Toplumu algılarla aldatmamalıyız...

ÇALIŞMA ve sosyal Güvenlik Bakanlığı Eski Müsteşar Yardımcısı Mazhar Yıldırımhan Büyükşehir Belediye Başkan Aday Adaylığı konusunda açıklamalarda bulundu. Günebakış’ın insan, siyaset, şehir ve ilke eksenli sorularını cevaplandıran Yıldırımhan önemli mesajlar verdi. İlkelerini; samimiyet, hakkaniyet, muhabbet ve ortak akıl olarak nitelendiren Yıldırımhan, “Toplumu algılarla aldatmamak temel ilkelerimden biridir.” dedi.

GÜNEBAKIŞ: Uzun süredir bürokrasiyle birlikte aktif siyaseti de takip ediyorsunuz. Biraz kendinizden bahseder misiniz?

YILDIRIMHAN:  Bizim temel felsefemiz ve yetişme tarzımız insanlara bulunduğumuz her ortamda faydalı olmak ve hizmet etmektir. Üstlendiğimiz sorumlulukları Allah’a şükür hep alnımızın akıyla yerine getirmeye çalıştık. Kişisel hırslarımızın peşinde koşmadık. Tevdi edilen her görevi büyük bir sorumluluk ve vebal anlayışı olarak gördük ve bu anlayışa uygun davrandık. Asla insanlara sırt dönmedik, inandığımız davaya ihanet etmedik, lidere sadakatsizlik yapmadık. Ömrümüzün hiçbir döneminde FETÖ ile yolumuz kesişmedi, çıkar grupları ile iş birliğimiz olmadı. FETÖ bize ağır bedel ödetmiş olsa da bizi siyaseten linç etmek istemiş olsa da hiçbir zaman onlara boyun eğmedik, meyletmedik, iş birliği yapmadık. Bu örgütün kimleri manipüle ettiğini, kimlerle iş birliği yaptığını, kimleri ByLock uygulamasının içine dâhil ettiğini gördükçe bu siyasi linçin boyutlarını daha iyi anlıyorum.

GÜNEBAKIŞ: Görev anlayışınız konusunda neler söyleyeceksiniz?

YILDIRIMHAN: Bizim tek bir derdimiz var. Şu kısacık ömürde insanımıza faydalı olmak, hayırlı hizmetlerde bulunmak ve insanımızın hayır duasını almaktır. Biz inanıyoruz ki Allah’ın rızasını kazanmanın en önemli yollarından biri başkalarına faydalı olmak, kalıcı hizmet yapmaktır. Ömrümüz ihtiraslarımızı besleyecek kadar uzun değil. Onun için bizler bir hırsın ve beklentinin peşinde koşarak bir göreve talip olmayız. Bunca birikime, tecrübeye, milletimizin fedakârlıkları ile devletimizin bize sağladığı imkânlara bigâne kalmayı, kendi konforumuzu düşünmeyi halkımıza büyük haksızlık sayarım. O nedenle bize düşecek bir görev çileli, meşakkatli de olsa asla kayıtsız kalmayız.

Bizim büyüklerimizden gördüğümüz ve hayat boyu ilke edindiğimiz bir düsturumuz var: Biz bir görevi ısrarla istemeyiz. Yapabileceğimiz bir hizmeti liyakat ve ehliyetle yapacağımızı ihsas ederiz ve bu istikamette bir görev verilirse asla imtina etmeyiz. Görev anlayışımızı dört temel esasa oturturuz. Birincisi samimiyet.

GÜNEBAKIŞ: İlkalerinizde en çok neyi önemsersiniz?

YILDIRIMHAN: SAMİMİYET... Hizmet yaparken kendimize ve insanlara gönülden samimi davranmak, işimizi samimiyetle yapmak ve asla insanları aldatmamak. Çünkü bizi aldatan bizden değildir. Bu bizim inancımızdır. Onun için samimiyet işin temelidir. Yaşadığımız dönemin en sıkıntılı alanı samimiyetsizliktir. Hizmet yaparken, davranış kalıplarımızı geliştirirken mutlaka samimiyet gerekir. Hz Ömer’in ifadesi ile mutlaka ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol. Samimiyet budur. Yani melami karakterli olma. Bizim dayandığımız ana unsur samimiyettir. Çok şükür tek sermayemiz de budur.

İKİNCİSİ MUHABBET: Muhabbet yoksa samimiyet de yok demektir. İnsanı sevmeden, insanlara gönülden muhabbet duymadan onlara hizmet etmek mümkün değildir. Sadece insanlara değil, diğer canlılara ve doğaya muhabbet beslemeden hizmetkâr olmak zor. Ben muhabbet konusunda toplumda çok büyük fay hatları oluştuğunu, bu nedenle yapılan hizmetlerin de toplum tarafından dikkate alınmadığını müşahede ettim hep. Bundan ötürüdür ki bizim önceliğimizin başında toplumun her kesimine bir muhabbet ve güven duygusu yaymamızın önemli olduğunu düşünüyorum. Muhabbet aynı zamanda berekettir. Bereket sizin yaptıklarınızı Rabbimizin arttırması demektir. Muhabbet yoksa bereket de yoktur. Ne yaparsanız yapın toplum yaptıklarınıza sırt döner. ÜÇÜNCÜSÜ HAKKANİYET: En önemli meselelerden birisi hakkaniyettir. İdarede olanların mutlaka ehemmiyet vermesi gereken konuların başında hakkaniyet gelir. Hakkaniyet duygusunun sarsıldığı bir yerde, toplumun güveni yıkılır ve yapılan hizmetlerin etkisi olmaz. Toplumun idarecisinden talep ettiği en önemli mesele hakkaniyettir. Hem hizmette hem davranışta hakkaniyetli olmak esastır. Hem kamunun ferde karşı hukukunu korumada hem de ferdin kamuya karşı hukukunun korunmasında hakkaniyet olmalıdır. Hakkaniyet yoksa şeffaflık da yok demektir. İdarecilerin kamu işlerinde şeffaf ve katılımcı bir anlayışı benimsemesi adalet ve hakkaniyeti uygulaması çok önemlidir.  Milletimizin hakkaniyet konusundaki talepleri bizim için çok önemlidir. Ranta dayanan, kayırmacılığı çağrıştıran, imtiyazlı adamların ve alanların oluşturulması algısı hakkaniyet duygusunu ortadan kaldırır. Buna hakkımız yok. Hiçbirimizin toplumun vekâletini topluma rağmen kullanmaya tevessül etmemesi gerekir. Kimse kendini en akıllı görmemelidir. Aklını beğenmek şeytanın yoludur ve topluma karşı haksızlıktır. Şahsen benim temel felsefem budur.

DÖRDÜNCÜSÜ: ORTAK AKIL. Dördüncü önemli ilkemiz herkesin ve her kesimin düşüncesini ve görüşünü esas alan, katılımcı, paylaşımcı istişareyi esas alan bir yönetim. İdareciler, başkanlar toplumun vekâletiyle topluma hizmete talip insanlardır. Vekâletini aldığınız insanlara sırt dönmek, onları dinlememek, görüşlerini değerli bulmamak, kendi aklını beğenmek, istişareyi ve ortak aklı sadece politik bir manevra olarak geçiştirme mekanizması hâline getirmek bir idarecinin siyasî intiharı olur. Günümüzün moda tabiri ile ortak akıl, kültürümüzün ise istişare olarak kurumsallaştırdığı katılımcı, toplumun ilgili kişi, kurum ve kuruluşları ile şeffaf, samimi iş birliğini ve paylaşmayı esas alan yapıyı mutlaka yeniden hayata geçirmeye mecburuz. Topluma rağmen, STK’lara rağmen bir idarî yapı ile mesafe alamayız.

GÜNEBAKIŞ: Önemli bir yolculuğa çıktınız. Şehirden nasıl bir hava alıyorsnuz?

YILDIRIMHAN: Bizim önce insan ilişkilerini restorasyona tâbi tutmamız, sağlıklı bir zemine oturtmamız gerekiyor. Bu dört temel ilke üzerine inşa edeceğimiz yönetim anlayışı, arkasından büyük atılımları ve hizmetleri sürükleyecektir. Liyakati esas alan, topluma karşı vicdani hisleri hassas bir yönetim büyük bir sinerjinin ortaya çıkmasına ve herkesin ciddi bir aidiyet duygusu ile şehrine sahip çıkmasına vesile olacaktır. Kavgadan, ötekileştirmekten, küçümseme anlayışından süratle uzaklaşmak ve şehrin bütün paydaşlarını, şehir menfaatleri konusunda sağlam bir duvar gibi kenetlemeliyiz.

GÜNEBAKIŞ: Biraz şehiri konuşalım. Trabzon’u konuşalım...

YILDIRIMHAN: Her şehrin kendine ait sorunları vardır. Altyapı üst yapı, şehircilik, sosyal doku vs. Trabzon’un da kendine ait geçmişten, topoğrafyasından, ihmallerinden, yanlış uygulamalarından ne derseniz deyin çeşitli sorunları var. Bunların çoğu elbette aşılamaz sorunlar değildir. Sorunların çözümü elbette mümkündür. Mesele doğru yönetmek, paydaşları doğru bir şekilde sürece dâhil etmek ve herkesin aklını önemsemektir. Başlangıçta da ifade ettim, bütün mesele samimi olmaktır. Samimi olunursa toplum, imkânları da imkânsızlıkları da görür ve akıl süzgecinden geçirerek değerlendirmesini ortaya koyar.

GÜNEBAKIŞ: Algı ile gerçekler arısnda bir değerlendirme yapar mısınız?

YILDIRIMHAN: Bir algı çağında yaşadığımız gerçektir. Ancak halk bütünüyle algılar üzerinden yönetilemez. Bu büyük bir aldatmacayı ve kandırmayı ortaya çıkarır. Algının gerektiği yerler sadece yanlış anlamaları ve anti propagandayı engellemek içindir. Yoksa hayaller ve algılar üzerinden bir toplum idare edilemez. Çünkü hayat büyük bir canlılık ve harekettir. İhtiyaçların karşılanması tıkanırsa toplum adamı duvara çarpar. İş yapma algı yap. O zaman vaktin sonunda toplum terazisine ne koyacağız? Toplumu algılarla kandırmak da büyük hakkaniyetsizliktir.

 GÜNEBAKIŞ: Son olarak neler söyleyeceksiniz?

YILDIRIMHAN: Halkımıza açık mesajımız şudur: Bize toplum adına yüklenecek hiçbir sorumluluktan kaçmayız. Sorumluluk verildiğinde de onun gereğini nasıl yerine getirdiğimizin şahidi yine halkımızdır. Gerek belediyecilik hayatımızda gerek Vakıflar Bölge Müdürlüğünde gerekse müsteşar yardımcısı olarak bakanlıkta gece gündüz nasıl mesai ortaya koyduğumuz, nasıl iş ürettiğimiz ortadadır. Şimdi de şehrim adına yüklenecek hiçbir sorumluluktan kaçmam. Âdeta ateşten gömlek olan şehir sorumluluğunu biiznillah hakkıyla yerine getiririz. Bunun için bir hırs sahibi değilim. Bu ülkeye, bu şehre hizmet etmiş ve edecek çok güzel insanlar elbette var. Yeri gelir biz sorumluluk üstleniriz yeri gelir sorumluluk üstlenenlere dua eder, yardım ederiz. Elbette her şey nasiptir. Toplumlar da idareciler de layık oldukları halkı ve idareciyi bulurlar.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Cihat 1 ay önce

Samimiyetine gönülden inandığım Mazhar Abimiz Allah çıktığın bu yolda yar ve yardımcın olsun.Şunu net ifade edebilirim.Eğer olursa Trabzon bir başkan değil her kesimin gönlüne hitap edebilecek bir Ağabey kazanmış olacak.Bırakın makam odalarını sokaklara sığmayıp taşacak kişidir Mazhar YILDIRIMHAN

Avatar
Mücahit 1 ay önce

Halkın adamı. İnşAllah hak ettiği yerlere gelecektir

banner89

banner108