

Ülkemizde ve bölgemizde olup bitenlere bir de bu gözle bakalım…

Selam ve dua ile hoşça kalın.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.