banner114

Türk futboluna bizi Avni Aker kazandırdı

KEMAL SERDAR KİMDİR

Kemal Serdar 8 Mayıs 1962 yılında 6 çocuklu bir ailenin 4.çocuğu olarak Trabzon’un Düzköy İlçesi’nde dünyaya geldi. İlkokulu Düzköy’de okudu. Ortaokulu aynı yerde okurken henüz 2.sınıftayken ayrılmak zorunda kaldı.  Düzköyspor’da başlayan futbol hayatı Erdoğduspor’la devam etti. Erdoğduspor’da 1 yıl oynadıktan sonra profesyonel hayata Sebatspor’da merhaba diyen Kemal Serdar sol açık olarak iki yıl burada top oynadı. İki sene boyunca takım kaptanlığı da yapan Kemal Serdar Sebatspor’un ardından 1983-84 sezonunda Trabzonspor’a transfer oldu. Bordo-mavili takıma transfer olduğu ilk yıl şampiyonluk yaşayan isimlerden olan Kemal Serdar’ı da aslında keşfeden isim Ahmet Suat Özyazıcı oldu. Zira Özyazıcı amatörde oynarken takip ettiği Kemal Serdar’ı Trabzonspor’a kazandıran isim oldu aynı zamanda. Ve Trabzonspor’a geldiği ilk senede hiç yedek kalmadan direkt oynayan oyunculardan da birisi oldu Kemal Serdar. Çünkü o Trabzonspor’da uyum sorunu yaşamış ve ilk 11’in düzenli oyuncusu olmayı başarmıştı. Takım içinde konumu yükselen Kemal Serdar uzun yıllar takım kaptanlığını üstlendi. 1994-95 sezonunun sonuna kadar futbol kariyerini Trabzonspor’da sürdürdükten sonra futbola veda etti. Futbola vedasını da 5 Ağustos 1995 tarihinde Dinamo Batum’a karşı oynanan jübile maçıyla yaptı.

1997-98 sezonunda amatör olarak Erdoğduspor’da kısa süreliğine geri döndü.

19 kez Milli takımlara çağrılan Kemal Serdar 2 kez Türkiye U21 ve 10 kez de Türkiye forması olmak üzere toplam 12 kez Milli formayı giydi. Trabzonspor’da 1 kez şampiyonluk, çok sayıda Türkiye Kupası, Cumhurbaşkanlığı Kupası kaldırdı.  Serdar iki kez de yılın futbolcusu seçilme başarısını gösterdi.

Trabzonspor’a Sebatspor’dan transfer olduğu ilk yılında şampiyonluk yaşayan isimlerden birisi Kemal Serdar. O çok uzun boylu olmamasına rağmen sıçrama yeteneği oldukça gelişmiş bir stoper olarak hafızalara kazındı. Evin 4.çocuğu olması sebebiyle forma numarasını da 4 olarak seçen Kemal Serdar ‘Tam bir futbol emekçisi’ olarak tarif edildi. Trabzonspor’la başarıdan başarıya koşan Kemal Serdar çok sayıda şampiyonluğu da takımıyla yaşayan isimlerden. ‘Futbolda çok heyecan yaşamadım ama taşıdığım formanın ağırlığını her zaman hissettim’ sözleri aslında o dönemin sorumluluk bilincini özetliyor.

Geldiği yeri asla unutmayan ancak bir şeyi başarabilmek için de çalışmanın daha da önemlisi azmin önemine vurgu yapan Kemal Serdar, Avni Aker deyince daha farklı bir anlam yüklüyor oraya. “Ben Avni Aker’e farklı bir açıdan bakıyorum. Çünkü orada “Kaptan Kemal” olduk” diyen Kemal Serdar minnet duygularını ifade etmeyi ihmal etmiyor. “Sadece Avni Aker mi... Yavuz Selim... Ahh o sahaların bir dili olsa da konuşsalar. Yavuz Selim’in çamurunda, Avni Aker’in o ambiyansında... Neler yaşadık, ne sevinçlerimiz, ne hüzünlerimiz oldu bizim...Ve onun en önemli özelliklerinden birisi de futbol yaşantısı boyunca sadece bir tek kırmızı kart görmesiydi. Kemal Serdar, o kartı da tatil edilen Beşiktaş maçında yediğini anlatırken, “O zaman da haksızlıklara maruz kalıyorduk. Ama daha fazla susmamız gerekiyordu. Çünkü konuşunca kart görüp takımı yalnız bırakabiliyorduk. Ben o maç hariç hiç kart görmedim” diye anlatıyor.  Futbol hayatının ardından o önce bir süre kendi köyünde adeta inzivaya çekildi. Sonrasında yeniden futbola dönem Kemal Serdar kendi ismiyle açtığı Futbol Okulu’nda yeni gençleri Türk futboluna kazandırmaya başladı. Uzun yıllardır da Kemal Serdar Futbol Okulu ile bu işe devam eden Kemal Serdar bir yandan da yine köyünü, doğduğu yerleri bırakmamakta kararlı...

günebakış: Nasıl bir ailen vardı ve futbolla yolun nasıl kesişti?

Kemal Serdar: Babamı da ben 4 yaşındayken kaybettik. Annemi de kaybedeli 5 yıl oldu. Düzköy’de orta 2.sıfnıfta okurken okuldan ayrılmak zorunda kaldım. Çünkü oradan gelip hem idman yapıp hem futbol oynamak kolay bir iş değildi. İkisini bir arada yürütme şansım olmadığı için okulu bırakmak zorunda kaldım.İlkokulu bitirdikten sonra o zamanın koşullarından dolayı 2 sene ara vermiştim futbola. Süreç içinde o zaman Düzköyspor vardı ve orada da 1 yıl lisanssız oynadım. 15 yaşlarında da 1. Amatör Küme’de oynadım. Söylediğim gibi o zamanlar hem okulu hem futbolu bir arada yürütmek zordu. Düzköy’den gelip gitmek için doğru dürüst araba bile yoktu. Ama çocukken Allah’a şükür maddi olarak da bir sıkıntımız olmadı. Çünkü babam Zonguldak’tan emekliydi ve 18 yaşında maaş aldık. Ama benim buraya gelip çok vakit geçirdiğim zamanlar da oldu. Çünkü futbolun sevgisi vardı bizde.

günebakış: Ailenizin futbolla ilgilenmenize bakış açısı nasıldı o dönem?

Kemal Serdar: Babamı kaybetmiştik ama kimse o konuda bana bir şey söylemedi. “Ben futbolcu olacağım” dedim. Aileden de kimse beni rahatsız etmedi. Annem o dönemlerde, “Oğlum gitme... Ayağına bir şey olur...” Telkinlerinde bulundu ama ben kararlıydım. Çünkü anne de futboldan anlamazdı. Dolayısıyla gittik ve başardık.

günebakış: Düzköy’den sonra...

Kemal Serdar: Düzköyspor’dan sonra Erdoğduspor’a geldim. O dönemler beni gördüler ve beğendiler. Daha sonra Düzköy’e gelip beni aldılar. Ama Erdoğduspor’da fazla oynamadım. Erdoğdu’da 1 yıl oynadıktan sonra 2. sezonu oynamadan Sebatspor’da profesyonel oldum. 2 yıl da orada oynadım ve ilk geldiğim sene de sol açık oynadım. İkinci sene ise kaptanlığını yaptım. İkinci sene sonuna da 1983 yılında da Trabzonspor’a geldim. Ama ben amatörde oynarken Ahmet Suat hoca bizi takip ediyordu. Trabzonspor’a geldiğim ilk yılda da 1983-1984 sezonu şampiyonluğunu Suat hocam ile birlikte yaşadım. Dobi Hasan, Küçük Hasan, Büyük Osman ile birlikte gelip o yıl şampiyonluk yaşamıştık. O yıl hiç yedek beklemeden direk oynadım ve şampiyon olduk.

günebakış: Peki hocam Avni Aker’de ki ilk maçınızı hatırlıyor musunuz? O an neler hissettiniz?

Kemal Serdar: İlk maçım Zonguldakspor maçıydı ve maçı da 3-1 kazanmıştık. Ben yapı itibariyle soğukkanlı bir insanım. Dolayısıyla ilk maçım da olmasına rağmen heyecan yaşamadım... Onun hemen ardından Avrupa kupası maçı oynadık İtalya ekibi İnter ile. Onu da 1-0 kazandık. O şekilde güzel bir başlangıcımız oldu Trabzonspor’da. Trabzonspor’da yedek bile beklemeden 14 yıl oynadım ve 6 yıl kaptanlığını yaptım.

günebakış: Nasıl bir atmosfer vardı, taraftar nasıldı? O zamanın Avni Aker’ine dair neler hatırlıyorsunuz?

Kemal Serdar: Taraftar mükemmeldi ama açıkçası o genç yaşta o ortamları, o ambiyansları algılamak çok zor. Neden zor? Ben heyecan olarak bir şey yaşamadım fakat giyindiğim formanın ağırlığını da biliyorum. Yani onu taşımak da kolay geldi. Ama biz ilk profesyonel tecrübeyi Sebat’ta yaşadık, kaptanlık yaptık. Onun da verdiği bir deneyim tecrübe vardı. Yiyecek ekmeğimiz de vardı demek ki bu günlere geldik. O nedenle ban Avni Aker’e farklı bir açıdan bakıyorum. Çünkü orada “Kaptan Kemal” olduk. Trabzonspor olmasaydı, Avni Aker olmasaydı bizimle kimse gelip de bu şekilde röportaj yapmazdı. O nedenle oranın anısı ben de çok farklı Çünkü Düzköy’den gelip, Trabzon’da amatörde top oynayıp sonrasında Trabzonspor forması giyinmek herkese nasip olmaz.  Bizde de istek ve azim vardı. Zaten o istek ve arzu sizde yoksa bir şey başaramazsınız.

günebakış: Trabzonspor’da ki ilk yılınızda şampiyonluk yaşadınız. Nasıl bir duyguydu? Nasıl bir ruh vardı o zaman oyuncular arasında?

Kemal Serdar: İlk yılımızdaki başarımızı biz inanarak, yüreğimizi ortaya koyarak elde ettik. Bu başarı da Trabzonlu oyuncuların fazla oluşu ve Trabzonlunun “Ben bu işi başaracağım” düşüncesi de etkendi. Çünkü Trabzon insanı “Ben bu işi başaracağım” diyorsa çok fazla deneyimi ve tecrübesi olmasının fazla bir önemi yok. Çünkü her şey sahada bitiyor. Arkadaşlık, paylaşım, birlik ve beraberlik iyi olduktan sonra başaramayacak olduğumuz iş yok.

günebakış: Şampiyon olduğunuz ve sonrasındaki dönemde birçok yaşanmışlıklarınız var. Geriyi dönüp baktığınızda Avni Aker sizin için ne ifade ediyor?

Kemal Serdar: Avni Aker beni Kaptan Kemal yaptı. Avni Aker bizi Türk futboluna kazandırdı. Avni Aker’i anlatacak kelimeler bulmak zordur. Çünkü üzüntümüz de, sevincimiz de, başarımız da orada oldu.  Ama şimdi terk ediyoruz Avni Aker’i... Buna karar verecek olanlar da bizler değiliz... Avni Aker’de ve Yavuz Selim Sahalarında anılarımız var bizim. Ama asıl anılarımız Yavuz Selim’de. O toprakta, o çamurda... Orada biz mücadelemizi verdik ve orası bize Avni Aker’i gösterdi. Doğal olarak da anılarımızın bulunduğu Avni Aker’den ayrılmaz insanı üzüyor. Taraftarın oraya bakış açısı da çok farklı. Avni Aker rakiplerimizin de “Bizim burada maç alma şansımız yok” dediği bir yerdi. Çünkü biz bunları da yaşıyorduk.

günebakış: Rakiplerin kendi yarı sahalarından çıkamadığı ve Trabzonspor ceza sahasına girdiklerinde kendilerini kazanmış gibi gördükleri bir sürece de tanıklık etti Avni Aker...

Kemal Serdar: Trabzonspor’dan korkuları vardı o zamanlar ve Trabzonlu oyuncular vardı hep takımda. Dışarıdan çok nadir oyuncu olurdu. Ancak şimdilerde o yapı kırıldı... Oynayan da oynamayan da para alıyor. Galip gelsen de gelmesen de paranı alıyorsun. Bizim dönemimiz de ise ceza vardı. Aslında bu sistemde oyuncuyu da suçlayamam. Çünkü sözleşmesi öyle yapılmış. Ancak bizim dönemizde böyle bir şey yoktu.

günebakış: Savunma oyuncusu olmanıza rağmen sürpriz golleriniz vardı. Hafızanıza kazınan unutamadığınız bir golünüz var mı?

Kemal Serdar: Hatırlayanlar bilir Galatasaray maçında topukla gol atmıştım ve maçı 1-0 kazanmıştık. Fenerbahçe’ye de gol attık. Ama o zamanlar Trabzonspor farklı bir boyuttaydı. Çok farklı bir takımdık. Taraftarıyla, esnafıyla, memuruyla her ortamda beraberdik şehir içinde. Herkesle, her ortamda oturup muhabbet ediyorduk. Ama şimdi o ortamlar yok. Trabzonspor şehirden kopmuş. Sokakta bir futbolcu göremiyorsunuz. Oyuncu idmanını yapıyor, maçını oynuyor sonra gidip evinde oturuyor. Bizi zamanımızda ise böyle bir şey yoktu. Ben arabamı Erdoğdu’ya çekerdim ve orada esnafla birlikte otururdum. Meydana gider, insanlarla oturup çay içerdim... Şunu da söylüyorum; Ben futbolu bırakalı 20 yıl oldu. Belki ortam farklılaştı onu da bilemem. Futbolcular şu anda taraftarlarla nasıl bir diyalog içindeler onu da bilemem.

günebakış: Avni Aker’deki üzüntüleriniz...

Kemal Serdar: Mağlup olduğumuz zaman sanki dünya başımıza yıkılırdı. Biz mağlup olduğumuzda otel odamızdan inmezdik. Öyle bir disiplin vardı Trabzonspor’da. Yani o zamanki takım içinde ki anlayış, “Yenildik, kimse görmesin bizi. Ben şimdi Erdoğdu’ya nasıl gideceğim?” şeklindeydi. Ancak sonradan içimize yabancı girdiği zaman bu işler kayboldu.

günebakış: Hocam ailenin 4 numaralı çocuğuydunuz, 4 numaralı formayı giyindiniz...

Kemal Serdar: Ben Sebat’tayken sol açık oynadım, santrafor oynadım, libero oynadım. Trabzonspor’a gelince de 4 numara olarak kaldım. Futbolcu kendine ne kadar iyi bakarsa ve sorumluluğunu bilirse sahada karşılığını alır. Ben de futbol yaşantım boyunca bunu yaptım.

günebakış: Taraftarlarla diyaloğunuz hem bireysel olarak hem de takım olarak mükemmeldi... Avni Aker’de gol coşkunuzu ve kazanma sevincinizi de sürekli içlerinde olduğunuz insanlarla paylaşmak da ayrı bir keyif olsa gerek...

Kemal Serdar: Taraftar bizim her şeyimizdi... Onlar bizi her zaman baş tacı yaptılar. Ben her zaman söylüyorum; Trabzonspor taraftarı çok farklıydı. Mağlup olduğumuz zaman bizi ezip üzerimize de geliyorlardı tabi ki. Ama şimdi takım mağlup olunca kimsenin umurunda değil. Takımda Trabzonlu oyuncunun kalmaması da bunda önemli etken. Açıkçası çoğu insan Trabzonlu oyuncuyu da istemiyor. Neden? Kimlerle sen şampiyon oldun? Dışarıdan futbolcu yine alalım. Ona ben asla karşı değilim. Ama binanın temel direkleri ben olacağım. O olmazsa zaten hiçbir yerde başarılı olamazsın. 

günebakış: Sevinçlerinizin, üzüntülerinizin merkeziydi Hüseyin Avni Aker Stadı... Sizin için ne ifade ediyor Avni Aker?

Kemal Serdar: Avni Aker bizim anılarımızın merkezidir. Ağladığımız zamanlar da güldüğümüz zamanlar da oldu. Mesela topukla Galatasaray’a gol attığım maç... Benim ilk yılımdı ve yeni gelmiştim. Tabi Trabzonspor’da yükselişimizi hep Avni Aker’de yaşadık. Sebat’tan gelmişim, Trabzonspor’da başarılı olmuşum ve Milli Takım’a kadar yükselmişim. Biz bunları Avni Aker’de yaşadık. Trabzonspor  formasını giymek de herkese nasip olmaz. Biz şu anda konuşuyorsak Trabzonspor sayesinde konuşuyoruz. Orası bizim için farklı bir yerdi ve özellikle Avni Aker’de yenildiğimiz zaman ki üzüntümüzü tarif edemem. Mesela bizim burada Cagliari ile Avrupa Kupası maçımız vardı. Avni Aker’de 1-1 berabere kaldık. Deplasmanda da 0-0 berabere kalıp elenmiştik. Benim en çok zorlandığım maçlardan biri oydu. Biz burada Barcelona’yı da, Dinamo Kiev’i de, İnter’i de yendik. Bizim burada yenmediğimiz takım yok ki. Benden önce bunları Avni Aker’de yaşayan abilerimiz de var. Dozer Cemiller var, Kadirler var, Ali Kemaller var. Bizden önce yaşayan abilerimiz de var. Onların yaşadıklarının devamını son olarak biz yaşadık. Ama Avni Aker’i biz anlatamayız, anlatma şansımız yok. Şimdi Yavuz Selim’in oradan bakınca Avni Aker’de bizim resimlerimiz asılı olduğunu görüyorduk. Onları hatırladığımız zaman duygulanıyorsunuz ancak tekrar geri dönme şansınız yok. Şimdi gençlere bunu anlatamıyorsunuz.

günebakış: Avni Aker’de birçok anınız vardır?

Kemal Serdar: Ben buradaki Beşiktaş maçına çok üzüldüm. 3-2’lik maçtı. Hakem Erman Toroğlu’ydu ve taşkınlıklar nedeniyle maç tatil edilmişti. Benim en çok üzüldüğümüz maçlardan biri oydu. Çünkü yapacak bir şeyiniz yok. Çünkü aynısı bize yapılırdı. Biz de eski hakemlerle beraber bunları çok yaşadık. Çok haksızlıklara uğradık. O maçta ben kırmızı kart gördüm. Ofsayt pozisyonu vardı ama yan hakem devam ettirdi. Sonrasında da golü yedik. Ben de yan hakemle tartıştım ve kırmızı kart gördüm. Bizi üzen olaylar da vardı ama biz konuşamazdık. Konuştuğun zaman kart yiyorsun ve olay farklı boyutlara gidiyordu. Onun için mecburen hep alttan alırdık. Futbol hayatımda da 1 kere kırmızı kart gördüm. O konuda hocalarım beni çok takdir ederdi. Çünkü hakemle hiçbir zaman tartıştığım pozisyonlar olmazdı. Tartışmam sonuçta yine onun dediği olacaktı. Tartışsam, takımımı sahada eksik bırakacağım. O nedenle bu tarz olaylardan zorunlu olarak uzak durduk. Ama haksızlığa uğrayıp çok sıkıntılar yaşadık bu anlamda. Dediğim gibi o Beşiktaş maçında çok üzülmüştüm. Maçtan sonra da bizi ekmek arabası içine koyup götürdüler. Stattan çıkamamıştık biz de. Taraftar bir şey yapar diye bize de gizli gizli ekmek arabasına bindirerek stattan çıkartmışlardı. Biz bunu da yaşadık Avni Aker’de. Dediğim gibi Avni Aker’de birçok sevinçli günlerimiz olduğu gibi üzüldüğümüz günler de oldu.

günebakış: Hakemlerin tavrı ve tutumu Avni Aker’de de aynı mıydı?

Kemal Serdar: Avni Aker’de oynarken bile aynı durumları yaşadık. Büyük maçlarda sıkıntı yaşardık. Ama o takım güçlü bir takımdı ve o takımla kimse uğraşamazdı. O takımın kalesine yarım saat top gelmezdi. Galatasaray’ı 3-0 yendiğimiz maç vardı. O maçta kalemize top gelmedi. O dönemlerde bir anlamda iyi oynayarak hakemleri de yenerdik biz. Biz yeri geldiği zaman savunmayı ceza sahası yayının önünde kurardık. İçeri girmezdik çünkü hakem penaltı verirdi. Yani biz böyle tedirgin hallerde de olduk. Bizim zamanımızda hakemler tarafından çok daha fazla ezilirdik. Şimdi hakemler geçmişe nazaran daha iyi. Yeri gelirdi sahaya çıkıp top oynamak istemezdik. Öyle süreçleri de yaşadık hakemler yüzünden.

günebakış: Son şampiyonluğun kupasını kaldırdınız...

Kemal Serdar: Evet... O yıl benim Trabzonspor’da ki ilk yılımdı. Sebat’tan gelip Trabzonspor’da şampiyonluk yaşamak her futbolcuya nasip olmaz. Bu Küçük Hasan’a, Dobi Hasan’a, bana nasip oldu. Geldik ve o formayı bize veren hocayı da mahcup etmedik. Bize güven duyulunca biz çok daha rahat olduk sahada. O günleri yaşadık Trabzonspor’da ama bunu da herkes kolay kolay yaşayamaz. Ama bu günleri Trabzonspor yaşattı, Avni Aker yaşattı ve Avni Aker’in biz de bir anısı var. Resimleri açtığımız Avni Aker’e bakıyoruz. Burada başka bir stat yok. Biz tabi ki yıkılmasını istemeyiz ama yıkıldıktan sonra da yapacak bir şey yok.

günebakış: Gerek hocalarınız, gerekse arkadaşlarınız ile ilişkileriniz nasıldı?

Kemal Serdar: Ben hocalarımın hepsinden memnunum. Şenol hoca da hocalığımı yaptı, kaptanlığımı yaptı. Beraber şampiyonluk da yaşadık onunla. Benim futbolda kimseyle bir sorunum olmadı. Hocalarım ile saygılı bir şekilde çalıştım, arkadaşlarım ile de hep iyi ilişkiler içinde oldum. Şu anda futbol okulumuzda olan öğrencilerimizin velileriyle de o dönemlerden kalan sevgi-saygımız devam ediyor. Biz Trabzonspor’a çok şeyler verdik. Ben kendi şahsım ve tüm arkadaşlarım ile beraber Trabzonspor’a çok şeyler verdik. Ama biz burada başarılı olduk. Trabzonspor’da belli bir yere geldik, Trabzonspor’da kaptan Kemal olduk. Onun için Trabzonspor benim her zaman başımın üstündedir. Onun üstüne kimseyi de çıkarmayacaksın. Çıkarttığın zaman kaybedersin.

günebakış: Avni Aker’e çıkmak, orada oynamak nasıl bir duyguydu?

Kemal Serdar: O dönemlerde Avni Aker’in çimlerine çıkmak ayrı duyguydu. O zaman ki Trabzon Lisesi’nin sahasını bilenler iyi hatırlar. Orası hep topraktı. Orada çift kale yapardık sonra Avni Aker’e maça giderdik. Öyle şampiyon olduk biz. Avni Aker yıkılabilir ama biz asıl çamuru Yavuz Selim Sahası’nda yoğurduk. Kademe kademe oradan yukarı çıktık biz. Ama Avni Aker’in oradan geçerken bile insan duygulanıyor. Oranın bizde anısı var. Trabzonspor gerçekten anlatılmaz. Ben hiçbir yere gitmek istemedim buradan ve 14 yıl Trabzonspor’un formasını giyindim. Beni Galatasaray da, Beşiktaş da Fenerbahçe de istedi ama ben gitmedim. Ben Trabzon’a hizmet ettim. Onu da bu insanlar görüyor, biliyorlar. Bana da o yetiyor.

günebakış: Futbolculuğuz döneminde baskı hissettiniz mi?

Kemal Serdar: Yeri geldiğinde taraftarın da çok baskısı oldu bize ama o kadar da fazla değildi. Çünkü başarı vardı o zaman. Şimdi ise mağlup olunca kimsenin umurunda değil. Ben ise puan kaybı yaşadığımız maçın ardından arabamla meydana giderken müziği bile açamazdım. İnsanlar, “Haçka’dan gelmiş burada müzik açıyor” demesinler diye müzik bile açmazdım. Deplasmanda bile yenildiğimizde otelde odadan çıkmazdık, utanırdık. Düşünceye bakın. Trabzonspor bu düşünceler ile şampiyon oldu. Ben futbolu bıraktığım zaman da “Trabzonspor bundan sonra zor şampiyon olur” dedim. Çünkü bu kafa ile olmaz. Sen kendi çocuğuna, kendi değerlerine sahip çıkmadığın zaman başarılı olamazsın.  

günebakış: Avni Aker’de  o dönemlerde rakip oyuncular ile diyaloglarınız nasıldı?

Kemal Serdar: O dönemlerde sahaya çıktığımızda seremoni de rakip oyuncuların, “Fazla atmayın bize” şeklinde diyaloglarına maruz kalırdık. Rıdvan Dilmen de canlı yayında, “Biz Trabzon’a gittiğimiz zaman bırakın gol atmayı, ceza sahasına gidemezdik. Yeter ki fazla gol yemeyelim düşüncesindeydik” dedi. Rıdvan, Milli Takım’da beraber top oynadığım arkadaşım, kardeşim sonuçta. Çok iyi arkadaşlıklarımız vardır. Bunu bugün de Rıdvan’a sorabilirsiniz. O dönemlerde ceza sahamıza girdiler mi başarı sayarlardı onu. Burada Galatasaray’ı 3-0 yendiğimiz bir maçta 35-40 dakika kalemize gelemediler. Şenol hoca, “Atın bana top da ısınayım” diyordu. Trabzonspor öyle bir takımdı. Ona rağmen maddi olarak kazancımız sınırlıydı. Deyim yerindeyse yarısını cebinden verirdin o dönemlerde. Ben şampiyonluk yaşadım ve o dönemde 2 yıl 1 daire karşılığında oynadım Trabzonspor’da. O süreçte de maaş ile geçindim. Şimdi sohbet olduğunda ve bunları anlattığımda insanlar gülüyor.

Anahtar Kelimeler:
Avni AkerKemal Serdar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner108