banner114

Makine gibi takımdık, 15 dakikada işi bitiriyorduk!

TUNCAY SOYAK KİMDİR?

Tuncay Soyak, 1959 yılında 3 kardeşin en küçüğü olarak Ankara’da dünyaya geldi. İlk, orta ve liseyi Ankara’da okudu. Babası, işi nedeniyle Ankara’da yaşadıkları dönem memlekete gittiklerinde Tuncay’ı 2. Lig maçlarına götürür. Hattâ Trabzonspor’un 1. Lig’e çıkmak için Ankara’da PTT ile oynadığı maça da babasıyla giden Tuncay Soyak, o maçı da hafızasında “unutulmazlar” arasına yerleştiriyor. Ve bir yıl sonrası şampiyonluk maçı…

Trabzonspor’un 1. Lig’e merhaba dediği sezon şampiyonluğa giden pek çok maça yine babasıyla birlikte gidiyor Tuncay Soyak…

Aslında onlar ailece futbolun içindeydi. Zira baba Mahmut Nedim Soyak, Doğanspor’da amatör olarak futbol oynamış, amca Talat Soyak Trabzon’un en önemli hakemlerinden ve bir diğer amca da Sebat’ı çalıştırmış bir isim.

Ankara’da 3. Lig’de Petrol-İş’te futbola adım atan Tuncay Soyak, 18 yaşında da Trabzonspor’un amatör takımında oynamak üzere Trabzon’a geldi. Ancak geldikten bir ay sonra Özkan Sümer tarafından A Takım’a alındı. Soyak, futbol adına ilkleri hep Trabzonspor’da yaşadı. İlk profesyonelliği Trabzonspor’da ve henüz 18-19 yaşlarındayken yaşadı. İlk profesyonel maçı Avni Aker’de ve Fenerbahçe’ye karşı olan Soyak, ilk Avrupa Kupası maçını da yine Avni Aker’de oynadı.

1 Temmuz 1986'da Galatasaray'a transfer olan Soyak, ertesi sezon Gençlerbirliği'ne geçip orada da bir sezon oynadı.

Soyak, 1988-1989 sezonunda ise 2. Lig'deki Zeytinburnuspor'a transfer oldu ve mavi beyazlı takımla şampiyonluk yaşayarak üst lige yükseldi.

Soyak, 1. Lig'de iki sezon daha oynadıktan sonra 28 Temmuz 1991'de Zeytinburnu ve Trabzonspor arasında düzenlenen bir jübile maçıyla 32 yaşında futbolu bıraktı.

8 yıl formasını giydiği bordo-mavili forma ile 182 maça çıkan Tuncay Soyak, 42 gole imza attı.

Soyak, futbolu bırakmasından sonra 1993 yılında antrenörlük diploması aldı. Alt ve amatör liglerde birçok takımı çalıştıran Soyak, 1980-1984 yılları arasında 9 kez giydiği A Millî Takım formasıyla 3 gol attı.

Tuncay Soyak, Trabzonspor’da 4 şampiyonluk, 5 Cumhurbaşkanlığı Kupası sevinci yaşadı. 25 yıl antrenörlük yapan Tuncay Soyak, hâlen İstanbul’da kendi ismini taşıyan spor akademisinde çeşitli branşlarda spor eğitimi vererek gençleri geleceğe kazandırıyor. Soyak burada da amaçlarını, “Amacımız sağlıklı bir vücudun yanı sıra dirençli bir yapı, çabuk kavrayan bir zihin, âni karar veren bir dimağ, disiplinli ve istikrarlı bir hayat tarzı ve tüm bunların sonucu olarak ruhsal ve bedensel direnci zirvede bir insan ortaya çıkarmaktır.” şeklinde özetliyor.

Trabzonspor’un 14 Eylül 1983 tarihinde, UEFA Kupası 1. Tur ilk maçında Inter’i 1-0 mağlup ettiği karşılaşmada attığı muhteşem golle hafızalara kazınan isim Tuncay Soyak…

Şenol Güneş’in kaleci, Büyük Hasan, Küçük Hasan şeklinde benzer isimlerin ayırt edildiği yıllar… O maç unutulur mu, hafızalardan silinebilir mi? Zaten Trabzonspor, Avni Aker’de hangi devi dize getirmedi ki! Trabzonspor, o unutulmaz 1-0’lık maçın rövanşında İtalya’da yapılan bin bir türlü oyun sonucu 2-0 mağlup olarak Avrupa kupasından elenmişti. Hattâ Şenol Güneş’in kafasının yarıldığı, sahaya sayısız yabancı maddelerin atıldığı, Kemal Serdar, Turgay Semercioğlu’nun âdeta linç edildiği bir maç oldu. Üstelik İtalyan ekibi maçın sonlarında bulduğu 2 golle elemişti Trabzonspor’u… Inter’le oynanan ilk maç kadar ikinci maç da Tuncay Soyak’ın hayatında unutamadıklarından…

Tuncay Soyak, orta saha oyuncusu olmasına rağmen golleriyle dikkat çeken bir oyuncu oldu. Trabzonspor’daki ilk maçı olan Fenerbahçe maçı da Soyak’ın unutulmazları arasında. Zira Trabzonspor’un 1-0 geride olduğu karşılaşmanın son dakikasında yaptırdığı penaltı ile maçın 1-1 bitmesini sağlayan isim oldu.

Trabzonspor’a gelişinde amatörden A Takım’a çıkışı çok kısa sürede gerçekleşen Tuncay Soyak, bunu da çalışkanlığı ve azmi ile başaran bir isim oldu. Trabzonspor’a gelişi de kariyeri de aynı başarılı çizgide devam eden Tuncay Soyak, orta saha oyuncusu olmasına rağmen attığı gollerle dikkat çekti.

Soyak, yaklaşık 8 sene giydiği Trabzonspor forması altında şampiyonluklar kazandı, kupalar kaldırdı; 182 maçta 41 gole imza atma başarısını gösterdi.

Tuncay Soyak, Trabzonspor’da oynarken kendi deyimiyle yaşadığı bazı problemlerden dolayı bir anlık duygusal yoğunlukla bordo-mavililerden ayrılmak için Galatasaray’dan gelen teklifi kabul etti. Yöneticiler de kendisine izin verince bu kez İstanbul’un yolunu tuttu. Ancak sarı-kırmızılı ekipte henüz ilk maçında talihsiz bir şekilde ayağı kırılınca da çok verimli olamadı yeni takımında.

Tuncay Soyak, Trabzonspor taraftarıyla her dönem çok iyi diyaloğunun olduğunu ve Avni Aker’de unutulmaz maçlara çıktığını anlatırken bir kez daha o dönemleri yaşıyor âdeta. Geçmişe dönük de “Belki o duygusallıkla karar verip Trabzonspor’dan ayrılmasaydım… Ve Galatasaray forması ile oynarken ayağım kırılmasaydı…” Hayatına dair yaşadığı iki keşkesi olmuş Soyak’ın…

günebakış: Bize kendinizi ve ailenizi anlatır mısınız?

Tuncay Soyak: Ben Ankara’da dünyaya geldim ama Ankaralı değiliz. Trabzonluyum. Trabzon’un İskenderpaşa Mahallesi... Babam Boztepe, annem İskenderpaşa Mahallesi’nden. Babam askerliğini Ankara Etimesgut’ta yapıyor. Sonra TEKEL fabrikasında işe giriyor. Bu nedenle biz de Ankara’da dünyaya geliyoruz. Köyümüzün eski adı Sanliga, yeni adı Beştaş köyü. Bizim orada hâlâ yerlerimiz vardır.

Babam beni Trabzonspor’un 2. Lig dönemlerinde maçlara götürürdü.

Yine babam beni, 1972 yılında Ankara’da PTT ile oynayıp şampiyonluğu kaçırdığımız maça götürmüştü. Ve henüz 13 yaşındaydım. O insanların ağlaması, o kadar insanın üzgün bir şekilde geri dönmesini yaşadım.

Hiç unutmam 60. dakikada golü yedik. Kalecimiz İlhan, golü atan da Salih’ti. Berabere kalsak dahi şampiyon oluyorduk. Necmi Pereklilerin oynadığı bir Trabzonspor’u izledim o zaman.

2. Lig’de şampiyon olduğu maça şahit oldum. Sakarya’daki, Konya’daki, İzmit’teki, Kayseri’deki maçlarını izledim. Babam Mahmut Nedim, Doğanspor’da amatör olarak futbol oynamış. Amcam hakem ve aynı zamanda Sebat’ı çalıştırmış. Biz ailecek futbolla iç içeydik. Trabzon sporunun içinden gelmişiz. Amcam rahmetli Talat Soyak, Trabzon’un en önemli hakemlerindendi.

günebakış: Ankara’da okul hayatınız ve sonrası nasıl gelişti?

Tuncay Soyak: Ankara’da liseyi bitirdikten sonra Özkan Sümer beni Trabzonspor’a aldı. Ankara’da 3. Lig’de Petrol-İş’te oynadım. 18 yaşında Trabzonspor’un amatör takımına gelmiştim. Özkan Sümer hocam beni amatör olarak aldı, bir sene amatör olarak oynayacaktım ama bir ay sonra beni A Takım’a aldı. Kızılcahamam kampında 4 kişi eksikti. Levent (santrafor), kaleci Oryal, ben ve Arif… 4 oyuncu A Takım’a gittik. Çift kale maç yapmak için 4 eksik vardı, onu tamamladık orada. 14 Eylül’de Trabzon’a döndükten sonra profesyonel oldum. Onun için Avni Aker’in bende ilkleri çoktur.

Ailem o sırada Ankara’daydı. Ben Trabzon’a teyzemin yanına geldim. 8 sene bu şekilde Trabzonspor’da oynadım.

18-19 yaşlarında Trabzonspor’da profesyonel oldum ve ilk profesyonel maçım Avni Aker’deydi. İlk derbi maçım da ise yine Avni Aker’de Fenerbahçe’ye karşı oynadım. O maçın da şöyle bir anısı var: 14 Eylül 1978 tarihiydi. Maçın 89. dakikasında 1-0 mağluptuk, penaltıyı ben yaptırdım. İvançeviç düşürdü beni. Tartışmalı bir penaltıydı. O zaman sadece TRT 1 vardı. Ve karşılaşma 1-1 bitti. İlk Avrupa kupa maçımı orada oynadım.

günebakış: Avni Aker’le ilk buluşmanız ne zamandı?

Tuncay Soyak: İlk olarak amatörken idmanlara çıktım. İlk profesyonel maçım da o 14 Eylül’deki Fenerbahçe maçıydı.

Avni Aker anlatılmaz yaşanır. Oraya gelen takımlar biliyorsunuz orta sahayı geçti mi kendilerini gol atmış sayıyorlardı! Korner atarsa başarılıydılar. Rakip takım bırakın korneri, orta sahayı geçince büyük başarı sayılıyordu.
Özkan Sümer beni Genç Millî Takımı’ndan tanıyordu. Trabzonspor Amatör Takımı’na geliş amacım zaten oynarım düşüncesiydi. O hayalle gelmiştim. Ama o hayalimiz çok çabuk gerçekleşti. Burada Özkan Sümer’in bize büyük katkısı var, çünkü ona herkes cesaret edemez. Özkan Sümer’in öyle bir vizyonu var. Öyle ilkleri yapar o. Küçük Hamdi, Hami, Küçük Şenol, Güngör, rahmetli Mustafa Gedik…

günebakış: O dönemler sizin gözünüzde taraftar nasıldı, sizde nasıl bir iz bıraktı?

Tuncay Soyak: Biz zaten o maçların hepsinde ful oynuyorduk. 20 bin kişilik stat doluyordu. Takımın temposuna seyirci de uyuyordu. Çünkü takım o zaman çok baskılı oynuyordu. İlk 15 dakikada 3-0 yapıyorduk. O dönemler rakibe baskı kuruyor ve oyunu rakip alana yıkıyorduk, seyirci coşkusu ise çok üst düzeydi. O zaman perşembe günleri Avni Aker’deki çift kale idmanları bile 5 bin taraftarla yapıyorduk. Halk o zaman idmanları da takip ediyordu. Kim formda, kim değil diye gözlem yapıyordu. O perşembe günkü son provayı onlar da izliyor ve takımın nasıl çıkacağına karar veriyorlardı! Kapalı ful doluyordu. Bazen yağmurlu havalarda idmanları Karayollarının alt tarafındaki toprak sahada yapıyorduk. Orası da doluyordu. Deniz tarafında tribün vardı, orası da doluyordu. Avni Aker’in neyini anlatayım, o kadar çok şey var ki…

günebakış: Unutamadığınız anılarınızdan devam edelim…

Tuncay Soyak: Avni Aker’in bizde anısı o kadar çok ki… En önemlisi söylediğim gibi ilk defa oynadığım Fenerbahçe ve Inter maçıydı. 1982-1983’te UEFA Avrupa Şampiyonası maçı... Yine o maçta şöyle bir şey oldu: Maç 0-0 devam ediyor. Tribünler boşalmaya başlamıştı. 89. dakikada ben golü atıyorum bu sefer herkes tribünlere geri dönüyor. Inter’in kalecisi o zaman Zenga, Altobelli, Baressi, Hans Müller… Yani müthiş bir kadro. Sıradan bir takım da değildi karşımızdaki. Son dakikada ceza sahasında bir top düştü. Ali Kemal bir çalım attı, bir daha attı, geriye yayın üzerine İskender’e çıkardı, İskender de geriye doğru bana çıkardı, yayın dışından gelişine vurdum gol oldu, güzel de bir goldü. Çıkanlar geri döndü ve stat yeniden doldu. O anki sevincin unutulması mümkün değil. Rövanşta da onlar bizi 2-0 yendi. Ama hakemi bağladılar, Şenol Güneş’in başını yardılar! O meşhur maç... Orada İtalyan mafyası devreye girdi ve Doğu Alman hakemi bağladılar! Bizi orada haksız bir şekilde ezdiler.

Ve Avni Aker…1978-1979 sezonunda ilk şampiyonluğumu orada yaşadım. Üç yıl üst üste şampiyon olduk. 6 şampiyonluğun 4’ünde varım. 1978-1979, 1979-1980, 1980-1981, 1983-1984 şampiyonlukları ve ayrıca 5 Cumhurbaşkanlığı Kupası şampiyonluğu…

günebakış: En çok üzüldüğünüz maç hangisi?

Tuncay Soyak: Bizim sahada Beşiktaş’a 1-0 mağlup olup onların şampiyon olduğu maç. Ben o maçta çok üzülmüştüm. Ligde de son maçtı, bizim iddiamız yoktu ama o maçta yenilmemiz bana çok koymuştu! Berabere kalsaydık Galatasaray şampiyon olacaktı. Kaleci Zafer ve ben çok müthiş oynadık ama gol atamadık. Ve o maç benim Avni Aker’deki son maçımdı. O sezon sonu ben Galatasaray’a gitmiştim.

Geçmiş dönemden bugüne kadar takımdaki arkadaşlık ruhunu düşündüğümüzde…

Bu zamanla o zamanı mukayese etmek bile mümkün değil. Çünkü bu zaman artık tamamen iş büyük boyutlara ulaştı. Futbol büyük bir pazar oldu. Ekonomik boyutu çok büyük. Sadece şunu söyleyeyim: Bizim dönemimizde kulübün ekonomik anlamda büyük bir geliri yoktu. Sadece stattan gelen saha geliri ve yöneticilerin verdiği para... Zaman zaman da İstanbul’dan toplanandı. Kulübün hiçbir geliri yokken takımı İstanbul takımlarıyla mukayese edip onlarla mücadele ediyordunuz. Bu arada İstanbul saltanatını yıkıp şampiyonluklar elde ediyordunuz. Ama bunu sadece kendi öz çocuklarınızın oluşturduğu çekirdek kadroyla yapıyordunuz. Dışarıdan İskender ve Ahmet Ceyhan vardı, onlar da hemen takıma adapte olmuştu. Zaten o takıma adapte olmamak mümkün değildi. O takıma 1976 yılından beri girenler ana iskelet hiç bozulmadı, girenler de ayak uydurdu. Tâ ki 1986 yılına kadar…

Trabzonspor’un pimi ne zaman çekildi? Bu arkadaşlık, ortak düşünce, beraber hareket etme yok olmaya başlayınca.

Trabzonspor’un çöküş noktasının başlangıç noktası ise 1982 yılında Ali Osman Denizci, Dobi Hasan, Hasan Vezir… Bu oyuncular alınırken onlara 20 milyon verilirken kendi oyuncularına 2 milyon verildi. Olay burada başladı. Trabzonspor’da şöyle bir şey vardı: Şenol Güneş kaç lira aldı? 10 lira… “Tuncay Soyak sana 8 lira veriyorum, İskender sana 8 lira veriyorum.” dendiğinde kimse bir şey demezdi. Bahattin 7 lira alırdı. Aradaki fark buydu. 10, 9, 8, 7... Mehmet Ali Yılmaz döneminde ne yazık ki bu olay başlayınca çöküşün de başlangıcı oldu. Dengeler bozulunca zaten takım ruhu da birlikteliği de arkadaşlığı da gitti ve o kötü süreç başladı. Bundan sonra 1986 yılından itibaren bütün değerler yavaş yavaş gitti. Ben Trabzonspor’da o süreci gördüm. Seyircinin futbolcuya bakış açısı, şampiyonluğu yaşamış olduğu hâlde ona bakış açısı değiştiği için, o yozlaşmayı gördüğüm için Galatasaray’a gittim. Benden sonra 1990 yılında İskender futbolu bıraktı.

Ondan sonra Hami, Lemi, Selami dönemi başladı. O dönemi de biliyorsunuz, şampiyonluk yok. Bunlar da yükseliş devrinin sermayesini yediler ve bütün parayı bunlar kazandılar. Çünkü o zaman sponsorluktu, naklen yayınlar geldi. Ogün, Tolunay, Ünal, Abdullah bunlar milyon dolarlar aldı. Ben futbol hayatım boyunca 300 bin dolar kazandım, 400 bin dolar da İskender kazandı. Bunu hesapladık biz. Onun için kimse konuşmayacak.

Geriye dönüş yapıyorum; Trabzonspor neden bu hâlde? Tek sebebi var: Kendi değerlerine sahip çıkmazsan hiçbir şey olmaz. Trabzonspor’da hocalık yapanlar, yok onun adamı, bunun adamı… Öyle şey mi olur? Ben Trabzonspor’da 4 şampiyonluk, 5 Cumhurbaşkanlığı Kupası yaşamışım. 25 yıl antrenörlük yaptım ancak beni Trabzonspor’a sokmadılar. 1461 Trabzon’u var, Sebatspor’u var ama sokmuyorlar. Orada bir kartel var demek ki?

Sadri Şener’in başkanlığı döneminde İlyas Akçay 1461’in hocasıydı. İskender, “Tuncay da bizim evladımız, o da gelsin Trabzon’da çalışsın, 1461’i ona verelim.” Diyor. Sadri Şener okey diyor ancak Mahmut Aksu benim işimi bozuyor. Bunların hepsi bilinsin. Burada Trabzon’da öyle bir şey var ki ahbap-çavuş ilişkisi diyoruz biz buna.

Trabzonspor bir kere öz ruhunu kaybetti, nerede kaybetti? Bunları söyledim. 1982 yılındaki bu olaydan sonra kaybetti. Ondan sonra kendi değerlerine sahip çıkmadı.

Gönül isterdi ki bu kadar tecrübemizle Trabzonspor’a bir şeyler verelim. Bugün neden menajer İskender Günen olmasın? Dr. Kemal Çağlar abi vardı, onun evine giderdik, o bize yemek yapardı. Taraftarlar o dönem sokaktan çevirip hesap sorabiliyordu. Şimdi taraftar da koptu takımdan.

günebakış: Avni Aker’de size göre en anlamlı şampiyonluk ya da kaldırdığınız kupa hangisidir?

Tuncay Soyak: İlk seneki kupayı unutamıyorum. 1978-1979 sezonuydu. Çünkü bir Zonguldak maçı var. İlk yarıyı 1-0 mağlup bitirdik, ikinci yarı ise 2-1 galip geldik. Sezonun bitimine 3 maç vardı. Ama o maçın bende çok büyük bir anısı vardır. Her şampiyonluk önemli ama onun yeri ayrıdır.

günebakış: Maçlara nasıl motive oluyordunuz? Takım arkadaşlarınızla diyaloglarınız nasıldı?

Tuncay Soyak: O zaman takım çok güçlüydü. Çok iyi çalışıyorduk. Ahmet Suat Özyazıcı, Özkan Sümer… Özellikle Özkan Sümer döneminde fizik-kondisyon olarak çok iyi durumdaydık. Ve kendimize çok iyi bakıyorduk. Zaten Trabzon’da yapacak başka bir şey yoktu. Antrenman yapıyorsun, balığını yiyorsun. Kuyu Restoranda maç yemeğini yer direkt stada giderdik. O zaman o takım makinenin üzerinde bir takımdı. Tık tık tık… 15 dakikada iş bitiyordu. Zaten oraya gelen takım oyuncularının bacakları titriyordu! Adam orta sahayı geçemiyordu. Rıdvan Dilmen hâlâ anlatır…

Bir de son şampiyonluğumuzda Fenerbahçe ile İstanbul’daki maçta Dobi Hasan’ın 90. dakikada attığı golle şampiyon olmamız. O son şampiyonluğumuzdu. Ve çok anlamlı bir maçtı. İstanbul’da oynadığımız maçlarda bazen onlardan fazla taraftarımızın olduğu da oluyordu. Kendi sahamız gibiydi orası.

günebakış: Avni Aker’de bir uğurunuz var mıydı?

Tuncay Soyak: Biz o ufak tünelden çıkarken maça konsantre olmuşuz zaten. Stadın o doluluğu bize yetiyordu. Avni Aker’de hiçbir zaman boş bir tribüne oynamadım. Dolmayan yer yoktu orada. Her maç için söylüyorum bunu. 8 sene... İki tane formamız vardı, onu tamamlıyorduk. Sonunda şampiyon olunca da o formayı veriyorduk.

günebakış: Ve şimdilerde kendi isminizi taşıyan spor akademisindesiniz… Neler var Tuncay Soyak Akademisi’nde?

Tuncay Soyak: 20 dönüm arazi üzerine 3 tane kapalı tenis kortu, 2 tane kapalı halı saha, 1 tane kapalı basketbol ile voleybol sahası olan, sporcu sağlık eğitim merkezi ve tedavi merkezi burası.

Spor merkezi olarak kurduk. Neler var? Tuncay Soyak Futbol Akademisi, Hidayet Türkoğlu Basketbol Okulu, Avrupa Yakası Tenis Kulübü... Burayı Hidayet Türkoğlu ile beraber yapıyoruz. Sporcu Sağlık-Performans Merkezimiz var. Burada bütün sporcuların yetenek testlerini yapıyoruz. Profesyonel takımlara kondisyoner, kuvvet ve yetenek testleri yapıp programlarını yapıyoruz. Ayrıca tedavilerini yapıyoruz. Profesör İbrahim Yanmış hocamız bizimle beraber. Üç adet kortumuzla Mustafa Er hocamız tenisin başında. Futbolun başında ben, voleybol kız okulumuz, jimnastik okulumuz, bayanlar basketbolda Şaziye Ünver var. Üç ortak arkadaş olarak yapıyoruz bunu. Her branşta 4 yaşından 16 yaşına kadar çocuklarımızı spora kazandırmak için burada bulunuyoruz.

günebakış: Sayın Soyak teşekkür ederiz.

Tuncay Soyak: Ben teşekkür ederim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner108