banner114

Trabzon’un bir şeye ihtiyacı yok sadece doğru kurgulayacaksınız

SAMET AYBABA KİMDİR?

Samet Aybaba 3 Eylül 1955 yılında 4 çocuklu bir ailenin oğlu olarak Osmaniye’de dünyaya geldi. Futbolculuk kariyerine 1975-76 sezonunda İskenderunspor’la başlayan Aybaba çıktığı 36 maçta 1 gol kaydetti. 1977-78 sezonunda Beşiktaş’a transfer olan Samet Aybaba, Beşiktaş’ta orta saha ve defansta yer aldı. 11 yıl Beşiktaş’ın formasını giyindi, 7 yıl kaptanlık yaptı. 334 lig maçında 7 gol atan Samet Aybaba, 1988 yılının Temmuz ayında jübile yaparak futbolu bıraktı. Samet Aybaba Beşiktaş'ta 2 Lig, 1 Cumhurbaşkanlığı, 3 Başbakanlık, 2 TSYD Kupası Şampiyonluğu yaşadı.

Futbolu bıraktıktan sonra teknik direktör olmayı tercih eden Samet Aybaba, Ankaragücü, Gençlerbirliği, Gaziantepspor gibi kulüplerde oldukça başarılı sonuçlar aldı. Gençlerbirliği, Samet Aybaba döneminde, Türkiye Kupası'nı tarihinde ikinci kez müzesine götürdü. 2002-2004 yılları arasında Trabzonspor'da görev aldı. Trabzonspor'u ilk yılında Türkiye Kupası şampiyonu yaptı. Samet Aybaba, 2006 yılının başlarında tekrar Gaziantepspor'un teknik direktörlüğüne getirildi. 2007-08 sezonunun 10. haftasında Bursaspor'la anlaştı. Ertesi sezonun yine 10. haftasında 4 Kasım 2008 tarihinde Bursaspor'daki görevini bıraktı. Tecrübeli teknik adam aynı sezon içinde Gençlerbirliği'nin başına geçti, zor bir sezonun ardından yönetimle karşılıklı el sıkışarak görevinden ayrıldı. 7 Ekim 2010 tarihinde İzmir ekibi Bucaspor ile 1+1 yıllık antlaşma imzaladı. Bu görevini Mart 2011'e kadar sürdürdükten sonra kötü gidişatın sonucunda istifa ettiğini açıkladı. Aybaba, teknik direktörlük kariyerinde Ankaragücü, Gençlerbirliği ve Trabzonspor ile 3 kez Türkiye Kupası finali; Gençlerbirliği ve Trabzonspor ile 2 kez Türkiye Kupası şampiyonluğu ve Ankaragücü ile de 1 kez Başbakanlık Kupası'nı almıştır.

2012-2013 sezonunda Beşiktaş futbol kulübünün teknik direktörlüğüne getirildi. Beşiktaş o sene ligi 3. olarak bitirdi. 20 Mayıs 2013 tarihinde istifa ederek ayrıldı.

2013-2014 sezonunda Antalyaspor teknik direktörü oldu. 10 Mart 2014 tarihinde Çaykur Rizespor’la yollarını ayırdı.

2014 yılında Adana Demirspor Sportif Direktörlüğü görevini üstlendi. 27 Haz 2015tarihinde görevinden ayrıldı. 2015-16 Eskişehirspor, 2017-18 Sivasspor ve son olarak 2018-19 Bursaspor’u çalıştırdıktan sonra bu takımla da yollarını ayırdı.

Samet Aybaba, iki çocuk babasıdır.

***

Akdeniz’den Karadeniz’e gelen bir esinti gibiydi Samet Aybaba Trabzonspor’un üzerinde… 2002-2004 yılları arasında görev yaptığı Trabzonspor’da ilk yılını kupayla kapatan Samet Aybaba şehri, şehir de onu çok sevmişti. Kolay değildi Trabzon gibi futbolun beşiği bir şehre geleceksiniz, üstelik de üst üste şampiyonluklar yaşamış, efsaneler çıkarmış bir takımın teknik direktörü olacaksınız. Ancak Samet Aybaba da tıpkı Trabzon’un o mahalle aralarından çıkan kendi çocukları gibi, doğup büyüdüğü Osmaniye’de futbolla büyümüş bir isimdi. Akdeniz meyvesi turunçla top oynanır mı hiç? Onlar oynardı, yeter ki ellerinde topa benzeyen bir nesne olsun… Bazı çocuklar gazete kağıdını top haline getirerek oynamıyor mu günümüzde…

Ailesi İskenderun’a taşınınca futbol açısından daha elverişli olduğunu düşündüğü bu şehirde futbolun altyapısıyla tanıştı Samet Aybaba… İskenderun altyapısı ve A Takım’a yükselme… 4 yıllık bir serüvenin ardından Beşiktaş’a transfer olan Samet Aybaba yaklaşık 7 yıl kaptanlık olmak üzere 11 yıl Beşiktaş’ın formasını terletti. Futbol hayatını noktaladıktan sonra da teknik direktörlüğü tercih eden Samet Aybaba’nın yolu 2002-2004 yılları arasında da Trabzon’dan geçti. Zor bir dönemde özellikle kadro anlamında kısıtlı bir dönemde göreve gelen Aybaba önce Trabzon’un kendi evlatlarını toparladı ardından da kendi deyimiyle de keyif veren bir takım haline getirdi. Güzel günler geçirdi Trabzon’da Aybaba…

günebakış: Bize çocukluğunuzu, ailenizi anlatır mısınız?

Samet Aybaba: Aslen Osmaniyeliyim. Rahmetli babam Adanalı, annem de İstanbul’dan gelin gelmişti. Mütevazi bir ailenin çocuğuyum ve 4 kardeşiz. Sonra büyük ablamız vardı o rahmetli olunca annem onun acısına dayanamadı ve biz İskenderun’a göç ettik. Benim hayatım da orada değişti. Osmaniye’de oturduğumuz dönemlerde turunç ile top oynardık sokaklarda. O zaman oralarda her yer arsaydı ve futbol oynamak için de elverişliydi. İskenderun ise Osmaniye’ye oranla çok daha gelişmiş bir yerdi ve orada mahalle aralarında daha farklı futbol oyunları oynardık. Futbolun altyapısıyla orada, İskenderun’da tanıştım. Mahalle arasında görüp İskenderunspor altyapısına çağırdılar beni. Altyapıda maç yaptık ve beni orada takıma seçtiler. Orada futbola başladım ve orada A Takım’a kadar çıktım. O zaman da İskenderunspor 2. Lig’de mücadele ediyordu. Profesyonel olarak 4 yıl oynadım orada ve çok güzel güler geçirdim. Daha sonra da oradan Beşiktaş’a transfer oldum ve orada da 11 yıl oynadım. 6-7 yıl da kaptanlığını yaptım Beşiktaş’ın… Futbol hayatımız bitince de her futbol eskisinin olduğu gibi biz de kurslara gittik ve teknik direktörlüğe başladık.

günebakış:  Beşiktaş’ta bir çok kupa kaldırdınız ve o süreç içinde Avni Aker Stadı’na bir çok geldiniz. O dönemler Avni Aker sizin için ne ifade ediyordu?

Samet Aybaba: Biliyorsunuz o zamanlar Avni Aker futbolun kabusuydu. Dışarıdan gelen takımlar için kabustu. Kötü anlamda değil ama futbol anlamında kabustu. Saha içindeki takım çok değişik bir takımdı, baskı kuruyordu. Saha dışındaki insanlar da futboldan anlayan bir topluluktu ve onlar da bir baskı kuruyordu. Yani Trabzon’a, Avni Aker’e gitmek, oradan galip geleceğiz diye dönmek çok zordu. Dışarıdan gelen her takım gibi biz de oradan çok çekiniyorduk yani. Söylediğim gibi saha içi performansları çok üst düzeydi. Futbol şehri ve herkes futbolu biliyor. O baskı ve Avni Aker oynama arzusu uyandırıyordu. Çok güzel günlerimiz geçti. Şimdi dönüp baktığımızda bir çok kez Avni Aker’e çıktık. Trabzonspor’dan gelen arkadaşlarımızla da Avni Aker’e çıktık. Ali Kemal, Serdar da bizim takıma gelmişti. Orası gerçekten bir mabetti… Bakalım yeni stat bakalım nasıl olacak. Ancak o eski anılar, hatıların, insanların yaşadıkları, düşündükleri hiçbir zaman unutulmaz. Keşke Avnie Aker ismi yeni stada taşınabilseydi. Ben, ülkesine, şehrine hizmet etmiş değerli insanların isimlerinin böyle tesislere verilmesinden yanayım. Ben Arena ismi bizimle hiç alakası olmayan Romalılardan kalma çok değişik bir isim. Bizim bu isimlere çok dikkat etmemiz lazım. Bunu yapmadığımızda değerlerimizden uzaklaşıyoruz. Avni Aker’i bilmeyen, yaşamayan yok…

O dönemlerde bizim Beşiktaş takımı da çok koşan, mücadele eden, takımdaşlığı belli bir düzeye ulaşmış iyi bir takımdı. Biz orada başarılı sonuçlar da almıştık.

günebakış: Sizin oynadığınız dönemde Avni Aker’in fiziki şartları nasıldı?

Samet Aybaba: Her anlamda fiziki şartları çok kötüydü. Küçücük bir tünel vardı oradan sahaya çıkardı. Ama o kadar küçüktü ki zor bir şekilde sahaya çıkardık. Bir kişi zor yürürdü oradan. Ama biz hep futbola bakardık. Trabzon acayip bir futbol şehriydi, iyi futbol oynayan bir takımı vardı. Biz de onları baz alıyorduk. O zamanlar Türkiye’nin her yerinde tesisler kötüydü. İnönü Stadı’nda bile bileğimize kadar çamurun içindeydik. O zamanın koşulları öyleydi. Ancak tabi ki imkanları, tesisleri yenilemek, geliştirmek lazım. Ama futboldan, futbolun değerlerinden uzaklaşarak değil. Hep onun içinde kalarak geliştirmek lazım. Biz hızlı gelişimi, değişimi çok farklı yerlere getirmeye çalışıyoruz. Bu da doğru değil. Örf, adet, geleneklerimiz, sevdiklerimiz ve anılarımızda kalanlarla birlikte futbolu devam ettirmemiz lazım. Bizim birinci özelliğimizin bu olması lazım. Onlar olmazsa efsane özelliğinizi kaybedersiniz…

günebakış: Avni Aker’de unutamadığımız maçınız var mı?

Samet Aybaba: Özellikle şampiyonluk senesinde orada 3-1’lik bir maçımız yarıda kalmıştı. Hakem de Erman Toroğlu’ydu.. O maçta baya sorunlar çıkmıştı. Ben takım kaptanı olarak Erman hocaya 1-2 kez gidip, “Hocam burada sıkıntı var. Ne yapacaksan yap” dedim. O da, “Benim olduğum yerde maç iptal olmaz” dedi ama 5 dakika sonra maçı iptal etti. Onun öncesinde 1-2 kez maçı durdurdu ama sonra devam ettirmişti. Sonra yan hakemin olduğu yere bir şey atılmıştı ve maçı tatil etti. Yoksa Trabzon, dışarıdan gelen insanların bakışında bir futbol şehri. İnsan içine girince daha iyi anlıyor. Ben Trabzonspor’a teknik direktör olduktan sonra daha iyi anladım. Trabzon’da Trabzonspor Teknik Direktörü her şeyden önce geliyor. Şehri yönetenlerin de önünde gibi. O itibarı görüyor en azından. İşini doğru yaparsa, oradaki insanlarla diyalogunu kurarsa ki değişik bir yer Trabzon… Birini sevdi mi seviyor, sevmedi mide ne yaparsan yap sevdiremezsin yani. Çok değişik bir yer.

günebakış: Teknik adam olarak Trabzonspor ile yonunuz Özkan Sümer’ın başkanlığı döneminde kesişti. Nasıl gelişti süreç?

Samet Aybaba: Biz çok zor koşullarda geldik Trabzonspor’a… Özkan hoca başkan olmuştu ve ilk görüşmemde “Sametçiğim gel birlikte çalışalım” dedi. Ben de hiç tereddüt etmedim o zaman. O zaman Trabzonspor’un durumu da kötüydü. 1 yıl önce son maçlarda kümede kalmıştı. “Biz ne yapabiliriz” diye oturduk ve bir planlama yaptık. “Trabzon’dan uzaklaşmış değerleri bir araya getirelim, altyapıya önem verelim” dedik. Çünkü Trabzonspor’un ekonomisi çok kötüydü o dönemde. “Dışarıdan birkaç tane oyuncu transfer edelim, var olan takımın performansını yükseltelim ve öyle başlayalım” diye düşündük. Gerçekten de öyle oldu. “Futbolu ön plana çıkartalım” dedik. Gerçekten o da öyle oldu. Futbolun en çok ön plana çıktığı yıllardan biri olmuştur o dönem. O kadar kısıtlı imkanlar, kısıtlı oyuncu kadrosu ama içinde daha çok futbol oynama isteği ve daha çok sevgi dolu bir sistem oluşturduk. Çok zor günler geçirdik. Ben Temmuz ayındı mukavele imzalamıştım ve yanılmıyorsam 5-6 ay sonra çok düşük bir para almıştım. O zaman imkanlar kısıtlıydı ama arkadaşları inandırdık, şehirde bizi sevdi…

günebakış: Zor şartlarda göreve geldiniz ve kadro yapısı da üst düzey değildi…

Samet Aybaba: O zaman Antalyaspor küme düşmüştü ve Hüseyin’i almıştık oradan. Selahattin’i almıştık, Muzaffer’i almıştık, Fatih’i tekrar Antep’ten ben geri aldım. Erdinç’i aldık Kayserispor’dan, Tayfun vardı… Onları toparladık ve bir altyapı, Trabzon’dan gitmiş, geri dönecek oyuncu tipleri ve var olan oyuncuların kalitesi belliydi. O zaman Gökdeniz’in kalitesi belliydi ama daha da yükseldi temposu. Aurelio vardı, Somers vardı ve öyle bir takım oluşturduk… Baya da keyif veren bir takım olduk. Zaten hedefimiz de oydu. O sene kupa şampiyonu olmak nasip oldu bize. O yeniden yükselişin de bir başlangıcıydı. Hatta o zamanlar bir televizyon programına katıldığımda, “Hedefiniz nedir? dendiğinde “Uyuyan devi uyandırmaya geldim” demiştim. O baya gündem olmuştu o dönemdi. Hiç unutamadığım bir şey var mesela o dönemde. Bir gün arabayla tesislere gidiyorum. Baktım yol kapalı ve yolun ortasında kum var. Arabayı park ettik ve yanından patika gibi bir yerden geçip tesislere gittim. Tesislere gidince, “Hayırdır, ne oldu?” diyince “Alacağı var adamın vermiyorlar” dediler… Çok zor dönemdi o dönemler ve sıkıntı oluyor du tabi… Büyük takım antrenörüsünüz bir yerde. Ne kadar bütçesi küçük, oyuncusu çok üst düzey olmasa da insanlara anlatamazsınız tabi. Düşünün 4 ay sonra biz Özkan hoca ile bazı sorunlar var diye görüştük. O da, “Biz seni bunları çözesin diye getirdik Samet…” dedi. Aramız çok iyiydi Özkan hoca ile. Bana göre Özkan hoca başkan olarak Trabzonspor’un yeniden dirilişinin de mimarıdır. Biz de teknik adam olarak elimizden ne geliyorsa yapmaya çalıştık…

günebakış: O zorluklar altında Gençlerbirliği ile kupa finali oynadınız ve Türkiye Kupası’nı Trabzon’a getirdiniz…

Samet Aybaba: Gençlerbirliği şampanyaları bile hazırlamıştı. Şampanya içeceklerdi, kutlama yapacaklardı maçtan sonra. O maç öncesinde motivasyon arttırıcı şeyleri çok yaptık. Odalara kupa resimleri koyduk. Televizyonları açınca ekrana sürekli kupa çıkıyordu. Oyuncular da çok istekliydi. Karşı takımın oyun yapısı ile ilgili olarak da iyi çalışmıştık. İnanılmaz bir maç oldu bizim lehimize ve çok iyi bir mücadele ortaya koyduk. Belki de 8-10 gol atabileceğimiz bir maçtı ama 3-1 bitti… Kupayı alıp Trabzon’a gelince coşkulu bir şekilde karşılandık. Trabzon doymuş bir yer tabi. Bir sürü şampiyonluk gören bir şehir olduğu için kupa biraz hafif geldi ama coşkulu bir şekilde karşılandık ve insanlar coşkuyla kutladı kupa şampiyonluğunu…

Tabi kupayı almanın keyfi, bir şeyi yeniden diriltmenin keyfi çok farklı bir şey. Var olan bir şeyin üzerine koyduğunuz çok fark edilmez. Ama hiç olmayan bir şeyin üzerine yaptığınız her şey çok fark edilir. O nedenle o günün koşullarında başta Özkan hoca olmak üzere, yöneticiler, biz, medya… O zaman onlar bize çok sahip çıktı. Oturuyorduk ve her şeyi tartışıyorduk. Sonra Trabzonspor çok gelişti biliyorsunuz. Ekonomisi büyüdü, her anlamda yukarıya çıktı. Ama futbol anlamında hala istediği başarıyı yakalamış değil. İnşallah onu da en kısa sürede yakalar.  

günebakış: Sıkıntılı bir dönem de görev yaptınız ama kupa alarak Trabzonspor’dan ayrıldınız. Trabzon, Trabzonspor diyence neler hissediyorsunuz?

Samet Aybaba: Acayip keyifli 1.5 sene... O sıkıntılı döneme rağmen hayatının en keyifli günlerini ben Trabzonspor’da geçirdim. Trabzon’da görev yapan antrenörlere sorun, “Aman… Aman… Trabzon’da antrenörlük çok zor. Herkes teknik direktör” derler. Daha iyi. Çünkü ben en iyisiyim diye düşünüyorum. Şöyle düşünürüm ben: Ben futbolu biliyorsam o zaman çevrenle, taraftarlarla veya futbolu bilenlerle ne gibi bir sorunum olabilir ki? Onlar da biliyor. Sen de beliyorsun… Oyuncu değişikliğinde çok enteresan şeyler olurdu. Mesela İstanbulspor ile İstanbul’da maçımız vardı. Karel D’Haene diye bir stoperimiz vardı. Çok iyi oynadığı maçın 15. dakikalarında bir anda sapsarı oldu. Doktora, “Bak bakalım bir şey var herhalde” dedim. O da gitti, baktı, “Bir şey yok” dedi. Ama 3-4 dakika sonra düştü sahada. Doktor tekrar yarına gitti, geldi ve “Hocam değiştirelim” dedi. Statta da 10 bin seyirci vardı ve hepsi de Trabzonsporluydu. Stat ful doluydu. Seyirce başladı ıslıklamaya. Ben biliyorum çünkü, hissederdim. Değiştireceğiniz oyuncu için tribünden ıslık varsa ‘Yanlış yapıyorsunuz’ demektir. Ben de oyuncunun durumu öyle olunca, kulübeye “Değiştirin” derken, tribünler büyük bir tepki başladı. Bahattin Güneş de o dönem benim yardımcımdı. Durum öyle olunca Bahattin’e, “Bundan sonra eline karton alacaksın ve ‘D’Haene hastalandı’ yazıp her iki tarafa da göstereceksin” dedim. Millet bilmiyor ya oyuncunun niye değiştiğini…

Futbolu bilen insanların olduğu bir şekilde Teknik Direktör olmak en keyifli şeydir. Ancak onlardan daha önce hareket edeceksin, onlardan önce hamle yapacaksın. Onların düşündüğünü daha önce düşüneceksin. Ben çok mutluydum Trabzonspor’da. Antrenman bitirdi balıklar gelirdi, mangalı yakardık…

Keyifli bir dönemimiz oldu. Sonrasında o süreci bu kadar keyifli anlatmak da güzel bir şey. Hiçbir sıkıntım olmadı Trabzonspor’da.

günebakış: Taraftarlar ile ilişkileriniz nasıldı?

Samet Aybaba: Taraftarlar ile hiç sorun yaşamadım. Belki de benim şansımıdır nedir? Veya insanlar o günün koşullarını, kulübün koşullarını biliyordu… Trabzon insanı oyuncuyu da iyi tanır. Ne yapacağını bilir. Yani bir oyuncunun kalitesini, ne verip veremeyeceğini bilir. Onun için bizim dönemimiz sanki özel bir dönemdi. Ben protesto diye bir şey hatırlamıyorum hiç. 1.5 sene içerisinde hiç protesto duymadım ben. Şöyle düşünüyordum ben o zaman; İnsanlar bu kısıtlı koşullarda bir şeylerin nasıl iyi yapılacağını gördü veya hoşuna gitti. Tabiî ki kırgınlıklar, kızgınlıklar olacak gayet doğal. Mesela bir ara Gökdeniz’i eğitmek için çok mücadele ettik. Çok da iyi bir çocuktu. Bana göre Avrupa’daki en başarılı Türk oyuncusu o… Ben kendi evlatlarımızın ön plana çıkmasını da çok severim. Neden severim? Onun katıldığı her yere ailesi katılıyor, sevenleri katılıyor, şehir katılıyor. Onun duaları, onların istekleri, onların coşkuları yansıyor. Yani bir sistemi tamamen yabancı oyuncuya dayalı tutarsanız o zaman ne oluyor? Bu duygular eksik kalıyor. İnsanların bu duygulardan uzak olduğu dönem geldiğinde de başarı gelmiyor bana göre. Onun için hep bunları da bir arada tutmak lazım. Trabzon bunların en iyi örneklerinden biri olabilir. Bütün başarıları kendi yöresindeki oyuncularıyla yakalamış. Gelişen şeylere ayak uyduracaksın ama sisteminden vazgeçmeyeceksin. Trabzon bundan uzaklaştıkça ekonomik anlamda da sorunları artar. Başarı anlamında da bir şeyin gelmediğini anlamış olması lazım insanların. Ben Trabzonspor’un daha çok Karadeniz bölgesindeki oyunculardan iskelet kadro oluşturmasını ve onun üzerine çok kaliteli 4-5 oyuncuyla bu işi götürebileceğine inanıyorum. Trabzon’un bir şeye ihtiyacı yok ki. Orası futbol şehri zaten. Doğru kurgulayacaksanız. 10 tane 15 tane yabancı alırsanız Trabzonspor’da başarılı olamazsınız.

günebakış: Avni Aker’de unutamadığınız ilginç anınız oldu mu?

Samet Aybaba: Oumar Dieng diye bir stoperimiz vardı. Fenerbahçe ile Avni Aker’de maç oynuyorduk ve sarı kartı olmasına rağmen Hooijdonk’u santrada tuttu ve atıldı oyundan. Ondan 2 dakika önce bir pozisyon olmuştu ve ben de hakeme, “İki taraf eşit davran. Kart gösteriyorsun, ona da göster…” dedim ve bana ters ters bakmıştı. Sonra benim tam önümde bir pozisyon daha oldu ve oyuncu aynı hareketi yaptı. Hakem sarı kart göstermedi. Ben de geldim, “Hocam niye böyle yapıyorsun? Demin bizim oyuncuyu attın ama buna göstermiyorsun” dedim. O da, “Seni de attım” dedi bana. Bunun üzerine, “Hocam ben ne dedim ki sana” diyince, “Çık dışarı. Seni de attım” dedi.  Ben de çıkarken tünele doğru gidiyordum. O sırada Oumar da orada duruyormuş. Bizim malzemecilerle, masörler de oradaymış ve “Kaç hoca geliyor” demişler ona. O da gülüyormuş. Ben orada gidip, onu orada görünce “Lan senin yüzünden atıldık” dedim ve ona daldım orada.. Maçtan sonra ise “Hoca bana çok büyük atıp etti” diye açıklama yapmıştı. Ertesi gün de geldi elimi öptü ve sarıldı bana. “Sen benim babamsın. Baba evladına her şeyi söyler” demişti. Orada çok güzel anılarımız olmuştu. Orası önemli bir stat. Onun için değerleri korumamız lazım.

günebakış: Trabzonspor’un iyi gittiği bir dönemde istifa ettiniz…

Samet Aybaba: Bıraktığımda biliyorsunuz Özkan hoca istifa etmişti ve kongre süreci başlayacaktı. O dönemde de bizim takım lig ikincisiydi. 5-6 tane yönetici arkadaş kalmıştı orada. Onlarda benimle biraz sorun çıkarttılar. Öyle olunca bizde bıraktık. Benden sonra Ziya hoca geldi. O da hazır takımın üzerine katarak devam etti. Trabzonspor ondan sonraki sezon neredeyse şampiyon oluyordu.

günebakış: Sayın Hocam teşekkür ederiz.

Samet Aybaba: Ben teşekkür ederim.

Anahtar Kelimeler:
TrabzonsporSamet Aybaba
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner108