banner114

KTÜ’nün bir markası: Teknoloji Transfer Ofisi

Karadeniz Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süleyman Baykal, ismi ve yaptıklarıyla Trabzon ve bölge sınırlarını çoktan aşan Teknoloji Transfer Ofisini anlattı. 2012 yılında alınan senato kararıyla kurulan Teknoloji Transfer Ofisi bugün birçok paydaşıyla birlikte Türkiye’nin kalkınmasına teknolojik ve akademik destek sağlıyor. KTÜ’nün sahip olduğu altyapı ve akademisyen havuzunun kent, bölge ve ülke geneliyle birlikte uluslararası ihtiyaçların karşılanmasında kullanılmasını sağlamayı amaçlayan Teknoloji Transfer Ofisi, üniversite-sanayi iş birliğinin bölgedeki en önemli kuruluşlarından biri. Teknoloji Transfer Ofisi, üniversite-sanayi iş birliğinde bir köprü vazifesi görüyor.

Sayın Rektör, Teknoloji Transfer Ofisi, KTÜ’nün bir markası ve önemli paydaşları var. İş sahasına önemli katkılar sunuyor…

Teknoloji Transfer Ofisi kurulduğu süreçten bu yana özellikle son 2 yılda önemli yapı değişimlerine uğradı. Ayrı olarak kurduğumuz Bilimsel Araştırma Projeleri Birimi ve Teknoloji Transfer Ofisini daha sonra birleştirdik. İşlerliği hemen gerçekleşmedi. Ama şu an üniversitenin öğretim elemanları arasında Teknoloji Transfer Ofisinin ne iş yaptığı, nelere katkı sağladığı, nelere katkı sağlayabileceği konusu artık yerleşti.  

Yalnızca üniversitede mi yerleşti?

Hayır, yalnızca üniversitede değil. Aynı zamanda Teknoloji Transfer Ofisinin iş birliği yapacağı iş sahalarında da artık yerleşti. Trabzon’da, Rize’de, Samsun’da, Gümüşhane’deki firmalarla ciddi iletişimler kuruldu. Teknoloji Transfer Ofisinin onlara ne gibi faydalar sağlayacağı anlatıldı. Teknoloji Transfer Ofisi, üniversiteye hizmetten daha ziyade şehirle ve şehirdeki teknolojik yatırımlarla ilişkilendirilmesi gereken bir birim ve öyle de oluyor. Burada çalışan arkadaşlar üniversiteden ziyade daha çok dışarıda faaliyet gösteriyor. Çünkü hedef kitle sanayicilerdir, fabrikalardır. Hedef kitle sadece Trabzon değil. Trabzon dışında erişim kurulabilecek yerler var. Güzel ilişkiler kuruldu ve güzel çalışmalar başlatıldı. İşler artık rayına girdi. Tanınma dönemi bitti. Bundan sonra atılan adımlar katlanarak yürüyecek. Sonuçlarımız da bize yüz güldürmeye başladı. Teknoloji Transfer Ofisini bu iki ay içerisinde Araştırma Merkezine de dönüştürdük. Bu da bizim için bir avantaj. İnşallah artık Teknoloji Transfer Ofisinin hizmetini talep eden her birime, her kuruma, her sanayiciye gerekli hizmeti ayaklarına götüreceğiz.

Şimdi burada tabiri caizse üniversite mi sanayicinin ayağına gidiyor yoksa karşılıklı bir durum mu var? Nasıl oluşuyor?

Her ikisi de…

Teknoloji Transfer Ofisinin faaliyetlerini biraz daha açabilir miyiz? Okurlarımızı daha da bilgilendirelim...

Örneğin bir şirket, yatırım yapmayı planlıyor veya bir iş geliştirmeyi planlıyor. Bu planladığı yatırımda iş geliştirmesinde bazı ihtiyaçları var. Ne olabilir ihtiyaçları? En basitinden “Bu birimi ben bir iş yeri olarak daha iyi konuma nasıl getirebilirim, bununla ilgili nereden bilgi alabilirim?” Teknoloji Transfer Ofisi, iş sahibini bir danışman öğretim üyesiyle buluşturur. Şirketi danışman öğretim üyesiyle beraber oturtturur. O şirketin daha iyi piyasa elde edebilmesi veya ürününü daha iyi pazarlaması için yollar araştırılır. Ya da mühendisle buluşturur, geliştirdiği ürünün geliştirilme sürecindeki problemlerini daha kolay nasıl giderebileceğini aktarır. Bunlara yönelik olarak üniversitenin bilgi havuzunu veya üniversitede var olan bilgiyi onlara taşır. Aslında burada esas kazanım karşı taraf yani işletmeci oluyor, sanayici oluyor.

Daha farklı kazanımları var mı?

Evet, farklı desteklerden yararlanmalarını sağlıyorlar. Teknokent’ten yararlanmasını sağlama konusunda onlara yardımcı oluyorlar. Elinde var olan bir işlem yapmış, onu patente dönüştürme konusunda ya da ortak proje çalışmalarında… Örneğin Avrupa Birliği bir proje ortaya çıkartıyor. Bu proje ilana çıktı. İnsanların bu ilanları sürekli her defasında takip etmesi mümkün olmayabilir. Teknoloji Transfer Ofisi, o ilanda aranan öğretim üyesiyse öğretim üyesine gidiyor ve öğretim üyesine ilanda ortak arandığını ve öğretim üyesine proje ortağı olmayı teklif ediyor. Ya da bu aranan ortak, şirket veya sanayiciyse ona gidip projeyi anlatıyor ve ortak olmayı teklif ediyor. Böyle güzel şeyler çıkıyor ortaya. Mesela sanayiciyle beraber üniversite öğretim üyelerinin ortak projeleri oluyor, burada projenin yazılma safhasından tutun da uygulama safhasına kadar hepsinde birikmiş bilgiyi kullanarak onların işini kolaylaştırıyor. Sanayici bir projede o projenin hazırlanmasında bilgi sahibi olmayabilir, doğaldır çünkü çok ilgilenmemiştir ama ayağına o bilgiyi getirerek onun paydaşı yani bir ortağı hâline getiriyor sanayiciyi. Aynı zamanda sanayiciyle beraber buradaki öğretim üyesini de buluşturuyor. Bunlar çok yönlü faydalar. Bu kültür bir anda yerleşmiyor. Ama son bir buçuk senedir çok güzel örnekleri de var.

Herhalde gerçekleşen projeleri başkaları da örnek alıyor ve yapmak istiyor değil mi?

Bir tanesine siz bir yerden başladığınız zaman onu gören diğeri ona ortak oluyor ya da benzer proje veya bir proje ortağı olmak istiyor. Burada Teknoloji Transfer Ofisi iyi bir aracılık yapıyor.

Sayın Rektör teşekkür ederiz.

Ben teşekkür ederim.

Söyleşi: Berkant PARLAK

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner108